Kasim 2006 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kasim 2006 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28.2.07

Air (2) - Air V - Jeux Dangereux (Fax, 2006)

Peter Kuhlmann'dan yani nam-ı diğer Pete Namlook'tan bahsetmeye artık gerek yok sanırım. Burada şu ana kadar birçok albümü hakkında yorum yazdım ve hatta yakında Trendsetter dergisinin Noize eki için kendisiyle yaptığım röportajı ve bununla ilgili yazdığım yazıyı da buraya koyacağım. Hayranı olduğum bir kişi olduğundan evladiyelik bir çalışma oldu ve herkesle paylaşmak istiyorum dergiden ayrı olarak da.

Neyse uzun lafın kısası albüme gelelim. Albüm Pete Namlook'un Air (2) serisinin 5. ayağını oluşturuyor. Albümdeki altı çalışmadan beşi Pete Namlook tarafından yazılmış. Arda kalan diğer tek çalışmayı ise adını ilk defa duyduğum G. Cerri yazmış.

Air (2) serilerinin en önemli özelliği dünya müziklerinin çok yoğun olarak vurgulanması. Adından da benzer bir hava veren proje gerek Türk, gerekse Hint müziklerinin öğeleriyle süsleniyor ve elektronik altyapılarla dinlemeye doyulmayan bir ambient çalışmasına dönüşüyor. Zaman zaman farklı müzik türlerine de eğiliyor ve etkilerini Afrika'dan veya Güney Amerika'dan alabiliyor.

Albümdeki çalışmaları inceleyelim şimdi de.

1) Happiness - Albümün açılış parçası ve açık ara en uzunu. Klasik Pete Namlook destanlarına benziyor. Uzunca bir girizgahı var ve genel olarak sitarın (tahminen) elektronik ortamda uzatılmış ve filtrelenmiş melodisi var. 3 dakikalık meditasyondan sonra kulaklara ilk gelen Pete Namlook'un çalışmayı çok sevdiği Khokon Da'nın vokali. O da görünüp çıkıyor. Aralıklı vokal girişleriyle 7. dakikaya kadar gidiliyor ve ondan sonra tizler giriyor. Parçanın girizgahı ancak 9. dakika itibariyle bitiyor. Ondan sonra tabla giriyor ve aksak ritmlerle çalışmayı olgunlaştırıyor. Geneline bakılacak olursa motivasyon amaçlı çok güzel bir etnik ambient denilebilir.

2) Jeux Dangereux - Tango altyapısıyla başlıyor çalışma. Gotan Project'i andıran bir havası var en baştan. Nathanaelle Ravez'in güzel vokali parçanın altyapısı üzerinde dans ediyor sesiyle. Fransızca vokalle tamamlanıyor bu bölüm. İlk çalışmadan sonra oldukça farklı bir duruş getiriyor ancak ikisinin de özlerinde yoğun bir huzur var.

3) Obsessions - Keskin bir elektronik melodiyle giriş yapılıyor. Daha sonra endüstriyel bir melodi giriyor synth'lerin etkisi altında. Derinden bir vokal geliyor. İlk iki çalışmaya göre daha hızlı ve daha karmaşık bir yapısı var. Huzur yerini iç çatışmaya bırakmış gibi. Sonradan arkadan çok güzel bir keman taksimi geliyor. Çok uygun yerleştirilmiş. Onun ardından tezat olarak bir trance melodi geliyor.

4) State Of Mind - Bas gitarla başlıyor ve arkasında filtrelenmiş bir bas gitar melodisi var. Aksak vuruşlar buna eşlik ederken destek olarak uzaysı bir fon melodisi geliyor. Nathanaelle Ravez'in vokali ise tekrar geliyor. Pink Floyd vari vokal filtrelemesi var. Çalışmanın oldukça yoğun ama bir o kadar da dingin havası var.

5) End Of Line - Minik vuruşlarla başlıyor ve fonda her zamanki gibi geniş bir melodi var. Daha sonra asıl vuruşlar aksak giriyor ve hemen parçaya oturuyor. Tür olarak tech house dememiz mümkün. Parça ilerledikçe fona filtrelenmiş otantik ezgileri andıran bir melodi giriyor. Vokal da bu melodinin etkisini artıracak şekilde.

Albümdeki altıncı çalışma Jeux Dangereux'un biraz daha kısaltılmış bir hali.

Pete Namlook'un Resmi Sitesi
Fax World Label

17.12.06

Move D - Kunststoff (City Center Offices, 2006)

David Moufang'in ünlü projesi Move D 1995 yılında Source Records'dan çıkardığı albümü Kunstoff'u bu sefer City Centre Offices'dan yayınladı. Elbette albüm 11 yıllık ve güncelliği sorgulanabilir normalde böyle çalışmaların ama bu albüm yıllanmış viski gibi. Bugün çıksa yine de aynı takdirle karşılardım.

Source Records'un da sahibi olan David Moufang aslında birçok kişinin Pete Namlook'la beraber ortaya koyduğu projesinden bildiği bir isim. Aslında onun ortak projeleri bununla da sınırlı değil. Jonas Grossmann (Spacetime Continuum), Jonah Sharp, Roman Flugel, Rob Gordon, Dr. Atmo ve To Rococo Rot gibi müzik dünyası açısından önemli isimlerle de çalışmalar yaptı.

Çalışmalarının sadece küçük bir kısmını kendi şirketinden yayınlayan Moufang, asıl büyük kısmını Fax, Warp, Soma, Compost, Rough Trade ve PIAS'tan yayınladı. Açıkçası burada Moufang'in yaptıklarını anlatmak için yer yetmez ancak kısaca müziğe bakış açısına da değinmek lazım.

Moufang her zaman aksak vuruşların inatçı bir savunucusu oldu. Bunda yetiştiği dönemde hakim olan old-skool elektronun da etkisini yadsımamak lazım. Bunun yanında çalışmalarının genel yapısında bugün bile bazı öğelerini yeni yeni gördüğümüz deneysellikler mevcut ve bunların çoğu da zamanının 5-10 adım ötesinde.

Kunstoff albümü de bu özelliklerin birçoğunu yoğun olarak içeriyor. Albümde tekno, IDM, minimal, elektro, acid, ve house öğelerine rastlamak mümkün. Albüm aslında Move D'nin müzikal yolculuğunda nereden nereye geldiği konusunda da güzel bir mihenk taşı görevi görüyor. Özellikle In/Out (Initial Mix) ve Nimm 2'yi imkanı olanlar dinlesin. Bugün oldukça ön planda olan minimalist elektronik müzik akımının geldiği noktayla örtüşen birçok altyapısal öğeler görülebilir. Elbette arada 11 yıl fark olması da David Moufang'i bugünkü konumuna getiren temel sebep.

Source Records

14.12.06

Rammstein - Volkerball (Universal, 2006)

Rammstein Christoph Schneider, Christian Lorenz, Till Lindemann, Oliver Riedel, Richard Kruspe Bernstein ve Paul Landers'den oluşan, çoğumuzun, özellikle de 90'larda ergenlik çağını yaşayan benim gibiler açısından geniş çapta bilinen bir grup.

Doğu Almanya'da 5 fabrika çalışanı olan Rammstein grubu kurmaya karar verdiklerinden isim olarak kendilerine Almanya'da bir uçak gösterisi sırasında 3 uçağın düştüğü yeri seçerler.

Bugüne kadar inanılmaz başarılı çalışmalar yapan Rammstein albümleri kadar konserleri ile de dikkat çeken bir grup. Konser DVD'leri en çok satan grupların arasında yer alıyorlar ve bunların arasında "Live Aus Berlin"'in DVD'si önde geliyor. Seyretmeyenler için buradan bir uyarı olsun.

Rammstein'ı müzikal açıdan incelemek gerekirse endüstriyel rock ve endüstriyel elektronik müziği ve hatta teknoyu birleştirmelerinden oluşan enerjik, ayaklandırıcı ve güç veren bir yapıdalar. "Herzeleid" albümleriyle 1995'te başlayan serüvenleri daha sonra 1997'de "Sehnsucht", 2001'de "Mutter", 2004'te "Reise Reise" ve 2005'te "Rosenrot" ile devam etti.

Aslında endüstriyel rock müzikle ilgili birçok kesim tarafından "Oomph"'un daha geniş kitlelere ulaşan kopyaları olarak anılsalar ve burun kıvrılsalar da bugüne kadar yaptıkları çalışmaların başarısı yadsınamaz. Bu çalışmalar arasında "Du Hast", "Du Reichst So Gut", "Engel", "Rammstein", "Asche Zu Asche", "Bück Dich", "Ich Will", "Links 2-3-4" ve "Sonne" ön planda yer alıyor. Ayrıca Depeche Mode'un "Stripped" adlı çalışmasına yaptıkları cover da bunların arasında yer alabilir.

Rammstein çalışmaları kadar bunların video klipleriyle de dikkat çekiyor. Farklı, vurgulu ve görsel olarak zengin kliplere sahip olan grup bu konuda en etkin çalışanlar arasında. Görselliği kullanarak çalışmalarını çok daha farklı bir şekilde vurguluyorlar ve bu da dinleyicileri gruba daha da bağlıyor.

Rammstein'in yeni albümü "Volkerball" bir CD ve bir de DVD olarak piyasaya sürüldü. Ayrıca 2 CD ve 2 DVD'lik bir limitli versiyonu ve 1 CD 2 DVD'lik bir özel versiyonu da var. Bu versiyonlardaki CD'lerde Fransa'daki Nimes Arena'da gerçekleşen konserlerinin kayıtları bulunuyor. DVD'lerde ise yine Nimes Arena'daki konserin görüntülerinin yanında Londra Brixton Academy konserinden, Tokyo Club Citta konserinden ve Moskova Olimpiyat kompleksi konserinden çeşitli görüntüler yer alıyor.

Bu çalışma her ne kadar yeni bir tad sunmasa da konserlerden görüntüler olduğu için tüm albümleri (Rosenrot albumunden Benzin var) kapsaması sebebiyle önemli. Rammstein'i canlı seyretmenin gerekliliğini vurgulamak açısından da en güvenilir kaynak.

Rammstein

13.12.06

Ximo Tebar & Fourlights - Eclipse (Omix, 2006)

Ximo Tebar İspanyol bir caz gitaristi. Henüz İspanya'da caz gitaristlerinin olmadığı, tek caz sanatçısının Tete Montoliu olduğu bir zamanda öne çıkacak kadar cesur ve kendini kanıtlayacak kadar da yetenekli bir isim.

Küçük yaşlarından beri aşık olduğu caz uğruna evini bırakıp Amerika'ya giden ve burada en iyi caz müzisyenlerinin seviyesine çıkmayı kendine hedef seçen Ximo Tebarin en büyük handikapı albüm çalışmasından pek hazzetmemesi.

Bugün kadar zorla 9 albüm çıkaran Ximo Tebar 10. albümünü de geçtiğimiz ay çıkardı.
Albümdeki 2 parçanın özel bir değeri var. Bunlardan ilki "Martino" adlı çalışma. Bu parça Ximo Tebar'ın hayatı boyu örnek aldığı isimlerden biri olan Pat Martino'ya adanmış. Bir diğer çalışma olan "My Evidence (About Monk And Trane)" ise Thelonious Monk ve Coltrane'e adanmış.

Albümdeki bir diğer çalışma Esp ise aslında Miles Davis'in bir çalışması. Albümdeki ise Ximo Tebar tarafından yeniden düzenleme sonucu ortaya çıkan çok güzel bir versiyonu. Ayrıca albümdeki bir diğer önemli nokta da Anthony Jackson'ın katkısı. Bas gitarıyla albüm boyunca harikalar yaratıyor.

Albümde cazın büyüsünü olanca gücüyle vermeye çalışan sanatçı her zaman olduğu gibi grubunda bir org saantçısı bulunduruyor ve parçalarında buna sık sık yer veriyor. Future Jazz'in muhteşem örneklerinin sergilendiği albümdeki "My Evidence" adlı çalışma future jazz'in tanımı olacak kadar başarılı.

Albümde dikkat çeken çalışmalar:

1) Inner Urge
2) Martino
4) My Evidence (About Monk And Trane)
5) Esp
8) Pinocchio
10) Puré De Patata

Ximo Tebar

Tanıtım linkleri de resmi sitesinden alınmıştır.

11.12.06

John Dahlback - At The Gun Show (Pickadoll, 2006)

John Dahlback 1985 Stockholm doğumlu oldukça genç bir prodüktör. 15 yaşından beri plakları yayınlanan John, kuzeni ve başarılı bir prodüktör olan Jesper Dahlback'ten de aldığı destek ile çok yol ilerledi.

Jesper ile Hugg & Pepp adlı bir projeye imza attı ve bu proje ciddi anlamda başarı kazandı. Bu arada Hugg ve Huggotron projeleriyle de kendi başına çeşitli çalışmalar yayınladı. Kendi kurduğu Pickadoll plak şirketi ise daha şimdiden sıradan plak şirketleri arasından sıyrılmış durumda.

Bu arada John'un Özgür Can'la olan yakınlığı da diğer bir önemli nokta. Bu yakınlığın sonucu olarak da Özgür Can Pickadoll'dan "With Shades Of Grey" adlı plağını 2006 yılının Nisan ayında yayınladı. Bu plak Özgür Can'ın en başarılı plaklarından biri olarak kabul ediliyor.

John üçüncü albümünü Kasım ayının sonunda piyasaya sürdü. Albümden 8 çalışma ayrıca 2 plak olarak yayınlandı. Yine Pickadoll etiketi taşıyan bu plaklar albümle aynı gün piyasaya sürüldü.

Albümde genel prodüksiyon çizgisi olan elektro, elektro house ve tech house türleri açısından çok başarılı çalışmalar var. Aslında John Dahlback'in en büyük yeteneği veya özelliği birçok insanın oldukça sert olarak üzerine gittiği tarzları çok daha yumuşak ve kulağa hoş gelen bir şekilde sunması. Albümün başından itibaren de bu dikkati çekiyor.

John Dahlback'in prodüksiyonlarındaki çeşitlilik de dikkati çekiyor. Bazen old skool elektro havasına bürünen çalışmalar yeri geliyor sakin bir house, yeri geliyor eğlenceli bir elektro house/disko olabiliyor. Albümdeki bu çeşitlilik her ne kadar birçok kişiye bazen itici gelse de bence bu devinim ayrı bir artı puan kazandırıyor.

Albümde geliştirilmesi gereken tek nokta vokallerin kullanımı. Vokaller albümde kullanıldığı noktalarda (3 parçada var) gerçekten etkisiz ve kullanılmasa daha iyi olacağını düşündürüyor. Kullanacaksa da bence kuzeninden biraz feyz almalı bu konuda.

John Dahlback önümüzdeki dönemde geleceğin yıldız adayları arasında önemli bir yere sahip. Bugüne kadar yayınladığı yığınla plağın yanında diğer projeleri ve müziğe olan bakış açısı sebebiyle daha şimdiden edindiği yeri ileride çok daha sağlamlaştıracağı kesin.

Albümden dikkat çeken çalışmalar:

1) Get Over It
3) Lane Of Love
4) See My Show
5) Express
8) S For E
13) Short Terms

John Dahlback
Pickadoll

Linkler Juno Records'dan alınmıştır.

7.12.06

Tom Waits - Orphans (Anti, 2006)

Thomas Alan Waits 1949 California doğumlu bir müzisyen. İrlanda, İskoçya ve Norveç kanlarının bütünleşmesiyle hayata kendine özgü bir bakış açısına sahip müzisyenin dünya çapında çok büyük bir hayran kitlesi var.

Müziğe önceleri söz yazarak başlayan Tom Waits daha sonra komşusunun piyanosunda kendi kendine piyanoyu öğrendi. Arkasından gazete dağıtarak biriktirdiği paralarla aldığı Gibson'la da gitar çalmayı öğrendi ve sonunda yazdığı sözlere eşlik edebileceği müzik aletine kavuştu.

San Diego'da bir barda şovlar arasında çalarak başlayan sahne hayatı Herb Cohen'in onu keşfetmesiyle 22 yaşında başladı. Çıkardığı ilk iki albüm o dönemde fazla olumlu tepki almadı çünkü müziğin değişmesi gereken yönü gösteriyordu ve değişim sancılarını kimse sevmiyordu. Bu noktada Francis Ford Coppola'nın yönettiği "One From The Heart" filmi için yaptığı müzikler onun nefes almasını sağladı çünkü dilediği müziği yapmakta özgürdü. Arkasından gelen evlilik ve bunun müziğine etkisi Waits'in hayatında mihenk taşlarıdır.

Tom Waits 1980'lerin ortasından itibaren folk ve caz kökeninden bir nebze uzaklaştı ve kendi tarzını daha açık ortaya koydu. Onun müziği belki de popüler radyolarda çalınan ilk "farklı" müzikti. Bu müzik onu gitgide tüm dünyanın gözleri önüne taşıdı ve bugün 23 solo albümlük inanılmaz bir kariyerden sonra 3 disklik yeni albümüyle karşımızda.

Albümde daha önceki albüm ve plaklarında yer alan 26 eski çalışmanın yeniden yorumlanması ve düzenlenmesi haricinde 30 yeni çalışma bulunuyor. Albüm 3 disk ve diskler arasında bakış açısı farkı da mevcut. Brawlers adlı ilk diskte blues etkisi çok açıkça görülüyor. Hatta dinlerken arkadan gelen yoğun viski kokusunu bile duymanız mümkün. Bawlers aslı ikinci diskte ise metamorfoza uğramış folk altyapısı ve insanı aşık ederken hayata küstürebilecek kadar tehlikeli baladlar var. Disk 3 Bastards'a geldiğimizde ise Tom Waits'in bilinçaltıyla karşılaşıyoruz. Garip vokaller, alabildiğince deneysel bir bakış açısı ve Waits'in hayal gücü birleşince ortaya ürperten bir sonuç çıkıyor. Açıkçası Tom Waits'in dikkatini çeken her sesi veya vokali kullanma isteği bazen çok garip sonuçlar ortaya çıkarabiliyor. Bastards'da bunu açıkça görebiliyoruz.

Ancak sonuç olarak şunu söylemek gerekir ki Tom Waits her zaman olduğu gibi sözünde duruyor ve bize bilmediğimiz bir şeyler söylüyor. Daha önce duymadığımız, belki de kimsenin bize söylemeye cesaret edemediği gizleri açıklıyor. Albümü toplu olarak 1 kere dinlemek zaten bir hayli zaman alıyor ancak 2 kere dinleyince aslında daha da fazla dinlemek gerektiği anlaşılıyor.

Road To Peace
You Can Never Hold Back Spring

Tom Waits

Linkler Anti Records'un sitesinden alınmıştır.

1.12.06

Snoop Dogg - Tha Blue Carpet Treatment (Geffen, 2006)

Herkes gider Mersin'e, o gider tersine. Snoop Dogg'u anlatmak için en uygun söz bu olsa gerek. Elbette Snoop Dogg'u anlatmak için bu yetmez ancak genel olarak müziğe katkıları açısından bu şekilde anlatılabilir.

Calvin Cordozar Broadus Jr. veya bildiğimiz adıyla Snoop Dogg, 1971 yılında California'da doğdu. Snoop takma adı Charlie Brown adlı çizgi filmdeki Snoopy karakterinden geliyor ve patent sahibi kişi annesi.

Batı kıyısının en iyi rapçi ve MC'lerinden biri olarak adlandırılıyor ve ünü şimdiden bu yerkürenin sınırlarını aşmış durumda. Bunun yanında katil zanlısı olarak yargılandı ve parçalarındaki sözler sebebiyle uzun zaman eleştirilen bir isim oldu. Ayrıca Ekim ayının sonlarında bir kez daha tutuklandı. Sebep ise havalaanından çıkarken hatalı sürüş yapması ve araçta yapılan aramada esrar ve kayıtsız silah bulunması.

Bugüne kadar çıkardığı 7 albümden 5'i Amerika'da listelerde 1 numaraya yükseldi. 14 Bu albümler de toplamda 16,6 milyon sattı ve ona 14 platin albüm kazandırdı. Efsanevi parçaları arasında "Who Am I (Whats My Name)", "Murder Was The Case", "Snoop's Upside Your Head", "Tha Doggfather", "Still A G Thang", "Bitch Please!", "Lay Low", "Wrong Idea", "Drop It Like It's Hot", "Let's Get Blown" ve "Beautiful" sayılabilir.

Death Row Records'dan yakın dostu Tupac Shakur'un 1996 yılında öldürülmesinden sonra büyük bir şok yaşayan ve Doğu yakasına olan nefreti iyice ortaya çıkan Snoop Dogg 2 yıllık bir aradan sonra yeni albümünü çıkarabildi.

G-Funk rap tarzının en iyi temsilcileri arasında yer alan Snoop Dogg, Jay Z gibi ünlü prodüktörlerin tabiri caizse parayı bulduktan sonra köklerinden uzaklaşmalarına nazire yaparcasına bu albümde özüne dönüş yaşıyor. G-Funk açısından gerçekten çok güzel çalışmalar içeren albüm çıkışının daha ilk haftasında Amerika'da listelere 5 numaradan girdi ve daha da yükseleceğe benziyor.

Albümde toplam 19 çalışma var ve bunlar arasında R.Kelly, Ice Cube, Nate Dogg, Dr. Dre, B-Real, E-40 ve Jamie Foxx'un vokal olarak desteği var. Aslında albümde sadece Snoop'un vokalini içeren 5 çalışma var. Ancak Snoop'un önceki albümlerinden feyz alırsak bu konuk vokal konusu hiç de yeni değil. Konuk vokal almayı seviyor ve bunu da oldukça iyi kullanıyor. Konuk aldığı rapçiler de düşünülürse bu sonuca da hiç şaşırmamalı.

Albümde beğendiğim çalışmalara gelince:

03) Crazy (Ft Nate Dogg)
04) Vato (Ft B-Real)
05) That's That (Ft R. Kelly)
07) Get A Light (Ft Damian Marley)
11) 10 Lil' Crips
12) Round Here
15) Which One Of U (Ft Nine Inch Dix)
17) Psst! (Ft Jamie Foxx)

Not: Liste albümün yayınlanan parça listesine göre yapılmıştır. Albüm hakkında önceden Snoop Dogg tarafından açıklandığı söylenen farklı bir liste vardır. Bu liste ve buna ait albüm tamamen dekmandır. Örneğin bu dekman listede yer alan ve Ice Cube'un vokal yaptığı söylenen "Gotta Lotta That" adlı çalışma aslında Ice Cube'un yayınladığı albümde yer almaktadır. Snoop'un albümüyle alakası yoktur.

Snoop Dogg

25.11.06

Hisato Higuchi - Dialogue (Family Vineyard, 2006)

Tokyo'lu gelecek vaadeden prodüktör Hisato Higuchi müzik dünyasına yönelik ilk profesyonel albümünü deneysel müziğe ağırlık veren Family Vineyard adlı plak şirketinden çıkardı.

Aslen kuklacı olan Higuchi'nin Japonya'da bazı bağımsız plak şirketlerinden çıkan çalışmaları var ancak ilk defa böyle büyük bir çalışma içerisine girdi. Ekim başında çıkan albüm hızlı bir şekilde yayıldı ve büyük takdir topladı.

Hisato Higuchi gitar ile yaptığı deneysel çalışmalarla dikkat çekiyor. Ambient tarzına benzer bir yapıda gitardan elde ettiği sesleri filtrelerle bezeyen sanatçı çok güzel bir sonuç elde ediyor. Bunda vokalleri de birer ses kesiti ya da enstrüman gibi kullanmasının payı da oldukça yüksek.

Albümü dinlerken ilk aklıma gelen şey çeşitli rüyalardan oluştuğuydu. Çalışmalar bazen Krautrock dönemini, bazen Pink Floyd'u (Abartmasaydım keşke), bazense ambient tarzını yoğun bir biçimde hissettiriyor. Gün içerisinde meditasyon yaparken ya da kafanızı her şeyden uzaklaştırmak isterken dinlemek isteyeceğiniz bir albüm yapmış.

Müziğin yarattığı dinginlik o kadar derin ki bu sakinlikten çıkmanız belirli bir süre alabiliyor. Özellikle bazı çalışmalarda bu daha da yoğunlaşıyor ve öylece kendinizi notaların akışına bırakıyorsunuz.

Albümde beni benden alan çalışmalar:

01) Himitsu
03) Manazashi No Saki E
04) Watashi Wa Asa O Matteita
08) Ai No Tanjo
11) Guitar #3
12) Mitsumeau Sekai Ni

Link Family Vineyard'dan alınmıştır.

21.11.06

Richard Bartz - Big (Kurbel, 2006)

Richard Bartz elektronik müziğin yıllanmış şaraplarından biri. Prodüktör olarak elde ettiği saygının yanına Kurbel gibi başarılı bir plak şirketini de ekledi.

Richard Bartz 1980'lerin sonlarından itibaren girdiği elektronik müzik dünyasında kısa sürede yükselen isimlerden biri. Dönemin Rave fırtınasından da nasibini aldı. Bu yönde efsanevi prodüksiyonlara imza attı. DJ Hell'in Disko B'den çıkan "Geteert & Gefedert" adlı albümünün ortak prodüksiyonunu yaptı. Daha sonra Acid Scout projesiyle Rave sahnesini sallamaya başladı. 1990'ların ortalarını geçtiğinde ise Rave'den teknoya bir dönüş yaşadı. Bunda Heiko Laux ile olan arkadaşlığının da etkisi var. 1990'ların sonuna geldiğinde ise Disko B, Kanzleramt, Kurbel, Cocoon Recordings ve International DJ Gigolo Records gibi efsanevi plak şirketlerinden çıkardığı çalışmalarıyla tüm dünyada kendini tanıttı.

Richard Bartz yeni albümü Big'i yine kendi şirketi Kurbel'den yayınladı. Bugüne kadar Kurbel'i farklı bir noktaya taşımayı başaran Bartz, bu yolda DJ Hell, Heiko Laux, Savas Pascalidis, Johannes Heil ve Christian Morgenstern gibi isimlerden destek aldı.

Albüme gelince Bartz'ın güçlü tekno altyapısı üzerine yerleştirdiği bol synth'li melodilerin etkisi hissediliyor. Özellikle albümün açılış parçası Atomic Dog inanılmaz derecede güçlü ve dans pistlerini yerinden oynatacak cinsten. Zaten el altından bir hayli gezen parçayı bugüne kadar birçok sette dinleme imkanına da eriştik. Ancak albümdeki diğer çalışmaların da hakkını yememek lazım. Birçoğu kalitenin üst sınırlarında ve Richard Bartz'ın bugüne kadarki belki de en başarılı albüm çalışmasını oluşturuyorlar.

Albümde teknonun yanında elektro, acid ve hatta rave elementlerini bize sunuyor. Bunlara ek olarak Richard Bartz'ın 1980'lerin elektro funk ve disko akımından fazlasıyla etkilendiğini de söylemek lazım. Tüm bunlar birleştiğinde ise dans etmek için çok güzel bir ortam karşımıza çıkıyor. Hatta son dönemde bu türlerde çıkan en başarılı albüm olarak nitelendirmek mümkün.

Albümde dans etmek için insanı fazlasıyla motive eden çalışmalar:

2) Atomic Dog
3) Zero Eight Nine
5) Real People
6) It Must Be Wrong
11) Late Night Acid Final
13) Nightbird

http://www.myspace.com/richardbartz

19.11.06

Dreadzone - Live At Sunrise (Functional Breaks, 2006)

Dreadzone bu sene Dinamo FM'in düzenlediği Radar Live festivalinde yer alan gruplardan biri. Festivaldeki performanslarıyla Türkiye'de çok sevildiler ve bu ay Sunrise Festivali'ndeki konserlerinin kaydını albüm olarak piyasaya sürdüler. Açıkçası canlı performansı albüm performanslarının fersah fersah üzerinde olan bir grup açısından bence çok önemli bir albüm.

Ancak grup açısından çok üzücü bir olay da meydana geldi. Grubun gitaristlerinden Steve Roberts hayatını kaybetti. Steve, grubun kurucuları arasında yer alan Greg Roberts'ın da kardeşiydi. 2 yıldır grupta yer alan Steve'in hayatını kaybetmesinden sonra ilerleyen günlerde yapacakları turneyi de iptal ettiler.

Grubun temelleri 1984 yılında atıldı ancak grubun oluşumundaki asıl kilit zaman 1990 yılında Greg, Tim Brian ve Leo Williams'ın buluşmasıydı. Önceleri üçlü birlikte çalışmalara başladılar. Daha sonra birkaç konseri takip eden ilk albümleri çıktı. "360°" çok büyük ilgi gördü. 1994 yılında Glastonbury'nin açılış grubu oldular ve o gün onları dinleyenler arasında yer alan efsanevi isim John Peel en büyük hayranları arasında yer aldı. İkinci albümleri "Second Light" ise birinci albümlerini unutturan bir çalışma oldu. Dreadzone'u tüm dünyaya tanıtan albümü John Peel gelmiş geçmiş en sevdiği 10 albüm arasında gösterdi. Bu onları İngiltere'de apayrı bir noktaya taşıdı. Tüm bu gelişmeler grubu Glastonbury'de açılış grubu olmaktan headlinerlığa kadar taşıdı.

16 yıllık müzik serüveni boyunca Dreadzone birçok değişim geçirdi ve değişimlerin sonucunda müzikal açıdan birçok kırılma noktası yaşadılar. Tüm bunlara rağmen yaşana ufak tefek değişikliklerle birlikte her zaman kendilerine özgü ve dikkat çeken bir tarza sahip oldular.

Dreadzone dub reggae ve root reggae'ye getirdiği modern yaklaşım sebebiyle günümüzün bu türde çalışan en başarılı grubu olarak anılıyor. Aslında bu yaklaşımı reggae'ye İngiliz bakış açısı olarak da adlandırabiliriz.

Konser albümlerini dinlemek ise bu sene onları dinleme şansı bulanlar için güzel bir anı tazelemesi olacak. Kaçıranlar için ise gerçekten güzel bir tanışma fırsatı. Muhteşem bir albüm onları bekliyor.

Dreadzone

18.11.06

Yppah - You Are Beautiful At All Times (Ninja Tune, 2006)

Texas'lı Joe Corrales Jr.'ın projesi olan Yppah ilk albümünü Ninja Tune plak şirketinden 25 Kasım'da piyasaya çıkacak. Elbette Ninja Tune'un kalitesi ve başarısı düşünüldüğünde daha dinlemeden beğeneceğimi tahmin ettiğim bir çalışma olduğunu düşündüm. Yppah'ın yeni bir isim olması ise bunun ilginç bir deneyim olacağını hissettirdi.

Albümde Ninja Tune'un klasiği olarak caz ve idm'e yönelik sergilenen farklı yaklaşımlar var. Bunun yanında albümde trip hop ve beat'in de etkisi göz ardı edilemeyecek cinsten.

Vuruşlar oldukça yoğun kullanılıyor. Temel vuruş yapısı caz ancak bu yapı sürekli idm ve beat türlerinin desteğini görüyor. Böylece bir nebze daha karmaşık bir genel vuruş yapısı ortaya çıkıyor. Doğruyu söylemek gerekirse bu yapı zaman zaman Mouse On Mars'ı anımsatıyor ancak caza ağırlık verildiğinde tekrar kendi havasını buluyor. Rephlex'in de ilgisini çekecek yapılar sergiliyor çalışmalarında.

Melodilerde ise gitar ve piyano egemenliği hakim. Genel olarak da karmaşık vuruş yapısının aksine sakin bir havada ilerliyor melodiler. Melodiler vuruşların etkisiyle kesik kesik bir yapıya dönüyor ancak o masalsı havalarını hiç kaybetmiyorlar.

Albümdeki dikkat çekici bir diğer nokta da çalışmaların hiçbirinin 4 dakikayı geçmemesi. Hepsi Joe Corrales'in albümü hazırladığı 1 yıllık süreçten birer fotoğraf gibi.

Albümde beğendiğim çalışmalar:

2) I'll Hit The Breaks
3) Again With The Subtitles
4) The Subtleties That Count
7) Almost In That Category
11) Longtime

http://www.myspace.com/yppah

15.11.06

My My - Songs For The Gentle (Playhouse, 2006)

Carsten Klemann, Lee Jones ve Nicolas Höppner'den oluşan My My, kurulduğu 2005 yılının en dikkat çeken isimlerinden biri oldu. Bugün ise Playhouse'un kendilerini keşfinin ardından 1 yıl geçti ve her geçen gün yerlerini sağlamlaştırıyorlar.

Aslında Alman elektronik minimal müzik prodüktörlerinin aksine farklı bir tarzları olduğunu söylemek mümkün. Ne Frankfurt'luların keskin vuruşları, ne de Berlin'lilerin güçlü vuruşları My My'ın çalışmalarında yer almıyor. Daha çok yumuşak bir tarza sahipler ve fusion jazz'in minimal versiyonu olarak nitelendirilebilecek kadar sakinler. Her çalışmada farklı bir manzara tasviri var ve bu manzaraların hepsinde tanıdık bir hava hakim. Ses kesiti kullanımı oldukça yoğun ve bazı noktalarda Akufen'in bize sunduğu microhouse türünü anımsatıyor.

Bu farklı yaklaşımlarının sebeplerinden biri de grup elemanlarından Carsten'in Berlin'li, Lee'nin Essex'li, Nicolas'ın ise Hamburg'lu olması. Çok farklı etkileşimlerden gelen bu 3 DJ stüdyodayken kendilerine özgü bir tarz yaratmayı başarıyorlar. Caz ve funk etkileri birçok çalışmada fark edilecek derecede önde.

Albümden bir hayli önce albümde yer alan "Swiss Rye" adlı çalışmanın plağı da çıktı yine Playhouse'tan. Bu plakta albümde yer almayan "Brown Lily" adlı bir parça da var.

Albümdeki dikkat çeken çalışmalara gelince:

1) Clean Break
2) When It Rains
3) Eleventh Hour
5) blue Skies
6) Pelourinho
10) Got It

Playhouse

Albümden örnekler dinlemek için:

1) Clean Break
3) Eleventh Hour
5) Blue Skies

Linkler Phonica Records'dan alınmıştır.

14.11.06

John Tejada - Cleaning Sounds Is A Filthy Business (Palette, 2006)

John Tejada son 10 yıldır Amerikan Minimal mafyasının ayrılmaz bir parçası. California'dan tüm dünyaya esen bir fırtına misali çalışmalarını sürdürüyor. 1996 yılında ilk plağını yayınladı ve o günden bugüne kadar çok başarılı işlere imza attı.

Çalışmalarının önemli bir bölümünü 1996 yılının sonbaharında kurduğu Palette Recordings'den yayınlıyor. Uzun bir süre plak şirketini sadece kendi çalışmalarını yayınlamak için kullandı ancak 2001 yılından sonra başka sanatçılara da yer vermeye başladı. Bu sanatçılar arasında yine California'lı The Rip-Off Artist, Justin Maxwell, Pieter K ve DJ Abstract yer alıyor.

Tejada'nın yeni albümü "Cleaning Sounds Is A Filthy Business" ise yine Palette Recordings etiketiyle yayınlandı. Bu Tejada'nın 8. solo albümü. Ayrıca Arian Leviste ile birlikte yayınladıkları çok başarılı bir albüm daha var.

Albümde kendine özgü minimal anlayışını tüm gücüyle bizlere sunuyor. Yer yer acid sınırlarına dayanan melodileri, altta sürekli yapısı değişen ancak ritme sadık vuruşları onun en dikkat çekici yanı. Çalışmaları genel olarak dingin ve akılda kalıcı düzene sahip. Yine de California'lı olmasından kelli zaman zaman funk unsurlarına da yer veriyor. Ayrıca minimalizme sadece isim olarak değil yapısal olarak da kendini adamış isimlerden biri. Zaten dürüstçe söylemek gerekirse Kuzey Amerikalı prodüktörlerin bu konuda daha idealist bir yaklaşım sergilediklerini söylemek mümkün.

Bu arada albümden ilk olarak "The End Of It All"'un plağı yayınlandı yine Palette'den. Albümdeki en başarılı çalışma diyebilirim rahatça. Muhteşem bir kompozisyon. Plakta ayrıca "Forced Fiction" adlı albümde yer almayan bir çalışma da var.

Albümde dikkat çeken çalışmalar:

1) What Happened To Manners?
2) Clever Bunch
3) Mutation
5) The End Of It All
7) Science, I Think

Palette Recordings

Albümden örnekler dinlemek için:

01) What Happened To Manners?
02) Clever Bunch
03) Mutation

Linkler Phonica Records'dan alınmıştır.

13.11.06

Faithless - To All New Arrivals (BMG, 2006)

Faithless açıklamaya ihtiyacı olmayan efsane gruplardan biri. Kendi çaplarında çok başarılı olan Sister Bliss, Maxi Jazz, Rollo ve Aubrey Nunn'dan oluşan grup bugüne kadar yaptıkları çalışmalarla gerek müzikal açıdan, gerekse konserleri açısından devasa bir kitleye ulaştı. Türkiye'ye de birkaç kez gelen grup büyük ilgi gördü.

Son yaptıkları "Greatist Hits" adlı veda turnelerinin topladığı ilgi sebebiyle bu albüm ortaya çıktı aslında. Genel olarak herkes için de bir sürpriz oldu. Albümden çıkan ilk plak "Bombs" ise 23 Ekim'de internetten satışa sunuldu.

Albümde ilk dikkat çeken nokta Maxi Jazz'in biraz daha arka planda olması. Vokallerde genel olarak konuk sanatçıların yardımı alınmış. "Last This Day" adlı parçada ise "Dido"'nun eşsiz vokali yer alıyor.

Albüm plak olarak da yayınlanan "Bombs" ile açılıyor. Albümdeki elektronik müziğin ağırlığından bahsetmeye gerek yok zira Faithless için bu her zaman etkin bir noktaydı ancak bu albümde günümüzde daha çok göz önünde olan tarzlara yakınlık sergilemeleri ise yaşadıkları olumlu değişimin bir sinyali. Albümde dikkat çeken bir diğer nokta da eskiden oldukça sık tanık olduğumuz ve Faithless'ın erken dönemlerinde tanınmasındaki temel sebep olan vurucu ve hareketli çalışmaların yerinde yeller esmesi. Albüm oldukça ağır bir tempoda ilerliyor. Sakinleşmek için dinlenebileceği dahi söylenebilir. Bunun yanında "Spiders, Crocodiles and Kryptonite" adlı parçada ise Depeche Mode baladlarının benzeri bir melodi var ve çok etkileyici.

Albümde dikkat çeken çalışmalara gelince:

1) Bombs
2) Spiders, Crocodiles And Kryptonite
6) Last This Day
8) Hope And Glory
10) The Man In You

Faithless

11.11.06

Karma - Latenight Daydreaming (Compost, 2006)

Karma, Lars Dorsch ve Tom Dams'dan oluşan bir ikili. Önceleri prodüksiyona hip hop ile başlayan daha sonra breakbeat ve drum n bass tarzlarına dönen Karma, Almanya'da bu türde çalışma yapan insanları tek çatıda toplamak için "Groove Attack" plak şirketini kurdu. Bu şirket ülke içinde ciddi bir birliktelik ve başarı getirdi.

Karma daha sonra hızını azaltarak 1999 yılı itibariyle downtempo ve ambient'a yöneldi ve çok güzel bir sonuç ortaya çıktı.

Karma bu albümünde ilk defa dünyaca ünlü plak şirketi Compost Records ile çalıştı. Bu yeni birlikteliğin tohumlarını atan albüm ise gerçekten çok başarılı. Caz, fusion ve downtempo türlerini çok güzel bir şekilde notalara dökülmüş ve bu ahenge uygun vokallerle de bunu desteklenmiş. Dinlerken yüzünüzde bir gülümse yaratıyor doğrudan. Bu albüm sayesinde eskiye nazaran çok daha fazla dikkat çekebilirler.

Bu arada albümde Father Father adlı parçanın vokalinde Özlem Çetin yer alıyor. Parçada güzel bir vokal sergiliyor. Zaten bu albümden çıkan ilk plak da bu parçaya ait. Aslında Özlem Çetin hakkında bir bilgi sahibi olmasam da ufak bir araştırma sonucu daha önce Polydor'dan çıkan Thomilla'nın "Slap That Bitch" adlı plağının söz ve vokallerin de kendisine ait olduğunu öğrendim.

Albümdeki beğendiğim çalışmalar ise:

2) Are We (Vokal Michelle Amador)
3) Carte Blanche
4) Home (Vokalde Michelle Amador)
5) Beach Towel
6) Father Father (Vokalde Ozlem Cetin)

http://www.discogs.com/artist/Karma
http://www.compost-records.com

9.11.06

Zombie Nation - Black Toys (Ukw, 2006)

Zombie Nation'ı nasıl bilirsiniz denirse verilecek ilk cevap hiç şüphesiz Kernkraft 400 adlı çalışmasıdır. 23 kere plak olarak orjinal versiyonu ve düzenlemeleri yayınlandı. Bu tek bir çalışma için inanılmaz bir rakam. İlk olarak 1999 yılında Data Records'dan yayınlanan çalışma ülkemizde o dönemde birçok defa çalındı ve çok yayıldı. Elektronik müzikle 2000 sonrası ilgilenmeye başlayanlar ise çalışmayı NTV'deki Premier League reklam müziği olarak tanıdılar ve aramaya başladılar.

Zombie Nation Florian Senfter'in (DJ Splank ve John Starlight olarak da bilinir) ve Mooner'ın kurduğu bir proje. Mooner'ın ayrılmasıyla DJ Splank tek başına kaldı ve tarzda da temel olarak değişikliğe gitti. Eski tekno ve elektro karışımı nefes kesen hız ve enerjiye sahip çalışmalarının yerini daha sakin, elektro, elektro house, electro hip hop, jazzy house ve funky house aldı. Bu türleri ardı ardına saymamın sebebi de Zombie Nation'ın Black Toys adlı yeni albümü. Florian Senfter'in plak şirketi UKW etiketiyle yayınlanan albüm 500 kopyayla sınırlı ama Cocoon veya Television plak şirketlerinden yeniden yayınlanma ihtimali var duruma göre. UKW ayrıca Senfter'in diğer plak şirketi Decathlon'un da kardeşi konumunda.

Albümde yukarıda saydığım gibi birçok farklı türe el atmış Zombie Nation. Eskiye oranla çok farklı bir tarzı benimsemiş zira Mooner'ın ayrılması ciddi bir etken. Ancak Senfter tek başına da oldukça başarılı bir şekilde devam ettiriyor projeyi. Albüm farklı olsa da kendi içinde güzel. Synthisizer kullanımı birçok çalışmada yoğun ve eski günleri andırıyor ancak altyapılar ve ritm açısından farklılıklar var. Bu da temel değişikliği oluşturuyor.

Albümde güzel parçalar var. Bunlardan bazıları şöyle:

2) Black Toys
5) Don't Touch
6) Slomo
9) Taxi Extreme
10) Paang Paang

http://www.zombienation.com

8.11.06

Jeff Samuel - Step (Trapez, 2006)

Jeff Samuel DJ'liğe 1996 yılında Ohio'da Claude Young'ı dinledikten sonra heveslendi ve bir süre sonra birlikte çok yol kat edeceği The Archetype ve Titonton Duvante ile tanıştı. 1997 prodüksiyona başlayan Jeff Samuel için yollar pek kolay olmadı. Bilgisayar programlarını kullanarak prodüksiyon yapmak istiyordu ve o dönemde bunun için sayılı imkan vardı. İlk prodüksiyonları Fruity Loops'la oldu ki artık bu programın adı FL Studio oldu. İlk plağını 1999 yılında yayınlama imkanı buldu ve şimdi de ilk solo albümüyle karşımızda.

Ses mühendisi olması sebebiyle ve bilgisayar oyunları için özel ses efekti hazırlayan bir insan olarak söylenebilecek ilk şey ses kesiti kullanımının çok başarılı olduğu. Bunun yanında orjinal sesler bulmak konusunda da üzerine yok. Minimal house'u yer yer tech-house ve tekno ile birleştiren bir tarza sahip.

Çalışmalarında lokomotif etkisi denen bir yapı kullanıyor. Vuruşlar insanda hareket doğuran bir ardı arkası kesilmemezlik içerisinde. Ufak melodiler ise altyapı temelinde vuruşlara yardımcı oluyor. Prodüksiyonları genel olarak gecenin hazırlık ve hazırlık sonrası iyice ısınma saatlerine yönelik bir prodüktör. Yer yer funky havası olması bu açıdan ona çok yardımcı oluyor.

Albümdeki içimi ısıtan çalışmalar:

1) Step
2) Right Then And There
4) Power Ballard
5) You Will Never Know
7) Night Ride
9) Off The Mark

http://jeffsamuel.com
http://www.myspace.com/jeffsamuel

7.11.06

DJ Shadow - The Outsider (Universal Motown, 2006)

DJ Shadow'dan yani Josh Davis'ten bahsetmeye gerek var mı bilmiyorum. Efsanevi bir solo kariyerinin haricinde U.N.K.L.E. ile birlikte çok başarılı bir ortak projesi de var.

DJ Shadow Turntablist olarak nitelendiriliyor ve 4 parmakla scratch atan dünyadaki 4-5 kişiden biri. Çok yoğun ses kesitleri kullanımıyla dikkat çekiyor ve hip hop bazlı altyapıların üzerinde zaman zaman caz, zaman zaman indie, funk veya disko melodileri yer alıyor. Ancak kendine has tekniği ve bakış açısı sebebiyle her zaman farklı ve kendine hayran bırakan çalışmalar üretmeyi başarıyor.

1973 doğumlu olmasına rağmen 18 yaşından itibaren yayınladığı plak ve albümlerin sayısı inanılmaz. Bugüne kadar 6 solo albüm yayınlayan ve "The Outsider" ile birlikte 7'ye de imza atan DJ Shadow günümüzün en başarılı prodüktörlerinden biri olarak anılıyor. Albüm Amerika'da Universal'ın Universal Motown adlı alt şirketi, İngiltere'de de Island Records tarafından yayınlandı.

Konu DJ Shadow olunca laf uzar o yüzden kısa kesip albüme dönelim (1) Intro, 4) Sunum) :

2) This Time - Funk ve soul altyapılı, yer yer caz etkileşimli güzel bir çalışma.

3) 3 Freaks (Vokal Keak Da Sneak ve Turf Talk) - DJ Shadow açısından albümün resmi başlangıcı burası. Hip hop altyapısı üzerinde ses kesitlerinden oluşan değişken melodiler ve özgün vokaller. Eğlence başlıyor. Başlamak da ne kelime.

5) Turf Dancing (Vokal The Federation ve Animaniaks) - Elektro bir melodiyi keserek hip hop ortamına sokuyor. Vokaller de girdiğinde ortalık kaldığı yerden tekrar karışıyor. Çok güçlü vuruşlar sarsıyor. Busta Rhymes benzeri bir vokal ateşledikçe ateşliyor.

6) Keep Em Close (Vokal Nump) - Altta sakince elektronik bir melodinin üzerinde aksak hip hop ritmiyle birlikte güzel bir vokal. Biraz Eminem tarzı depresif bir havası var.

7) Seein Thangs (Vokal David Banner) - Gücünü hissettiren bir hip hop. Fonda güzel bir piyano melodisi giriyor. Vuruşlar yer yer Aphex Twin tarzı kendi dünyalarında ilerliyor.

8) Broken Levee Blues - Adından da anlaşılabileceği gibi güzel bir blues gitar solosu. Solo Joe Gore'a ait.

9) Artifact - Punk havalı bir girişi var. Vuruşlar oldukça boğuk, gitar ise ara ara farklı tonlardan giriyor. Parçanın hızına yetişmenin imkanı yok.

10) Backstage Girl (Vokal Phonte Coleman) - Blues etkili gitarın ağırlığını koyduğu çok farklı bir hip hop çalışması. Gerçekten çok özgün ve başarılı. Parça orta bölümden sonra freestyle rap'e dönüyor bir süre. Sonra baştaki havasını buluyor.

11) Triplicate / Something Happaned That Day - Dead Can Dancevari bir ortaçağ benzeri melodi ile başlıyor. Daha sonradan bir oryantal balada dönüyor havası. John Cage'den ses kesitleri kullanılmış çalışmada.

12) The Tiger (Vokal Sergio Pizzorno ve Christopher Karloff) - Muslimgauze benzeri bir başlangıçta beraber country ezgili gitarlar giriyor. Vokallerle birlikte çok güzel bir hal alıyor. Yer yer rock yapısına bürünüyor.

13) Erase You (Vokal Chris James) - Bateriyle başlayan aksak bir ritmin üzerinde tam aksine çok sakin bir vokal var. Vuruşlar yine Aphex Twin'i andırıyor. Melodiden çok daha duygu yüklü.

14) What Have I Done (Vokal Christina Carter) - Gitar baladı ile giriyor. Vokalde yoğun duygu ve masumiyet var. Parça boyunca tüm bu ahenk güçlenip durgunlaşıp devam ediyor.

15) You Made It (Vokal Chris James) - Çok güzel bir gitar melodisinin üzerine gelen Thom Yorke tarzı hisli bir vokal ile başarılı bir alternatif rock parçası olmuş.

16) Enuff (Vokal Q-Tip ve Lateef The Truth Speaker) - Tekrar özüne dönüyor ve enerjisi bol bir hip hop geliyor. 2 step bir yapısı var ve bu enerjiyi artırıyor. Üstteki klavye vokaliyle bire bir uyumlu ilerleyen vokal eğlenceyi körüklüyor.

17) Dats My Part (Vokal E-40) - Albümün kapanışı geldiğinde ise aksak hip hop vuruşlarının üzerine E-40'den çok başarılı bir vokal geliyor. Güçlü, güzel ve akılda kalıcı bir bitiş.

http://www.djshadow.com
http://www.MySpace.com/djshadow

DJ Shadow albüm kapsamında bir turneye de başlıyor. 28 Kasım'da Newcastle'da başlayacak olan turne önce İngiltere'de gezecek sonra da Avrupa'ya yayılacak. Turnenin Amerika ayağı da olacak. Umarım turne kapsamında birileri hızlı davranır da DJ Shadow'u Türkiye'ye de getirir.

6.11.06

Milieu - Our Blue Rainbow (Independent, 2006)

Brian Grainger 1997 yılında ailesinin boşanmasının ardından müzikle ilgilenmeye başladı. Kendi kendine bas gitar, klasik gitar, davul ve klavye çalmayı öğrendi ve birçok grupta çeşitli enstrümanları çalarak yer aldı. 2002 yılında ise elektronik müziğe yönlendi. Ambient ve psychedelic türlerinde çalışmalar yapmaya başladı.

Daha sonra The Parallax projesi altında 2 yılda 6 albüm yayınladı. 6. albümden sonra bu projeyi sona erdirip Milieu adını aldı. Milieu projesiyle de 2005 yılından beri 10'dan fazla albüm yayınladı. Bunların birçoğu internet plak şirketlerinden oldu. Son albümü Our Blue Rainbow ise Expanding Electronic Diversity'den yayınlandı ve 200 sayıda sınırlı olarak basıldı. Bu arada Milieu'nun diğer albümlerini internetten çekip dinleme imkanınız da var.

Albümde yoğun bir hava var ve minimalist vuruş altyapısı dikkat çekiyor. Biraz melankolik olduğunu söylemek lazım. Ancak Milieu'nun genel prodüksiyonları zaten bu çizgide. Vuruş yapıları ise melodilerle çok güzel uyum içinde ve Milieu'nun en dikkat çekici özelliklerinden. Bunun yanında yer yer vuruşlarla zıt olsa da uzayıp giden rüya benzeri melodiler var.

Albümde dikkat çeken çalışmalar:

2) My Friend The Dawn
3) Days Behind
6) Glasshill
10) For Katie Asleep On The Bus
11) Hidden Track 1

http://milieu.experimedia.net
http://www.electronicdiversity.com/

Diğer albümleri için:

Milieu & Quosp - Grassland Melodies (Rsc 010)
Milieu - Songs We Found In The Sand (Rsc 002)

Bu albüm linkleri Ropes Wing Cities plak şirketinin sayfasından alınmıştır. Başka sanatçıların albümleri için ziyaret edin ve destek olun.

Milieu'nun kendi Internet plak şirketinden yayınladığı 3 albüm

5.11.06

Jeff Mills - One Man Spaceship (Axis, 2006)

Jeff Mills Amerika'nın elektronik müzik dünyasına kazandırdığı en önemli isimlerden biri. Bugüne kadar elektronik müziğe katkıları yadsınamaz. Yalın ve doğrudan nokta atışı yapan tarzı ile birçok başarılı prodüksiyona imza attı. Bunun yanında DJ'lik açısından da 3 pikap kullanımı, parçaların en tepe noktalarını seçip bunları 1-1.5 dakikalık sürelerle çalması ona "Just The Best Bits" takma adını da kazandırdı.

Jeff Mills'i anlatmak aslında oldukça zor. Her zaman yeniliği ön planda tutmuş, yapılmayanı yapmayı aklına koymuş bir isim. Detroit teknosuna farklı ivmeler kazandırmasının yanında Metropolis filmine yaptığı müzikler onun adının herkes tarafından saygıyla anılmasını sağladı. Bunların yanında Axis Records gibi Detroit tekno açısından değerli bir plak şirketini kurdu ve bu konuma getirdi.

Bütün solo kariyerinin yanında Amerika'da elektronik müzik açısından devrim yaratan Underground Resistance'ın da bir üyesi. Diğer üyeleri de zaten Mike Banks ve bir diğer efsane Robert Hood. Bu isimle kurdukları plak şirketiyle de Drexciya ve Blake Baxter gibi önemli isimlere yol verdiler.

Jeff Mills kendi adıyla çıkardığı 16. albümüyle yeniden dünyayı sarsmaya geliyor. Sade, minimalist ve endüstriyel tekno tarzını yine elinden geldiğince etkin olarak bizlere aktarıyor. Albümde 18 çalışma var. Parçalar mixli halde sunuluyor. Albümdeki endüstriyel hava ağır ve bu da yoğunluk yaratıyor. Melodiler ise bu senin başında Montpellier Filarmoni orkestrasıyla düzenlediği projeden etkileşimle senfonileri andırıyor. Bu etkileim sebebiyle Brian Eno'yu andıran bir yapıya ulaşıyor albümde. Elbette bu da üst düzeyde memnuniyet verici bir durum.

Albümdeki nefes kesen çalışmalara gelince:

2) Into The Cosmos
3) Micro Terra
4) Decompression
8) The Art Of Barrier Breaking
9) Above Waiting Worlds
14) The Myth, The Mistake
15) A Great Chase

http://www.myspace.com/jeffmills2006
http://www.axisrecords.com