Domino etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Domino etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25.12.07

To Rococo Rot - ABC123 (Domino, 2007)

Almanya'nın bizi uzun bir süre müzikal açıdan hazza ulaştırmış bir triosu To Rococo Rot. Ismindeki amalgam haricinde bize Post Rock tarzında icra ettikleri müzikleriyle birçok konuda örnek oldular.

Grup üyeleri Robert Lippok, Ronald Lippok ve Stephan Schneider ilginç biçimde birbirlerine bağlılar. İlginçlik aslında ikisinin kardeş olması değil, herhangi biri ayrılsa grubun tamamen dağılacağı gerçeğinden yola çıkıyor. Hepsinin ayrı projelerde eli kolu var (Tarwater, Mapstation vs.) fakat To Rococo Rot bir proje ve profesyonel yaşamlarının onlara göre geçici bir parçası. Günümüzde grup üyelerinin zırt pırt değiştiğini düşünürsek farklı bir yaklaşım.

Grubu Hotel Morgen ve Cosimo albümleri benim için cidden önemli bir yer teşkil ediyor. Bir arkadaşım sayesinde tanıştıktan sonra oldukça içine düşmüştüm bir dönem. Yeni albümleriyle de bu dönemi canlandırmayı umuyordum. Ama olmadı.

Bir kere albüm 20 dakika. Ne olduğumu şaşırdım ilk anda. Ricardo Villalobos'un bir parçası bile bundan uzun diye haykırasım geldi ama sonra onun kafası güzeldi dedim geçtim bu düşünceyi. Ama grubun açıklaması bunun gelecek yıl çıkacak albüm için bir hazırlık olduğu niteliğinde. İlginç ve saçma bir yaklaşım. Single çıkarsaydınız bari, onca zahmete ne gerek vardı.

Bu albüm diğerlerine oranla daha enerjik bunu ilk anda fark ediyorsunuz. Zaten ilk anda fark etmezseniz albüm bitiyor direk. Neyse uzattım süre konusunu. Albümde ses kesitleri kullanımı üçlünün yetenekleriyle orantılı olarak başarılı. Ancak çalışmaların kısalğı herhangi bir fikir edinilmesini zorlaştırıyor. Albümde en çok Enigma dikkatimi çekti. 3 dakika olması belki bunda etkilidir. Ancak 7 dakikaya uzarsa gerçekten güzel bir yapılanma ile özel bir yer edinebilir. Onun haricinde kısa sürelerde bir şey anlamakta zorlanıyor insan.

En iyisi biz 2008'de çıkaracakları yerli yerinde albümlerini bekleyelim. Böyle ağza çalınan bir parmak bal durumu var. Balın çeşidini bile anlamak zor, iyi mi kötü mü.

MP3: To Rococo Rot - Freitag
MP3: To Rococo Rot - Enigma

To Rococo Rot @ MySpace
Albümü satın almak için

29.7.07

Von Südenfed - Tromatic Reflexxions (Domino, 2007)

Son dönemin yükselen elektronik müzik türevlerinden biri olan elektro rock yeni bir isme kavuştu Mayıs ayında. Bu isim Von Südenfed. Andi Toma, Jan St. Werner ve Mark E. Smith'den oluşan grup Mayıs ayının ortasında "Fledermaus Can't Get It" adlı bir single yayınladılar ve endüstriyel rock etkili elektro rock tarzlarıyla dikkat çektiler. Bunu 3 hafta sonra ilk albümler "Tromatic Reflexxions" izledi.

Aslında gruptaki iki kişi bize yabancı değil. Andi Toma ve Jan St. Werner aynı zamanda ülkemize de IKSV Phonem Festivali kapsamında gelen Mouse On Mars grubunu oluşturuyorlar. Mouse On Mars'ı seven ve buradaki performanslarına bayılan biri olarak bu grubu ilk duyduğumda da oldukça olumlu bir beklenti içine girdim. Bu arada grubun 3. elemanı Mark E. Smith ise efsanevi post punk grubu The Fall'un efsanevi elemanı. Öyle efsane ki NME tarafından müzikal deha olarak nitelendirilmiş ve ödül almış biri. Yani grubu daha açık tanımlamak gerekirse Mouse On Mars + Mark E. Smith.

Albüme gelince. Albüm elektro rock havasında. Endüstriyel öğelerin yanında Mouse On Mars'tan bildiğimiz hip hop vari funk edalı vuruşlar da var. Bu tür yaklaşımlar ise albümü gayet eğlenceli bir hale getirmiş. Aslında elektro zaman zaman abstrakt noktasına yaklaşıyor ancak parçaların genel yapısı itibariyle hiçbir rahatsızlık vermiyor bu. Birçok noktada LCD Soundsystem'ı andırıyor grup. Zaten Mark E. Smith de LCD Soundsystem'ı ilk dinlediğinde sevdiğim müzik işte bu demiş. Bu etkileşimin yoğunluğu da buradan geliyor herhalde.

Grubun ensütriyele bakış açısı zaman zaman Nine Inch Nails tadı veriyor. Bunun yanında ses kesiti kullanımı ise Mouse On Mars tarafından gelen bir özellik. Üzerine elektro yapıyı da koyduğumuzda oldukça keskin ve sert bir tarz ortaya çıkıyor. Bu tarzı insanlara uygun şekilde sunmak ise vuruşların olaya girişiyle mümkün oluyor. Açıkçası birçok açıdan vuruşların bu grubun başarısındaki temel nokta olduğu söylenebilir.

Vuruşların yapısı genel olarak aksak. Örneğin "Flooded"'da breakbeat tarzı bir havayla başlayıp daha sonradan big beat'e dönüyor. Buna karşın "Serious Brainskin"'de doğrudan IDM başlıyor ve öyle devam ediyor. "The Young, The Faceless, And The Codes"'da ise melodiyle birlikte acid disko havasını uygun bir şekilde veriyor geride kalarak.

Albümde dikkat çeken çalışmalar:

1) Fledermaus Can't Get Enough
3) Flooded
4) Family Feud
6) Speech Contamination/German Fear Of Osterreich
7) The Young, The Faceless, And The Codes
9) Chicken Laiamas

MP3: Von Südenfed - Flooded
MP3: Von Südenfed - Family Feud

Von Südenfed @ MySpace

1.5.07

Arctic Monkeys - Favorite Worst Nightmare (Domino, 2007)

Sheffield'den geçen sene hızlı bir şekilde çıkan mahşerin dört atlısı Alex Turner, Matt Helders, Jamie Cook ve Nick O'Malley kaldıkları yerden devam ediyorlar. "Whatever They Say I Am, That's What I'm Not" albümleri İngiltere'nin gelmiş geçmiş en hızlı satan çıkış albümü oldu. Bunun üzerine geri adım atmamak gerektiğinden yola çıkan Arctic Monkeys festivallerde adını daha da üst sıralara yazdırmak amacıyla stüdyoya girdiler ve karşımıza yeni albümleriyle çıktılar.

Bu arada 2006'nın adından Gnarls Barkley ile birlikte adından en çok söz ettiren grubunun geçen sene kazandığı başarılar, NME dergisi 2006'nın en iyi albümü ödülü, Time dergisi 2006'nın en iyi albümü ödülü, Hot Press dergisi 2006'nın en iyi albümü ödülü, NME ödülleri 2006'nın en iyi albümü, Brit Awards 2006 en iyi İngiliz albüm, Q Awards 2006 en iyi albüm vs.vs. daha gidiyor.

Grup olarak da NME, Brit Awards 2006 ve Muso ödüllerinde en iyi çıkış yapan grup, yine NME'de en iyi İngiliz grubu, Brit Awards 2007'de en iyi İngiliz grubu gibi bir ton ödülü aldılar.

Şöyle bir denklem yazıp albümü açıklayayım:

Favorite Worst Nightmare = mc2

1) Brainstrom - Başladığında ilk aklıma gelen şey etrafımdaki eşyaları boşaltmak oldu. İnanılmaz bir hız. Sözler "300" filmindeki oklar gibi uçuşuyor. Gitar melodileri güçlü ve çok etkileyici.

2) Teddy Picker - Hafif pop etkisi var. Gitarın yoğun havası devam ediyor. Hafif bir son dönemlerindeki "Offspring" hvası seziliyor.

3) D Is For Dangerous - Aksak vuruşların yanında ön ve arka vokallerle başlıyor. Gitardaki yoğun enerjinin devamı var burada da.

4) Balaclava - Gruptaki iki gitar daha da başarılı bir şekilde işlemeye çalışıyor. Eski hard rock modeli gitar melodileri var nakarat bölümünde. Lokomotif etkisi yaratıyor bu şekilde.

5) Flourescent Adolescent - Albümün en garip isimli çalışması olarak başlıyor. Yine popvari bir rock edasında. Çok eğlenceli. Biraz daha zorlansa ska tarzına oturacak. Çok beğendim. Festivaller için biçilmiş kaftan.

6) Only Ones Who Knows - 1960'lardaki Kaliforniya sahil kenarı havası taşıyan bir gitar melodisiyle başlıyor. İngiliz aksanı bile bu havadan çıkaramıyor sizi pek. Albümde onca enerjik parça arasında gayri resmi bir 3 dakika mola olmuş bu.

7) Do Me A Favour - Hispanik bir gitar melodisi var. "From Dusk Till Dawn" hissiyatı yarattı. İnsanın içinde alkışla eşlik etme hezeyanı doğuruyor. Hikaye her ne kadar Sheffield'da bir kızla alakalı olsa da ben hala Meksika sınırında üstü açık bir Camaro'dayım ve güzel melodinin tadını çıkarıyorum. Parça yükseldiğinde ise polisler beni takip etmeye başlıyor ama sonunda izimi kaybettiriyorum güzel bir bitişle.

8) This House Is A Circus - Yine aksak vuruşlu ska benzeri eğlenceli bir çalışma. Vokal taramalı tüfek misali ve yakalamanın imkanı yok.

9) If You Were There, Beware - Hareketli olacağa benzeyen bir gitarla başlıyor ve arkasından fırtına kopuyor. Güçlü girişin ardından vokal çok sakin geliyor. Gerçekten güzel bir çalışma.

10) The Bad Thing - Hafif bir rock n roll ritmiyle başlıyor ve vokal yine çalışmanın hızına uyan cinsten uçup gidiyor. Sonradan gelen melodi de buna uygun biçimde.

11) Old Yellow Bricks - Sonlara yaklaşırken iş biraz pop rock'a dönüyor. Vokal neşeli bir havada. Basit gitar melodisi ise buna uyum sağlıyor.

12) Sos - Albümün sonuna geldiğimde içimde hüzün var ama nedense yüzümde bir gülümseme var. Bu gülümseme albümü dinginleştiren çalışmayla devam ediyor. 6. çalışma gibi arka fonda sahil melodisi var. Sonradan hareketleniyor çalışma ama nedense albümdeki genel başarı ve enerjiyi yakalayamıyor bana göre. Zayıf halkayı sonunda bulduk geç de olsa. Neyse bu kadar kusur kadı kızında da olur.

Not: Albümün en büyük handikapı sadece 37 dakika 34 saniye olması. Yazık günah valla koca cd'ye. Tadına doyamadan bitiyor şipşak. Neyse Rock Werchter performanslarını dört gözle beklemekten başka çarem yok artık.

"Brianstorm"'un Videosu

Arctic Monkeys Resmi Sitesi
Arctic Monkeys @ MySpace