Pete Namlook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pete Namlook etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6.10.08

Move D & Pete Namlook XVI - Travelling The Silk Route (Fax, 2008)

Bunca şeyi takip etmeye çalışırken yaklaşık 3 aylık bir süreyle nasıl oldu da bilemeden atladığım ve hayranı olduğum bir ikili var şimdi, Move D ve Pete Namlook. Ambient ve Minimalizm konusunda yeteneklerini haddinden fazla kanıtlamış iki kişi. Peter Kuhlmann (Pete Namlook)'ın Fax plak şirketinden çıkardıkları serinin 16.sı geldi Mayıs Ayında.

Bu ikilinin çalışmalarını takip edenler, serinin çoğu albümünün çok başarılı olduğunu fark etmişlerdir. Her zaman farklı öğeleri temel tarzlarının içine katan, bunun yanında Ortadoğu müziklerini de mutlaka içlerinde öğe olarak barındıran çalışmalar yapıyorlar. Daha önce Pete Namlook'la yaptığım röportajda da öğrendiğim üzere tüm albümler canlı olarak kaydediliyor. Daha sonra da Namlook tarafından editlenip bize ulaşıyor. Sırf bu yüzden bile saygım artıyor.

Albümün adı zaten doğrudan içerdiği müzik açısından bilgiler veriyor. Öncelikle mistisizm barındıran bir tarzları olduğundan İpek Yolu serüveni de doğrudan oryantal öğeler barındırıyor. Bunun yanında bazı noktalarda Minimalizm, bazı noktalarda Ambient yoğunlaşıyor, bazen ayırt etmek bile güçleşiyor.

Albümde 4 parça var ama hiçbirinin adı yok, yine klasik olarak numaralandırılmış Romen rakamlarıyla. I'de uzun bir mistik girişten sonra elektronik öğeler vuruşlarla tam anlamıyla yerini alıyor. II'de ise Füzyon Caz da karşımıza çıkıyor ve açıkçası beni bir hayli şaşırtıyor. Bu ikilinin çok yer verdiği ya da kompozisyonlarına kattığı bir tarz değil. III ve IV'te ise tamamen geniş melodilerin oluşturduğu destansı bir yapı var. Bu gerçekten ikiliden dinlemeye alıştığımız tarzın tam karşılığı.

Ufak değişimler olsa da yine dinlendiren, Ambient'ın tadına varmamızı sağlayan bir albüm olmuş ikiliden. Sevenleri için tekrardan güzel bir 50 dakikalık serüven sunuyorlar. Bu arada serinin devamı "There!" adlı albüm de 15 Eylül'de piyasaya çıkıyor.

MP3: Move D & Pete Namlook XVI - Travelling The Silk Road II

Pete Namlook ve Fax'ın resmi sitesi
Pete Namlook @ MySpace
Move D @ MySpace
Albümü satın almak için

15.12.07

Kısa Kısa Albümler... (16)

Klaus Schulze - Kontinuum (Synthetique, 2007)

Klaus Schulze geçirdiği ağır hastalıktan sonra kendine gelmişti. Onunla röportaj yaparken eski sağlığına kavuşmaya yakın olduğunu ve yeniden stüdyoya döneceğini de iletmişti. Sonucu da karşımıza Kontinuum albümü olarak çıktı. Albüm 3 parçadan oluşuyor ama üçü de destansı uzunlukta. Burası şaşırtıcı değil zaten. Albümde minimalizm ve ambient yoğun bir bileşimde. "Sequencer" Ortaçağ'ı andıran melodisiyle minimalizmin doruklarında. "Euro Caravan"'da yine vokal kullanılıyor ancak ses öğesi olarak. Herhangi bir müzik aletinden farklı kullanımı yok Schulze için. The Orb ile dirsek teması var parçada. "Thor" ise biraz daha puslu bir havada. Depresif yönü var. Bir "X" değil ama güzel.

MP3: Klaus Schulze - Euro Caravan

Klaus Schulze resmi sitesi
Albümü satın almak için

Move D - Live At Johanneskirche (Rough Trade, 2007)

Move D'nin aslında 9 Eylül 2001'de düzenlenmesi planlanan ancak İkiz Kuleler saldırısı sebebiyle ertesi güne ertelenen konserinin kaydı olan albüm. Performansta "Twin Towers" adlı bir parça olması da ayrı bir tesadüf. Performans çok başarılı ki zaten Move D'nin canlı performanslarda ve canlı prodüksiyonlarda yeteneği tartışılmaz. Pete Namlook'la birlikte çıkardıkları albümlerin çoğunu da canlı performans olarak kaydediyorlar. Zaman zaman hareketlenen ancak temeline Ambient ekseninde güzel bir dinleti sunuyor albüm.

MP3: Move D - Zone Red
MP3: Move D - Zug

Move D @ MySpace
Albümü satın almak için

Move D & Pete Namlook - Raumland Exploration (Fax, 2007)

Bu projeleri çerçevesinde 13. albümlerinde buluşan ikili yine canlı performans olarak kaydedip sonra üzerinde son dokunuşları yaptıkları yeni bir albümle karşımızda. Ambient ve Acid'in buluştuğu "Exploration I"'den başlayarak pek ısınamadığım "Exploration II"'yle devam eden, ritmi değiştirmeden geçtiği "Exploration III"'le korku filmlerini andıran (Biraz Thriller tadı da aldım vokalden), son olarak da "Exploration IV" ile yine özüne dönen bir albüm. Son parçada minimalizme de göz kırpmışlar.

MP3: Move D & Pete Namlook - Exploration I

Pete Namlook resmi sitesi
Albümü satın almak için

8.5.07

Peter Kuhlmann Aka Pete Namlook Röportajı

Elektronik müziğin önemli kollarından biri olan “Ambient” tarzının günümüzde belki akla gelen ilk isimlerinden biri olan Peter Kuhlmann aka Pete Namlook ile geçmişi, geleceği, müziği ve hayatı hakkında zevkli bir röportaj yapma imkani buldum. Türkiye’de de Burhan Öcal’la projesi sebebiyle daha çok tanınan bu önemli prodüktörü daha yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz.

SG – Aslında röportaj isteğimi kabul etmenizden sonra bir süre ne soracağım hakkında kafamı toplamam gerekiyordu çünkü soracak çok soru var. Aklıma ilk gelen soru ile başlayalım. “Ambient” tarzı söz konusu olduğunda çok önemli bir yeriniz var ve Almanya’da bu müzik tarzının bir bakıma öncüsüsünüz. 1992 yılında sizin çıkardığınız albümleri büyük risk olarak görenler bugün yaptığınıza saygı duyuyorlar. “Pete Namlook” nereden geldi? Müzikal ve zihinsel olarak bu proje nasıl gelişti?

PK – Caz, Soul ve Elektronik müzik geçmişim ile başladı her şey. Ama kapıyı açan anahtar 16 yaşındayken Türkiye’ye yaptığı 6 haftalık gezi oldu. Klasik Türk müziği ve arabesk altyapısına o anda tutuldum. Daha sonra da bu tınılar asla beni bırakmadı. Oryantal müzik, bu şekilde adlandırırsak, her zaman aklımdaydı ve bunu kafamdaki elektronik müzik yapısıyla saygın bir şekilde birleştirmek ilk hayalimdi.

O zamanlar müzikten para kazandığım söylenemez. Fakat Türk müziği hakkında hatıralarımı hep canlı tuttum ve her imkanım olduğunda bu altyapıyı uygulamaya döktüm. 9 ay boyunca Türk düğünlerinde çaldım ve çoğu zaman düğünde yabancı uyruklu bir tek ben vardım. 500-1500 Türk’ün karşında ben ve Türklerden oluşan grubum. Bu çok büyük bir tecrübeydi.

İlk Jazz-Rock-Fusion grubum “Romantic Warrior”u kurdum ve grupla performanslarımızda sürekli birkaç Türk ezgileriyle süslenmiş parça da çaldım. Fakat kendimi yalnız hissediyordum çünkü grubun diğer elemanları benim yaşadığım tecrübeyi yaşamamışlardı ve benimle aynı hisleri paylaşmadılar.

Daha sonra Fax’ı kurdum ve onunla birlikte Peter Kuhlmann ufak bir fonetik oyunla Namlook’a döndü. (Kuhlmann’ı İngilizce tersten okuyunca Namlook ortaya çıktı)

SG – Fax birçok kişiye göre dalının en iyi plak şirketi ancak bir konu var ki soru işaretleri doğuruyor. Çıkan tüm albümler sınırlı sayıda basılıyor. Bu bir bakıma olumlu ancak özellikle Türkiye’deki insanları göz önünde bulundurursak albümlere ulaşmak çok zor bir hal alıyor. Bu sınırlama nereden geldi ve gelecekte de devam edecek mi?

PK – Önce iltifat için teşekkür edeyim. Bence birçok kaliteli plak şirketi var ancak onların çoğu Türk ve doğu müziğinin büyüleyici özelliğini keşfedemediler.

Sınırlama ise müziğimizin bizim için değerinden kaynaklanıyor. Çıktığı an tükenme diye bir şey yok. Bizim popüler kaygılarımız yok. Bu sanatsal değerlerle alakalı ve açgözlü davranıp saygı duyduğum değerleri yıkmadan müzikten geçimimi sağlayabildiğim için de çok mutluyum.

Eğer insanlardan gelen talepler üst düzeydeyse o albümü Fax’ın altındaki bir plak şirketi olan “Ambient World”’den tekrar çıkartıyoruz ve bunda sınırlama yok ama orjinal sayısı hep o şekilde kalıyor. Ayrıca tüm parçalarım ITunes’da da yer alıyor.

SG – Burhan Öcal önemli bir Türk sanatçı. Onunla beraber “Sultan” adlı bir projeniz var ve bu projeden üç albüm çıkardınız. Onunla çalışmayı nasıl buldunuz ve bu “Sultan” serisi ileride de devam edecek mi?

PK – Bu seriye elbette devam edeceğiz. Burhan’la birlikte 3 albüm çıkardık. “Sultan”’la başladık, “Sulta Osman” ve “Sultan Orhan”’la devam ettik. İlk iki albüm “Ambient World”’den tekrar yayınlandı talep üzerine.

Burhan’la çalışmak muhteşem bir duygu. İnanılmaz bir performans sergiliyor ve birkaç enstrümanı çalabilenler arasında tanıdığım en iyisi. Ayrıca saygı duyulması gereken bir aktör. Aslında ona ilk “Türk Maximilian Schell” diyen bendim 1996 yılında ve o zaman aktör olabileceğine de inanmıyordu. Ancak onun canlı performansını seyrettiğinizde şovundaki o teatral vurgular inanılmaz ve sizi o anın derinliğine çekip götürüyor bu yeteneğiyle.

Elbette biz müzik sayesinde yakın dost olduk ve her yeni çalışmada mükemmele yönelen bir misyonumuz var. Misyonumuzun bir parçası da Türk müziğine ve kültürüne duyduğumuz saygı ile birlikte yöresel çalgılarla elektronik müziğin aynı duyguda birleşmesi. Osmanlı İmparatorluğu’nu fazla popülerliğe kaymayan modern bir şekilde tanıtmaya çalışıyoruz.

Bazıları onunla çalışmalarımda benim etkimin az olduğunu düşünüyor. Burhan bana gerekli tüm yapıtaşlarını veriyor ve ben de bunları düzenleyerek vermek istediğimiz duyguya en uygun hale getirmeye çalışıyorum. Elektronik olarak öne neyi çıkarmak gerekirse çıkarıyorum fakat genelde sonuç önemli. Burhan’ın inanılmaz yeteneği ve üretkenliği ile benim Türk müziğine bakış açım birleştiğinde ortaya güzel bir yemek çıkıyor.

SG – Burhan Öcal’ın yanında Bill Laswell, Richie Hawtin, Klaus Schulze, David Moufang, Tetsu Inoue, Uwe Schmidt (Atom Heart) gibi dünyaca ünlü diğer birçok sanatçı ile de ortak çalışmalarınız var. Bu çalışmalar nereden doğuyor ve nasıl şekilleniyor?

PK – Müzik dünyasında görünmese de her şey birbirine bağlıdır. Tanıdığınız insanlar başkalarını tanır, onlar da başkalarını. Bazen ben birine ulaşırım, bazen başkası bana, bazen biri bizi buluşturur. Her seferinde farklı oluyor.

Bir ortak çalışmaya başladığınızda önce bir süre geçmesi gerekiyor. Evlilik öncesi tanışma gibi burada birbirimizi tanımaya çalışıyoruz ve bakış açılarımızı öğreniyoruz. Ortak bir projede ortaya çıkan sonuç genel olarak ihtimallerin toplanmasından farklı oluyor. Bu da zaten asıl güzel kılan nokta. Ben ortak projelere çok açık olduğumdan da sürekli yeni projeler ortaya çıkabiliyor.

SG – Bir albüm hazırlarken ortak proje yapmanın etkisi nedir? Avantajı ya da dezavantajı var mı? Diğer sanatçılarla da Burhan Öcal’la çalıştığınız gibi mi çalışıyorsunuz?

PK – Her ortak çalışma farklıdır. Burhan’la çalışmalarımızda onun üretkenliği ve katkısı o kadar yüksek ki benim düzenlemeyi yaparken elimde çok büyük bir hazinem oluyor. David Moufang ile biz genel olarak stüdyoda canlı performans sergileriz ve her şeyi kaydederiz. Daha sonra o bunları CD boyutuna göre aranje eder ve bana da mastering ve sorround ayarlamaları kalır.

Ortak çalışmanın en büyük avantajı hız. Her zaman size “bu güzel” veya “işte bu olmadı” diyebilecek biri var. Yalnızken bunu kendinize söylemeniz, söyleseniz bile inandırmanız uzun sürebiliyor. Ayrıca diğer büyük avantajı ise bu çalışmaları yapmak çok ilginç. Her seferinde yeni bir macera, yeni bir kişi ve o kişiden öğrenilecek milyonlarca şey. Bundan güzel ne olabilir?

SG – Peki sizin Türkiye’deki hayranlarınıza söyleyeceğiniz bir şey var mı?

PK – Müziğimi dinlediğiniz için gerçekten çok memnunum. Türk ezgilerinden birer küçük parça alıp bunları popüler ama saygısız parçalar haline getirmek istemiyorum. Umarım Türk mziğine saygı ve sevgimi prodüksiyonlarımda yeterince doğru vurgulayabilmişimdir. “Sultan Murad” için de gözlerinizi dört açın diyebilirim.

Sühan Gürer 2006

6.5.07

Peter Kuhlmann Aka Pete Namlook - Twin Towers of Ambient 1

Peter Kuhlmann’ı herkes Pete Namlook olarak tanıyor ve bu ince fark da soyadının İngilizce olarak tersten okunmasıyla elde ediliyor. Pete Namlook’taki tek terslik de bu olsa gerek.

Aslında her şeyin başlangıcı 1992 yılı. Peter Kuhlmann adında bir genç esinlendiği mistik doğu müziği ki bunun temelini Türk müziği oluşturuyor, caz, elektronik ve soul müziklerinin bir potada eridiği çalışmalar yapmak istiyor ve bu yolda adım atıyor. Birçok şey deniyor ancak plak şirketleri ya fazla popvari, ya da fazla uçuk diyerek çalışmalarını kabul etmiyorlar. Bu arada DJ Criss’le birlikte yaptığı çalışmalardan “True Colors” Pascal Feos tarafından beğenilmemesine rağmen el altından 500 kopya satabiliyorlar. Bu onlar için bir umut ışığı oluyor. Sonra da DJ Criss Kuhlmann’ı Music Man’den biriyle tanıştırıyor. Üretkenliği had safhada olan bu genç doğrudan bir plak şirketi kurmaya ve çalışmalarını buradan yayınlamaya başlıyor. Kurduğu şirketin adı bugün Ambient tarzında bir efsane olan plak şirketi Fax.

Plak şirketi ilk kurulduğu zamanda 2 haftada bir yeni bir çalışma yayınlayabilecek kadar heyecanlı ve üretken Kuhlmann. Sürekli yeni aletler denemesi, sesteki değişimlere verdiği önem, farklı müzik altyapılarına duyduğu ilgi ve genel olarak bakış açısı sebebiyle dikkat çekmeye başlıyor.

Kuhlmann’ın plak şirketinin başlangıcı için sözleri ise şöyle: “Her şey çok zor oldu. Ancak plak şirketi başladıktan sonra bütün müzikal hayallerimi desteklediler ve asla benimle müziğim hakkında tartışmadılar.”

Kuhlmann’ın ilk çalışmaları genel olarak zamanın bugüne oranla çok daha farklı bir yapıda bulunan Techno türünde geldi. Fakat sürekli aklında daha sonradan “Ambient” olarak adlandırılan o müziğin beklentisi vardı. Dönmek istediği bu yönde ona eşlik eden ya da kapıyı açan kişi bu türde başka bir efsane olan Dr. Atmo idi. Birlikte Silence-1 adlı bir çalışma çıkardıktan sonra Kuhlmann’ın hayatı tamamen değişti ve farklı bir yön aldı. O günlerde müzik çevrelerinde tamamen yalnız olmaları sebebiyle kabul görmekte zorlandılar. Sonunda 320 CD basmak için anlaşma yaptılar ve hepsi çok kısa sürede tükendi. Bu albüm Almanya açısından da çok önemliydi çünkü Ambient türünde çıkan ilk tam CD’ydi.

Bu zorlu ama başarılı başlangıç Peter Kuhlmann’a aradığı gücü verdi ve çalışmaları hızını artırarak devam etti. Birçok efsanevi sanatçıyla çalışmalar yapan Kuhlmann, bu sanatçılarla yaptığı ünlü serilerle giderek plak şirketini ayrı noktalara getirdi. Daha sonra plak şirketi altında 4 şirket daha kuran Pete Namlook her şirketin ayrı bir özelliğe sahip olmasını sağladı. Fax’ten (Peter Kuhlmann-PK) çıkan çalışmalar ya kendi, ya da biriyle birlikte yaptığı ve sınırlı sayıda (Genel olarak 1000) basılan albümlerden oluşuyor. “Peter’s Sublabel” (PS) ise tamamen başka sanatçıların yaptığı çalışmalardan ibaret. “Peter’s Worldlabel” (PW) ise genel olarak Almanya dışından sanatçılarla birlikte yaptığı çalışmaları içeriyor. “Ambient World” (AW) ise çok fazla istek alan PK albümlerinin limitsiz sayıda basımlarından oluşuyor.

Kuhlmann PK olarak da anılan Fax plak şirketinden Klaus Schulze ile “Dark Side Of The Moog” serisini, Dr. Atmo ile “Silence” serisini, Atom Heart ile “Jet Chamber” serisini, David Moufang aka Move D ile “Koolfang” ve “Move D / Namlook” serilerini yayınladı. Peter’s Worldlabel’dan ise Bill Laswell ile “Psychonavigation” ve “Outland” serilerini, Burhan Ocal ile “Sultan” serisini, Tetsu Inoue ile “2350 Broadway” serisini, Richie Hawtin ile “From Within” serisin yayınladı.

Bugüne kadar çalışmalarıyla Almanya’da yeni bir müzikal türün gelişmesinde ciddi katkıları olan ve çizgisinden uzaklaşmadan genel olarak müziğe etki yapabilen biri Peter Kuhlmann. Burhan Öcal ile yaptığı çalışma sonrası adını geç de olsa Türkiye’de de ciddi kitlelere duyurdu ancak gerek eski gerekse yeni çalışmalarının daha da ilgiyle izlenmesi gerekiyor. Türk müziğinden esinlenerek yaptığı onca çalışma sayesinde de Türkiye’nin Almanya Fahri müzik elçiliğine aday olması gereken Kuhlmann önümüzdeki yıllarda da bu nosyonu hakkıyla taşıyacak ender sanatçılardan biri.

Sühan Gürer 2006

28.2.07

Air (2) - Air V - Jeux Dangereux (Fax, 2006)

Peter Kuhlmann'dan yani nam-ı diğer Pete Namlook'tan bahsetmeye artık gerek yok sanırım. Burada şu ana kadar birçok albümü hakkında yorum yazdım ve hatta yakında Trendsetter dergisinin Noize eki için kendisiyle yaptığım röportajı ve bununla ilgili yazdığım yazıyı da buraya koyacağım. Hayranı olduğum bir kişi olduğundan evladiyelik bir çalışma oldu ve herkesle paylaşmak istiyorum dergiden ayrı olarak da.

Neyse uzun lafın kısası albüme gelelim. Albüm Pete Namlook'un Air (2) serisinin 5. ayağını oluşturuyor. Albümdeki altı çalışmadan beşi Pete Namlook tarafından yazılmış. Arda kalan diğer tek çalışmayı ise adını ilk defa duyduğum G. Cerri yazmış.

Air (2) serilerinin en önemli özelliği dünya müziklerinin çok yoğun olarak vurgulanması. Adından da benzer bir hava veren proje gerek Türk, gerekse Hint müziklerinin öğeleriyle süsleniyor ve elektronik altyapılarla dinlemeye doyulmayan bir ambient çalışmasına dönüşüyor. Zaman zaman farklı müzik türlerine de eğiliyor ve etkilerini Afrika'dan veya Güney Amerika'dan alabiliyor.

Albümdeki çalışmaları inceleyelim şimdi de.

1) Happiness - Albümün açılış parçası ve açık ara en uzunu. Klasik Pete Namlook destanlarına benziyor. Uzunca bir girizgahı var ve genel olarak sitarın (tahminen) elektronik ortamda uzatılmış ve filtrelenmiş melodisi var. 3 dakikalık meditasyondan sonra kulaklara ilk gelen Pete Namlook'un çalışmayı çok sevdiği Khokon Da'nın vokali. O da görünüp çıkıyor. Aralıklı vokal girişleriyle 7. dakikaya kadar gidiliyor ve ondan sonra tizler giriyor. Parçanın girizgahı ancak 9. dakika itibariyle bitiyor. Ondan sonra tabla giriyor ve aksak ritmlerle çalışmayı olgunlaştırıyor. Geneline bakılacak olursa motivasyon amaçlı çok güzel bir etnik ambient denilebilir.

2) Jeux Dangereux - Tango altyapısıyla başlıyor çalışma. Gotan Project'i andıran bir havası var en baştan. Nathanaelle Ravez'in güzel vokali parçanın altyapısı üzerinde dans ediyor sesiyle. Fransızca vokalle tamamlanıyor bu bölüm. İlk çalışmadan sonra oldukça farklı bir duruş getiriyor ancak ikisinin de özlerinde yoğun bir huzur var.

3) Obsessions - Keskin bir elektronik melodiyle giriş yapılıyor. Daha sonra endüstriyel bir melodi giriyor synth'lerin etkisi altında. Derinden bir vokal geliyor. İlk iki çalışmaya göre daha hızlı ve daha karmaşık bir yapısı var. Huzur yerini iç çatışmaya bırakmış gibi. Sonradan arkadan çok güzel bir keman taksimi geliyor. Çok uygun yerleştirilmiş. Onun ardından tezat olarak bir trance melodi geliyor.

4) State Of Mind - Bas gitarla başlıyor ve arkasında filtrelenmiş bir bas gitar melodisi var. Aksak vuruşlar buna eşlik ederken destek olarak uzaysı bir fon melodisi geliyor. Nathanaelle Ravez'in vokali ise tekrar geliyor. Pink Floyd vari vokal filtrelemesi var. Çalışmanın oldukça yoğun ama bir o kadar da dingin havası var.

5) End Of Line - Minik vuruşlarla başlıyor ve fonda her zamanki gibi geniş bir melodi var. Daha sonra asıl vuruşlar aksak giriyor ve hemen parçaya oturuyor. Tür olarak tech house dememiz mümkün. Parça ilerledikçe fona filtrelenmiş otantik ezgileri andıran bir melodi giriyor. Vokal da bu melodinin etkisini artıracak şekilde.

Albümdeki altıncı çalışma Jeux Dangereux'un biraz daha kısaltılmış bir hali.

Pete Namlook'un Resmi Sitesi
Fax World Label

24.11.06

Pete Namlook & Move D XII - Space And Time (Fax, 2006)

Artık burada Pete Namlook ve Move D'yi anlatmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Bugüne kadar birlikte çıkardıkları 2 albümü inceledim ve bu ikilinin ortak çalışmalarına hayranlığımı ne kadar dile getirsem azdır.

Bu ortak çalışmanın ürünü olan 12. albüm Space And Time, Fax plak şirketinden çıkan son albüm an itibariyle. Bu albüm de 2 disk olarak piyasaya 500 limitli olarak sürüldü. İlk diskte 5.1 DTS ses teknolojisi ile kayıtları dinleme imkanı varken diğer diskte ise normal stereo kayıt mevcut.

Albümde yine ambient türünün başarılı bir kompozisyonu var. Kraut dönemi melodilerin ve hafif caz unsurlarının da etkisiyle çalışmalar şekilleniyor. Alttaki vuruş yapısında ise Namlook'un doğu müziklerine olan ilgisi açıkça fark ediliyor. Albüm ise diğer Namlook ve Move D albümlerinin benzeri olarak canlı kaydedilmiş.

Albümdeki çalışmalar:

1) Unrealized Realities - Çalışma oldukça yoğun bir atmosferde çok derinden başlıyor. Bir süre bu şekilde devam ettikten sonra Kraut dönemini andıran mekanik bir melodi giriyor ve parça tam anlamıyla yapılanıyor. Vuruş yapısı ise tamamen bize özgü.

2) Felice - Derinden giren bir melodinin üzerine daha sonra aksak vuruşlar giriyor. Giriş bölümünün ardından fondaki minimalist hava dikkat çekiyor. Minimalizm ve ambient müzik bakış açılarının güzel bir birleşimi. Daha sonra future caz'i anımsatan bir melodi de eşlik ediyor atmosferik temel melodiye ve takdire şayan bir eser ortaya çıkıyor.

3) Millions Of Exits - İkilinin klasik filtreli vokaliyle başlıyor. Benzerini "Let The Circle Be Not Broken" albümünden de hatırlayanlar olacaktır. Vokalin altından yavaş yavaş etnik bir vuruş yapısı geliyor ve hakimiyeti ele geçiriyor. Vuruşlarla filtreli melodinin uyumu yüksek düzeyde etkileyici. Mutlaka dinlenmesi gereken bir çalışma.

Pete Namlook

7.10.06

Pete Namlook & Move D - Sons Of Kraut (Fax, 2006)

Pete Namlook ve Move D'nin basarili uyumlari yeni bir calismayla karsimizda. Aslinda 2 yeni album var bu birliktelikten dogan. Biri bu yazida inceleyecegim "Sons Of Kraut" ve digeri de en kisa zamanda inceleyecegim "Space And Time".

Elbette bu basarili birliktelikte ikilinin produksiyonlarinda izledigi cizginin de buyuk onemi var. Isin temel hazirligi Move D'ye ait. Move D studyoda canli kaydettigi bir ham kaydi Pete Namlook'un yetenekli ellerine birakiyor ve o da bu ham calismayi alip kesiyor, biciyor, ekliyor cikartiyor ve bizim anlayacagimiz muzikal dilde bir album haline getiriyor.

Album Pete Namlook'un sahibi oldugu Fax plak sirketinden cikti. Bir Fax klasigi olarak yine limitli sayida 500 kopya olarak basilan albumde aslinda 2 disk var. Bu disklerdeki calismalar tamamen ayni ancak disklerden birinde normal 2 kanalli stereo kayit yer alirken digerinde DTS 5.1 kalitesinde kayit yer aliyor.

Albume gelince. Bu albumde Pete Namlook'un yogun agirligini koydugu mistik dogu etkisinden ziyade caz esintileri daha cok dikkat cekiyor ancak albumdeki temel tarz her zaman oldugu gibi yine Ambient. Genelinde Kraut'un yeni tarzlarla harmanlandigi bir album olmus.

Calismalara gelince:

1- E-Lectric Touch - Cok yogun bir havada basliyor. 80'lerin deneysel elektronik muzik calismalarini andiran bir hava var. Derinlerde ise daha sonradan hakim olacak melodi duyulabiliyor ancak onde sisli atmosferi kalinlastiran ses kesitleri bulunuyor. Korku filmlerinden bir sahnenin canlandirilisini andiriyor girizgah. Derken ayvasca hava inceliyor ve derinlerdeki melodi su yuzune cikiyor. Bunu bir sure sonra tizler takip ediyor ve bir nebze hareket geliyor. Parcanin orta bolumlerinde "Sea Of Holes" adli parcadaki vokalin cok benzeri yer aliyor hatta kullanilan bazi ses kesitleri de benzerlik iceriyor. Ozellikle vokaldeki filtre tipatip ayni diyebilirim. Elbette ornek almak icin "Sea Of Holes"dan guzel bir calisma secilemezdi.

2- Sleeplearnin' - Albumdeki yogun havadan nasibini alarak basliyor. Tangerine Dream'i hatirlatan bir girizgaha sahip. Belirli araliklarla sis perdesinin arkasindan gunes siziyor ancak sis hemen kapliyor yeniden etrafi. Sonbahar gunu deniz kenarinda soguk ruzgara eslik eden dalgalari andiriyor. Sonradan vuruslarin girmesiyle biraz daha hareket geliyor ancak yuvarlak ve geride bekleyen vuruslar bir sure sonra ortama ayak uydurup siniyor. Parcanin ortalarina gelindiginde ise Detroit tarzi teknoyu andiran bir ritm ona dogru cikmaya basliyor. Sonlara dogru bu hava iyice agirligini koyuyor.

3- Arabesque - Isliksi bir melodiyi andiran bir baslangici var. Ancak aslinda bu Kraut'a ozgu bir yapiya daha uygun bir girizgah. Stephen King'in "O" adli romaninin film versiyonun baslangicinda bulunan kucuk kizin bisikletini hatirlatiyor bu isliksi melodi. Ardindan 70'lere dayanan ses kesitleri ve benzeri bir melodi eslik ediyor. Pink Floyd benzeri bir klavye giriyor isin icine. Ve hareket geliyor. Bir sure sonra eskilerin melodileri yerini sadece hareketli tinilara birakiyor.

4- Piperidine - Kraut tarzi yine girizgahta etkisini gosteriyor. Ses kesitleri yogun olarak kullaniliyor bu sefer ve oldukca keskin bir bicimde. Fonda oryantal esintileri iceren yapisiyla oynanmis bir melodi var. Havanin ise agir oldugunu soylemeye gerek yok. Albumdeki en depresif girizgah olarak nitelendirilebilir. Butun parca boyunca bu hava devam ediyor ve diger calismalarin aksine hareketlenme niteliginde hicbir deneme dahi yok.

Albumdeki bir guzel nokta da album kitapciginda eski ustalara saygi yazisinin eklenmis olmasi. Kraftwerk, Klaus Schulze, Can, Tangerine Dream, Amon Duul, Cluster, Neu I, Kraan ve Passport'a saygilarini iletiyor Pete Namlook ve Move D. Bu ustalar Kraut'un ve turevlerinin bugune kadar bizlere ulasmasindaki en onemli isimler olarak rahatca sayilabilir.

http://www.2350.org/

24.8.06

Pete Namlook & Wolfram Spyra - Virtual Vices V (Fax, 2006)

Virtual Vices serisinin 5.si karsimiza cikti sonunda. Album bir DVD ve bir CD olarak piyasaya suruldu. DVD'de parcalarin mixlenmis DTS 5.1 hali mevcut. CD'de ise parcalar stereo olarak tek tek yer aliyor. Album 500 limitli kopyayla satisa sunuldu yine Fax'in bir klasigi olarak.

Albume gelince... Acilis parcasi "Turn The City Lights Off" elektronik aksak ritmli ve yumusak vuruslarla bezenen altyapinin ustunde klavye ve gitardan olusuyor. Parcada 80'lerin Turk filmlerinden gelen bir esinti mevcut ancak Pete Namlook'un Turk muzigine sevdasi dusunuldugunde bunu dogal karsilamak gerekir. Ancak sunu da eklemek lazim, gitarin hakkini kesinlikle vermisler. Parcayla cok guzel bir uyum icinde ve ayri bir hava katmis.

"Silver Plane" albumun ikinci parcasi ve bir onceki parcadaki vurus altyapisina benzer bir calisma var ancak vuruslarda hem yumusaklik hem de keskinlik ozelligi mevcut. Basarili bir tezat olmus. Bu sefer bas gitar ve xylophone sample'larinin klavye versiyonu eklenmis ustune. Klavye daha sonra benligini buluyor. Birinci parcadaki gitar solosu burada yerini klavye solosuna birakiyor. Transa gecmek icin oldukca uygun bir parca denilebilir. Parcanin ortalarinda klavye yerini perdeli gitara (Sanirim) birakiyor. Bugulu ve guzel bir etki yaratiyor bu da.

Ucuncu parca olan "Ceci N'est Pas Un Joint" ise keskin vuruslar ve dipten gelen bas gitarin serdigi ortuyu gitar ve klavye ortak calismasi guzel bir sekilde susluyor. Ancak acikcasi ilk iki parcadan sonra bu bana cok daha popvari bir "American Girl Rock" parcalarini hatirlatti. O sebeple cok da isindim diyemem.

"Diesel Breath" adli dorduncu parca ise clicks and cuts benzeri bir altyapiya sahip. Ustune ise albumun genel hakimi klavye ve gitar geliyor. Parca melankolik bir yapida ancak vuruslar ve melodi tezatta. Yine de guzel bir calisma. Deneysel klasik rock bile denebilir ve bu tanimin da hakkini verir kesinlikle.

Sonraki parca "Blue Daffodil"'e gelince, parcanin uzun girizgah bolumunde vuruslar yerini zillere birakmis ve derinden ama guclu bir bas gitar sample'i cinliyor kulaklarda. Xylophone sample'lari yine on planda. Parca 2. dakikadan sonra kisa ama siddetli bir degisim geciriyor. Filtrelenmis bir gitar insani kendisine getiriyor. Yarim dakikalik dirilisten sonra giris bolumune geri donuluyor ve xylophone bazli otantik bir melodi esliginde sizi icine cekiyor. 2 dakikalik bir aradan sonra filtreli gitar nokta atisi yaparak kesik notalar halinde geri geliyor sert vuruslarla beraber. Arkadaki filtrelenmis sivrisinek sesi (Degil tabii ama benziyor) ise otantik melodiyi devam ettirmeye calisiyor.

Kapanis parcasi "S-Moll" albumun son 10 dakikasina gelindigini huzunlu bir acilisla ilan ediyor. Derinlerden gelen gitar solosu 1970'lerin hakim deneysel buguluguyla birlesiyor. Gitar cok etkileyici ve insani dibe cektikce goturuyor. Filmlerin en acikli sahneleri bir bir goz onunden geciyor parcayi dinlerken. Savaslarda insanlar oluyor, babalar ogullarini kaybediyor, sevenler ayriliyor ve parca hala pesinizi birakmiyor. Albumun en iddiali parcasi tartismasina hic gerek birakmiyor. Basindan sonuna kadar duygu yuklu ve insani cepecevre saran bir parca.

Albume genel olarak bakacak olursak Virtual Vices serisinin genel ozelligi olarak gitar on planda ve Pete Namlook'un elektronil ogeleri gitarin cevresine konuslanmis. Ciddi anlamda basarili bir produksiyon ve ozellikle melankolik yapisi itibariyle etkileyici ozelligi had safhada. Serinin devam edip etmeyecegi konusunda henuz bir bilgim yok ancak seri boyle gittigi surece bitmemesi gerekigini acikca hissettiriyor.