Island etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Island etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.5.08

Portishead - Third (Mercury, 2008)

Portishead Trip Hop'un efsanelerinden. Benim ve benden sonraki neslin çok yakından bildiği bir grup olmasının yanında en depresif anlarımızı resmetmesi sebebiyle de ayrı bir yakınlık duyuyoruz. Hatta 8 yıldır yazdığım Ekşi Sözlük'ün adının da buradan geliyor olması bile ayrı bir güzellik.

Portishead çok ama çok uzun zamandır beklentileri suskunlukla karşılıyordu. Grup 11 yıl boyunca bekletti de bekletti. Şehir efsaneleri ortalığı karıştırdı. Dinmek bitmek bilmeyen bir bekleyişti bu. Sonucunda ise geçen senenin sonlarına doğru güzel haberler gelmeye başladı ve nihayetinde albüme kavuştuk. Albüm çıkmadan 1 ay kadar önce Internet'e düştü ve hiç çekinmeden çektim ve dinledim. Şu anda ise bunu yazarken kucağımda Limited Edition plağı oturuyor daha yeni Juno'dan aldığım.

Fauna Project'in albümünü incelerken bu yılın Trip Hop açısından geri dönüş yılı olduğunu söylediğimde bu albümü ve Massive Attack'in haberleri gelen albümünü düşünerek söylemiştim. İyi de etmişim. Trip Hop 2000'lerde ilk defa böyle sert vuruyor. Bu muhteşem müzik türünün yitip gitmesi çok büyük bir hüzün verirdi.

Ama gelelim güzelliklere. Albüm Portishead'in bunca ara vermesine rağmen kelimelerle ifade edilmeyecek bir albümle geri dönmüş. Misak daha yeni bana 2008'in en iyi albümleri yavaş yavaş belirleniyor derken güzel oldu bu. Karıştı şimdi kafası.

Beth Gibbons'ın vokali nerede kaldıysa orada. Bu da doğal olarak grubun çizgisini korumasına sebep olmuş. Albüm sanki ara verilmemiş gibi yakın geliyor. Popmatters'daki gibi Beth Gibbons'a abuk subuk laf atmalar bile hiçbir etki ihtiva etmiyor açıkçası. "Machine Gun"'da Beth Gibbons'ın vokalinin uymaması kadar saçma bir lafa diyecek bir şey yok.

Albümün neresinden tutayım, neresini inceleyeyim demek nafile. Albümde kulağıma hitap etmeyen bir tek parça bile yok. Sıyrılanlar desek ayıramıyorum. Eskiye nazaran birazcık daha agresifler ama Psychedelic Rock kültürünün verdiği çizgiden bir gıdım sapmıyorlar. Ayrıca sanatsal açıdan baktığımızda şarkımızda tam anlamıyla bir şaheser duruyor. Üstüne hele bir de resmi sitelerinden "Machine Gun"'ın farklı canlı videolarını izleyince daha da etkili hale geliyor her şey.

Fazla söze hacet yok. Albümü alın dinleyin. Böyle bir zevki asla kaçırmamanız gerekiyor. Bu albüm olmadan 2008 tam olmaz.

MP3: Portishead - Nylon Smile
MP3: Portishead - Plastic

Bonus MP3: Portishead Live @ Coachella 2008 - Sour Times
Bonus MP3: Portishead Live @ Coachella 2008 - We Carry On

Portishead'in resmi sitesi
Portishead @ MySpace
Albümü satın almak içinLimited Edition plağını satın almak için

2.12.07

Wallis Bird - Spoons (Island, 2007)

İrlanda'nın dünyaya katkıları Bono, Cranberries ve Intel'le sınırlı kalmıyor. Şimdi de karşımıza 24 yaşında geleceğe umutla bakacak bir sanatçı daha çıkardılar, Wallis Bird. Hem de şirin, yumurcak bir tarzla.

Ama yazdığı parçalara ve vokalinin yapısına baktığımızda pek de öyle yumurcak havası yok. Gayet olgun bir yapıda. Hani ilk albüm için beklentilerin kesinlikle üzerine kalıyor. Folk'a biraz daha yeni bir bakış açısı getirerek yerleştirmiş yazdığı parçaları albüme.

Şöyle geriye bir adım atıp dinlediğimde parçalardaki enstrümental zenginliği saygıyla karşıladım. Buna en iyi örnek "6 Ft 8". Prodüktörü kim bilmiyorum ama eğer biri parmak sokmadıysa helal bu kıza.

Açıkçası Folk'a ağırlık verdiği noktalarda benim diyen Amerikalı Folk vokalistlerine taş çıkartıyor. Ha İrlanda'dan bunu yapması daha da dikkat çekici. Ama "Slow Down"'u dinlerken gerçekten bu söylediğimi anlayacaksınız. "You Are Mine" da benzer bir tepki yaratıyor insanda.

Şu ana kadar verdiği konserlerle alakalı edindiğim tepkiler ise çok güzel. 11 parçalık albümünde boş hiçbir çalışma olmamasının verdiği bir performans listesi var ve bunu insanlara çok güzel zaman geçirecek şekilde düzenlemiş. Bu daha da iyi bir haber.

Albümde beni en çok eğlendiren ise "Blossoms In The Street" oldu. Gamzeli bir insan olarak aklıma direk sokakta sırıtarak dolaşan Wallis Bird geldi etrafa neşe saçarken. E yumurcak da zaten. Tam uydu bu. Evet. Diğer eğlence kaynağı ise garip şekilde sempatik "Country Bumpkin". Adı bile komik, kendisi ise buse zorunluluğu getiriyor dinlerken.

Gelecek açısından mutlaka dikkat edilmesi gereken bir isim. Şu an söz konusu olduğunda ise albümünün dinlenilmesi gerektiğini tüm gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Island Records'a da böyle güzel bir yeteneği bize sundukları için teşekkür etmek kalıyor.

MP3: Wallis Bird - Slow Down
MP3: Wallis Bird - Blossoms In The Street

Wallis Bird'ün resmi sitesi
Wallis Bird @ MySpace
Albümü satın almak için

19.11.07

The Killers - Sawdust (Island, 2007)

1 yıl 1 ay 7 gün. The Killers'ın Sam's Town albümünün üzerinden geçen zaman bu. Geçen yazı muhteşem bir şekilde geçiren, Amerika ve Avrupa turnelerinde dinleyicilerin gönüllerine bir kere daha taht kuran grup Ağustos ayında çalışmaların hızla devam ettiğini açıklamıştı ama dürüstçe söylemek gerekirse Kasım'da beklemiyordum albümü.

The Killers'ın pop tandanslı Indie Rock havası aslında genel olarak genç nesilde çok iyi bir tepki yarattı. Benim gibi orta yaşa girmeye hazırlananlarda ise daha seyrek oldu bu ilgi ancak Rock Werchter'de performanslarını izledikten sonra sorgusuz sualsiz beğeni listeme aldım kendilerini. Festivalin onca isminin arasında en pozitif performanslardan biriydi.

The Killers'ın yeni albümü Sawdust, 13 Kasım'da piyasaya çıktı. Her şeyden önce ustalara saygı köşesinde belirtmek gerekir ki albümde Lou Reed'in desteğiyle Tanquilize adlı parça yer alıyor, hem de açılışta. Bunu gördükten sonra bir anda oturuşum değişti. Albümde diğer özellikler B-Sides'lar, daha önce yaptıkları ama sadece bazı canlı performanslarda çaldıkları gizli parçaları ve yorumlamaları var.

2004'teki Hot Fuss'tan bu yana adım adım değişime ve olgunlaşmaya çalışan grup bu albümde bir adım daha ileri gidiyor. Evet hala Hot Fuss izleri taşıyan parçalar yok değil ama genelinde daha yapılı bir havası var, hafif kilo almış, artık zıp zıp zıplamıyor. Göbek de var sanırım biraz.

"Under The Gun", "Where The White Boys Dance" ve "The Ballad Of Michael Valentine" eski havada gidiyorlar. "Sam's Town"'ın Abbey Road versiyonu gerçekten güzel bir tad olmuş. Dire Straits'ten gidip "Romeo & Juliet"'i yorumlamak biraz ilginç olmuş. Vokal olarak daha birkaç fırın ekmek yemesi lazım. Joy Division'in "Shadowplay"'ine yaptıkları yorum ise daha başarılı diyebilirim.

Mr. Brightside'ın Jacques Lucont düzenlemesi bana göre burada olmamalıydı. Sonuçta albümün belirli bir yapısı var. Tam oturtamadım albüme.

Albümde bir de ekstra "Change Your Mind" adlı çalışma var. Güzel bir sürpriz oldu açıkçası. Neden ekstraya konulmuş bilemedim. Hakeden edinsin diye herhalde.

Albüm bir Hot Fuss değil bunu söylemek gerekir. Ama zaten üzerinden 3 yıl geçti ve değişimin olması doğal. Elbette yeni parçaların azlığının da bu beklentileri yukarı çıkaramamasında etkisi var. Çalışmaların çoğu güzel ve bu da albümü dinlenebilir sınıfından saklanabilir sınıfına geçiriyor. Dinlenesi ve dikkat edilesi bir albüm. 2007 güzel bitecek anlaşılan.

MP3: The Killers - Shadowplay
MP3: The Killers - All The Pretty Faces
MP3: The Killers - Change Your Mind (Bonus)

The Killers'ın resmi sitesi
The Killers @ MySpace
Albümü satın almak için