Mayis 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mayis 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.10.08

Move D & Pete Namlook XVI - Travelling The Silk Route (Fax, 2008)

Bunca şeyi takip etmeye çalışırken yaklaşık 3 aylık bir süreyle nasıl oldu da bilemeden atladığım ve hayranı olduğum bir ikili var şimdi, Move D ve Pete Namlook. Ambient ve Minimalizm konusunda yeteneklerini haddinden fazla kanıtlamış iki kişi. Peter Kuhlmann (Pete Namlook)'ın Fax plak şirketinden çıkardıkları serinin 16.sı geldi Mayıs Ayında.

Bu ikilinin çalışmalarını takip edenler, serinin çoğu albümünün çok başarılı olduğunu fark etmişlerdir. Her zaman farklı öğeleri temel tarzlarının içine katan, bunun yanında Ortadoğu müziklerini de mutlaka içlerinde öğe olarak barındıran çalışmalar yapıyorlar. Daha önce Pete Namlook'la yaptığım röportajda da öğrendiğim üzere tüm albümler canlı olarak kaydediliyor. Daha sonra da Namlook tarafından editlenip bize ulaşıyor. Sırf bu yüzden bile saygım artıyor.

Albümün adı zaten doğrudan içerdiği müzik açısından bilgiler veriyor. Öncelikle mistisizm barındıran bir tarzları olduğundan İpek Yolu serüveni de doğrudan oryantal öğeler barındırıyor. Bunun yanında bazı noktalarda Minimalizm, bazı noktalarda Ambient yoğunlaşıyor, bazen ayırt etmek bile güçleşiyor.

Albümde 4 parça var ama hiçbirinin adı yok, yine klasik olarak numaralandırılmış Romen rakamlarıyla. I'de uzun bir mistik girişten sonra elektronik öğeler vuruşlarla tam anlamıyla yerini alıyor. II'de ise Füzyon Caz da karşımıza çıkıyor ve açıkçası beni bir hayli şaşırtıyor. Bu ikilinin çok yer verdiği ya da kompozisyonlarına kattığı bir tarz değil. III ve IV'te ise tamamen geniş melodilerin oluşturduğu destansı bir yapı var. Bu gerçekten ikiliden dinlemeye alıştığımız tarzın tam karşılığı.

Ufak değişimler olsa da yine dinlendiren, Ambient'ın tadına varmamızı sağlayan bir albüm olmuş ikiliden. Sevenleri için tekrardan güzel bir 50 dakikalık serüven sunuyorlar. Bu arada serinin devamı "There!" adlı albüm de 15 Eylül'de piyasaya çıkıyor.

MP3: Move D & Pete Namlook XVI - Travelling The Silk Road II

Pete Namlook ve Fax'ın resmi sitesi
Pete Namlook @ MySpace
Move D @ MySpace
Albümü satın almak için

5.8.08

Steinski - What Does It All Mean - 1983-2006 Retrospective (Illegal Art, 2008)

Steve Stein aka Steinski. Cut & Paste türünün yaratıcısı efsanevi DJ. Bugüne kadar gün ışığına çıkmamış, bizlerin de haliyle sağdan soldan Bootleg olarak dinleyebildiğimiz çalışmalarını bir albümde toplayıp karşımıza geçmiş. Eminim kıkır kıkır da gülüyordur. Hani DJ Shadow denince heyecanlanıyoruz ya. İşte Steinski ve konudan ayrı olarak Double Dee (Doug DeFranco) onun, Cut Chemist'in, Coldcut'ın vs. hocaları, idolleri.

Albümün Cut & Paste türü açısından muhteşem bir örneklem olduğunu zaten söylemeye gerek yok. Ama atlanmaması gereken nokta Old-Skool Hip Hop konusunda da akıl almaz bir kaynak. Albümün tek eksiği Double Dee. İlginçtir albümün hiçbir noktasında onun imzası yok. En azından görünen bir şey yok.

Hani nereden ele alacağımı şaşırdım. Daha albümün başından itibaren ağzım açık dinlemeye başladım. Sonra gözümün önüne DJ diye dinlediğim tonlarca insan geldi. Vay canına dedim. Burada Hande Yener modeli polemik başlatıyor konuma da düşmek istemem ama valla öyle.

Sadece "Jazz" adlı parça bile başlı başına insanın aklını almaya yetiyor. İçinde birçok parça barındırıyor haliyle ve geçmişe dönük antoloji olarak bile ele alınabilir. "Voice Mail"'deki 2 saniyelik ua ua bölümü de Lee Cooper reklamlarını hatırlayanlara doğrudan 80'leri ve 90'ların başlarını hatırlatır kesin.

Albümde Steinski'nin özünde Hip Hop DJ'liğinden gelmesi sebebiyle hatrı sayılır oranda scratch de var. Her parçanın çeşitli yerlerinde kendine hakim olamayıp scratch atmış. Bazı noktalarda sadece ilginçlik katmak için, bazılarında ise doğrudan parçaya uygun olarak melodik kullanmış scratchleri.

Ayrıca 80'lerdeki efsanevi "Lesson" serisinden de birkaç bukle örnekleme mevcut. Bunları dinleyebilmek bile apayrı bir zevk. "Lesson" serisi ünlü olmalarına açılan yolda katıldıkları yarışmada yarıştıkları çalışmaydı. Haliyle yarışmayı da kazandılar. O jüride Afrika Bambaata da vardı. Hey da hey.

Hip Hop DJ'liğinin en üst seviyesindeki bu 2 Disklik çalışmayı dinlemek büyük bir zevk. Her ne kadar yeni çalışmalardan oluşmuyor diyebilecek olsak da bu kesinlikle yeni bir albüm ve bize yeni çalışmalar. Bu sebeple gayet uygun bir şekilde yılın albümleri listesine de girecek hakkı olarak. Kesinlikle iyi bir yeri olacağını da düşünüyorum şimdiden. Metehan'ın bu albümü bir süre elinden düşüremeyeceğine eminim.

MP3: Steinski - Jazz
MP3: Steinski - Ain't No Thing

Steinski'nin resmi sitesi
Steinski @ MySpace
Albümü satın almak için

2.6.08

Avishai Cohen - Gently Disturbed (Sunny Side, 2008)

Daha önce "As Is Live At The Blue Note" konser albümünü incelediğim İsrailli bassist Avishai Cohen yeni albümünü 20 Mayıs'ta piyasaya sürdü. Albümün özelliği ise yeni oluşturduğu trio ile çıkardığı ilk albüm olması. Bas gitarda yer alan Cohen'e bateride Mark Guiliana, piyanoda ise Shai Maestro (Şekilli bir soyadı, İbrahim Tatlıses misali) eşlik ediyor.

Günümüzün en yetenekli ve üretken basistleri arasında yer alan Avishai Cohen eteğindeki tüm taşları dökmüş bu albümde. Açıkçası "As Is Live At The Blue Note"'a kıyasla bas gitar burada çok daha önde yer alıyor. Cohen'in yeteneklerini sergilemesi için kendisine yer açmış trionun geri kalanı. Bu da albümde kendisini oldukça güzel göstermiş.

Albümdeki tüm parçalar ya Cohen ya da Trionun tamamı tarafından yazılmış, tek parça hariç. O da eski bir İsrail türküsü olan "Gently Disturbed". Albüm melodik açıdan çok yoğun. Bunun en iyi örnekleri bana göre "Lo Baiom Velo Balyla" ve "Eleven Wives". Dinlerken etrafınızı saran muhteşem bir yapıları var.

Albüm oldukça neşeli diyebilirim. Caza çok farklı bir bakış açısı getirmiş albüm boyunca. Yoğun biçimde folk öğeleri var melodilerde her ne kadar çalgısal anlamda yer almasalar bile. Bu yeni bakış açısı kulağımda bir hayli de hoş geldi açıkçası. Albümü çok benimsedim. Küreselleşmenin yoğunluğunda yerelleşmeye dönüş gittikçe daha fazla sarıyor etrafımızı ve böylece ortaya çıkan deneysel çalışmalar (Her deneysel abstrakt değildir) arasından bu tarz güzelliklerin de gün ışığına çıkması memnun ediyor.

Bu arada albümde bir de minimalizm benzeri bir temaya bağlı olan "The Ever Evolving Etude" var. Kronos Quartet tadı veriyor belirli bölümlerinde ancak tüm trio olaya vaki olduğunda kendi havalarına sokuyorlar çalışmayı.

Valla erken öten horozun kafasını, erken konuşan eleştirmenin de kulağını keserlermiş ama bana göre 2008'in önemli Caz kayıtlarından biri olacak bu albüm. Ulvi bir dinleti sunuyor yeni sınırlarda. Mutlaka edinmenizi ve dinlemenizi tavsiye ederim.

MP3: Avishai Cohen - Lo Baiom Velo Balyla
MP3: Avishai Cohen - Eleven Wives

Avishai Cohen'in resmi sitesi
Avishai Cohen @ MySpace
Albümü satın almak için

28.5.08

Booka Shade - The Sun And The Neon Lights (Get Physical, 2008)

Walter Merziger ve Arno Kammermeier'den oluşan son dönemin gözde ikilisi Booka Shade 3. albümleriyle karşımızda. Geçen seneki efsanevi turnelerinden sonra performansları büyük bir izleyici kitlesi kazandı. Bundan Get Physical Music de büyük pay aldı elbette.

İkili "Movements" albümlerinin başarılını tekrarlamak hatta daha da üstüne çıkmak üzere geçen sene yola çıktı ve albüm hazırlıklarına başladı. Turne sırasında parça parça adım atan ikili geçen senenin sonu itibariyle çalışmalarına ağırlık verdi ve Şubat ayında albüm her noktasıyla tamamlandı.

Şunu da belirtmek isterim, grup son turnesinde Underworld ve Faithless ile karşılaştırmalara tutuldu. Daha çok fırın ekmek yemeleri lazım. Nedense bazı yazarlar gaza getirmeyi pek seviyorlar ama elmayla armudu da karıştırmamak lazım. Booka Shade'in o seviyeye gelmek için daha en az 7-8 yıla ihtiyacı var. Ama şimdi haklarını vereyim, kesinlikle potansiyel var.

Albümde yine elektronik müziğin sakin yönünden çalışmalarla bizi etkilemeye çalışmışlar. The Orb hissiyatı yaratan "Outskirts" ile başlıyor macera ve "Dusty Boots"'la sakin bir güzellik yaratarak devam ediyor. Bu parçadaki gitar kullanımı etki yaratmada başarılı kullanılmış. Vokalli olan parçalardan 2.si "Solo City" ise gerek orkestral yapısı, gerekse genel zevk yoğunluğu açısından dikkate değer.

Albümde setlerde dinleyebileceğimiz ilk çalışma "Charlotte". Itali disco havasıyla güzel bir parça olmuş ama bir yere kadar. Albüme adını veren parça ise kemanların ağırlığını koyduğu IDM andıran bir deneysel çalışma. Bana göre albümdeki müzikal açıdan en doygunlarından. Sonra gelen dikkat çekici çalışmalar da "Psychameleon" ve "Comacabana". Sonuç olarak da "Movements"'dan sonra daha farklı türlere de el atmalarıyla yüz güldüren, ikiliyi daha çok takdir etmemizi sağlayan bir albüm çıktı karşımıza.

MP3: Booka Shade - Outskirts
MP3: Booka Shade - Dusty Boots

Booka Shade'in resmi sitesi
Booka Shade @ MySpace
Albümü satın almak için

21.5.08

Pendulum - In Silico (2008)

Pendulum! Pendulum! Pendulum! Böyle bağırıyordu Leeds'de bu yılbaşında Pendulum'un setini dinlerken insanlar. Az DJ performansında seyircilerin sesleri kayda girer. Bunda kayda girmek ne kelime. Ortalık yıkılıyor adeta. Dinlerken "Orada olmak için neler vermezdim" diye düşünmekten kendini alamıyor insan.

E söz konusu Pendulum olduğunda eğlencede herhangi bir sınır yok. Drum And Bass türünün güzide grubu bugüne kadar her daim eğlendirmekten geri durmadılar. Çoğu zaman da insanları evlerinde bir pestil şeklinde yollamayı başardılar. Evet çaldıkları tür herkese uygun olmayan, hızlı ve yeri geldiğinde sert bir tür ancak sevene ilaç.

Avustralyalı altıgen Pendulum en çok canlı performanslarıyla tanınıyor. Ancak bugüne kadar 1 albüm, birçok plak ve haddinden fazla düzenleme yaptılar. Bu düzenlemelerden en ünlüsü de Pridogy'nin "Voodoo People"'ına yaptıklarıydı. Ama boş durmayıp kendi parçalarını bile yeniden düzenlediler. İngiltere Single listesine 2 kere girme başarısı da eklediler bu arada.

Pendulum 2. albümüyle karşımıza çıktı. Albümde dikkat çeken bir nokta orjinal Pendulum triosunun gruba 2 kişi daha alarak biraz değişim geçirdiği. Değişim sadece grup üyelerinin sayısında değil ayrıca türlerinde de olmuş. Evet DnB temelindeler ancak bu sefer saf DnB yerine işin içinde Rock var, Indie Rock var, vokaller önde vs.vs. Eskiyi bekleyerek albüm dinlenirse sonuç kesinlikle felaket olacak çünkü fersah fersah fark var.

Leeds setlerinde dinlediğim "Showdown" ile başlıyoruz ve kendimden geçiyorum o performans aklıma geldiğinde. Parça çok güzel ama Jack White modeli başlangıçtan tırsmadım dersem yalan olur. N'oluyor be. Arkasından gelen "Different" hiç de adının hakkını vermiyor aslında ama "Propane Nightmares" başladığında hemen susuyorum. Indie Rock vari başlangıçtan sonra zıpır zıpır zıplamaya başlıyorsunuz. Zaten parçanın İngiltere'de 9 numaraya fırlamış olması da bundan. Biri beni durdursun.

"Visions", bir nebze "Midnight Runner" ve "Granite" kesinlikle çok yakışmış. Bunun yanında "The Other Side", "Mutiny", "The Tempest" ve "9000 Miles" ise apayrı olduklarından ısınmam birkaç dinleme gerektirecek. Kötü değiller ama Pendulum'la yan yana koyabilmem için biraz nefes almam lazım. Pendulum ortalığı yine karıştırıyor ama bu sefer hem kendileri gibi hem de kendilerinden farklı davranarak. Öyle bir albüm bu. Ama ne olursa olsun güzel ve Pendulum! RnB diye yeni bir müzik yarattılar, Rock And Bass.

MP3: Pendulum - Showdown
MP3: Pendulum - Propane Nightmares

Bonus MP3: Prodigy - Voodoo People (Pendulum Remix)

Pendulum'un resmi sitesi
Pendulum @ MySpace
Albümü satın almak için

17.5.08

Portishead - Third (Mercury, 2008)

Portishead Trip Hop'un efsanelerinden. Benim ve benden sonraki neslin çok yakından bildiği bir grup olmasının yanında en depresif anlarımızı resmetmesi sebebiyle de ayrı bir yakınlık duyuyoruz. Hatta 8 yıldır yazdığım Ekşi Sözlük'ün adının da buradan geliyor olması bile ayrı bir güzellik.

Portishead çok ama çok uzun zamandır beklentileri suskunlukla karşılıyordu. Grup 11 yıl boyunca bekletti de bekletti. Şehir efsaneleri ortalığı karıştırdı. Dinmek bitmek bilmeyen bir bekleyişti bu. Sonucunda ise geçen senenin sonlarına doğru güzel haberler gelmeye başladı ve nihayetinde albüme kavuştuk. Albüm çıkmadan 1 ay kadar önce Internet'e düştü ve hiç çekinmeden çektim ve dinledim. Şu anda ise bunu yazarken kucağımda Limited Edition plağı oturuyor daha yeni Juno'dan aldığım.

Fauna Project'in albümünü incelerken bu yılın Trip Hop açısından geri dönüş yılı olduğunu söylediğimde bu albümü ve Massive Attack'in haberleri gelen albümünü düşünerek söylemiştim. İyi de etmişim. Trip Hop 2000'lerde ilk defa böyle sert vuruyor. Bu muhteşem müzik türünün yitip gitmesi çok büyük bir hüzün verirdi.

Ama gelelim güzelliklere. Albüm Portishead'in bunca ara vermesine rağmen kelimelerle ifade edilmeyecek bir albümle geri dönmüş. Misak daha yeni bana 2008'in en iyi albümleri yavaş yavaş belirleniyor derken güzel oldu bu. Karıştı şimdi kafası.

Beth Gibbons'ın vokali nerede kaldıysa orada. Bu da doğal olarak grubun çizgisini korumasına sebep olmuş. Albüm sanki ara verilmemiş gibi yakın geliyor. Popmatters'daki gibi Beth Gibbons'a abuk subuk laf atmalar bile hiçbir etki ihtiva etmiyor açıkçası. "Machine Gun"'da Beth Gibbons'ın vokalinin uymaması kadar saçma bir lafa diyecek bir şey yok.

Albümün neresinden tutayım, neresini inceleyeyim demek nafile. Albümde kulağıma hitap etmeyen bir tek parça bile yok. Sıyrılanlar desek ayıramıyorum. Eskiye nazaran birazcık daha agresifler ama Psychedelic Rock kültürünün verdiği çizgiden bir gıdım sapmıyorlar. Ayrıca sanatsal açıdan baktığımızda şarkımızda tam anlamıyla bir şaheser duruyor. Üstüne hele bir de resmi sitelerinden "Machine Gun"'ın farklı canlı videolarını izleyince daha da etkili hale geliyor her şey.

Fazla söze hacet yok. Albümü alın dinleyin. Böyle bir zevki asla kaçırmamanız gerekiyor. Bu albüm olmadan 2008 tam olmaz.

MP3: Portishead - Nylon Smile
MP3: Portishead - Plastic

Bonus MP3: Portishead Live @ Coachella 2008 - Sour Times
Bonus MP3: Portishead Live @ Coachella 2008 - We Carry On

Portishead'in resmi sitesi
Portishead @ MySpace
Albümü satın almak içinLimited Edition plağını satın almak için

15.5.08

Loco Dice - 7 Dunham Place (Desolat, 2008)

Loco Dice daha önce bu sayfaya konuk olmuştu. Alman prodüktör geçtiğimiz 5 sene boyunca birçok başarılı çalışmaya imza attı. Sonunda da sıra ilk albümüne geldi. Bu arada albüm tamamen yeni çalışmalardan oluşuyor bunu da belirteyim.

Geçen sene Türkiye'ye geldiklerinde hem Loco Dice hem de Martin Buttrich ile muhabbet etme fırsatı bulmuştum ve stüdyolarını Düsseldorf'tan New York'a taşıdıklarını öğrenmiştim. Bu albüm de Loco Dice'ın bu taşınma sürecinin sonrasında gelen yeni etkileşimlerini bize aktarıyor. New York çok farklı bir yapıda olduğundan ortaya çıkan sonuç da eskisine göre biraz daha farklı.

Öncelikle dikkat çeken şey parçaların daha kısa olduğu. Cocoon ve Cadenza gibi plak şirketlerinden çıkardığı çalışmalar genelde 10 dakikanın üzerindeydi, bu sefer en uzun parçası bile bunun 2 dakika altında. Daha az öz. Bana göre daha iyi.

Albümde müzikal anlamda farklı etkileşimler var. Yer geliyor tribal tınılar giriyor (How Do I Know), yeri geliyor Alman kökeninin etkisine kapılıyor (Breakfast At Nina's) ama genelde Amerikan'ın elektronik müziğe kazandırdığı özellikler ağırlık taşıyor (Consequently Excentric And Delicate, La Esquina, Pimp Jackson Is Talkin Now gibi). Bunların en başında sample'ların vuruş niteliğinde kullanılması ve bununla birlikte bir nebze clicks and cuts havası yakalanması.

Loco Dice New York'u nasıl gördüyse bize de öyle anlatmaya çalışmış. Karmaşanın içinde kendine has bir düzen. E Istanbul'da yaşayınca bir nebze tanışıklık hissi de olmuyor değil. Albümü beğenmemdeki temel bu olabilir, olmayadabilir. Müzikal açıdan zengin, farklı türlere uzanan güzel bir geziye çıkıyoruz sonuçta. Bu geziye katılmak için de New York'a gitmeye gerek yok, albüm daha ucuza geliyor.

MP3: Loco Dice - How Do I Know
MP3: Loco Dice - Consequently Excentric And Delicate

Loco Dice'in resmi sitesi
Loco Dice @ MySpace
Albümü satın almak için

12.5.08

Davetiye Kutusu - U2 Tribute Show

Arada bir gönlü zengin bir organizatöre rastlarsak bugün olduğu gibi çeşitli organizasyonlara davetiye vereceğim buradan. Hemen gaza geldim vereceğim dedim ben de. İleteceğim diyelim. İlk davetiyeler bu Cumartesi gecesi Studio Live'da düzenlenecek "Efes Tribute Party : U2 Tribute Show - Achtung Babies" konseri için.

Öyle soru moru düşünecek halim yok. Blogdaki mail adresimden bana isim, soyad, telefon bilgilerini gönderen ilk 5 kişiye iki kişilik davetiye vereceğim. Grup hakkında bir nebze de bilgi ileteyim.

"Achtung Babies
U2 tutkunlarının bir tribute band kurması fikriyle Achtung Babies, 1993 yılında kuruldu. Roma’da Palladium Tiyatrosu’nda verdikleri ilk konserlerini 1300 kişi izledi.

O günden itibaren kendilerini efsanevi İrlandalı grubun müzik ve imajını adeta klonlomaya adayan Achtung Babies, öncelikle isimlerini İtalya’nın resmi U2 fan kulübü “backstage” tarafından En İyi U2 Tribute Band olarak kabul edilmeleriyle duyurdu.

Günümüzde Dünyanın en iyi U2 Cover Grubu kabul edilen ve yıl boyunca festivallerde konserler veren "Achtung Babies" muhteşem "U2" performansları ile Studio Live sahnesine konuk olacak. "

Gecenin ev sahipliğini de New Wave partilerinden tanınan DJ Neu! ve DJ Fırat yapacaklar.

Herkese bol eğlenceli geceler. Notasız gününüz geçmesin.

Gecenin Biletix'teki sitesi

Not: Davetiyeler tek kişiliktek iki kişiliğe çıktı. Hiçbir masraftan kaçınmıyoruz mübarek.