Ocak 2007 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ocak 2007 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.5.07

Otomo Yoshihide - Prisoner OST (Headz, 2007)

Otomo Yoshihide 1959 doğumlu deneysel akustik rock ve elektronik müzik çalışmaları yapan bir Japon müzisyen. Bugüne kadar onlarca albüm çalışması var. Çalışmalarının çoğu yoğun deneysellik altında olduğu için çok fazla popülerliği olduğu söylenemez ancak Japonya açısından çok önemli bir sanatçı.

Müziğe önceleri rock ile başlayan fakat daha sonra Japonya'da hakim olan free jazz ve improvisation akımlarından etkilenen Yoshihide, bu yöne doğru kayıyor ve o günen beri temel olarak improvisation'ı alarak deneysel çalışmalarına devam etti. Ancak deneyselliği açısından asla free jazz'e yaklaşmadı. Sadece 1990'larda bir caz grubu kurdu ancak bu konu üzerine çok da fazla eğilmedi birkaç çalışma ve konser hariç. Temel olarak noize rock ve noize akustik üzerine çalışmalarda bulundu. Yani dinlemeden önce bir düşünmek gerek diyorum.

Ocak ayında yayınlanan ama aslen 2006 yılının Haziran'ında kaydedilen bu albüm, Adachi Masao'nun "Prisoner" adlı filmi için yapılmış bir Soundtrack. Böyle albümleri filmden bağımsız dinlemek genel olarak bir anlam kaybına yol açar aslında ama imkanlar dahilinde hareket edelim biz.

Albümde elektrik ve akustik gitarda Jim O'Rourke, yine elektrik gitarda Tetuzi Akiyama ve ses kesitlerinde Norimizu Ameya gibi önemli isimler var. Ancak bu üç ismin de Otomo Yoshihide gibi deneysellik meraklısı olduğu düşünülürse albümde normal bir şey beklememek lazım. Eğer sakin, düzenli, rahat anlaşılır bir şeyler dinlemek istiyorsanız bu albümden uzak durun. Ancak farklı ve garip bir şeyler dinlemek isteyenler için birebir. Albümde Yoshihide'yle uzun zamandır çalışan Sachiko M'in sinüs dalgaları da ayrı bir etkileyici bu arada.

Albümde üç deneyselci elektronik gitaristin imzasının olması ve bu üçünün de bu alanda çok ünlü insanlar olması albüme farklı bir hava katmış. Gitarın sürekli ön planda olduğu bir yapı var. Tabii bu öndelik yoğunlukla noize havasında. Ses kesiti kullanımında ise gerçekten Norimizu Ameya'nın yeteneğini görebiliyoruz. Ses kesitlerinden melodiler yaratıp bu üçlüye eşlik ediyor.

Albümde dikkat çeken çalışmaları seçmek zor. Aslında tek önerim önce filmi seyredip sonra albümü dinlemek olabilir. Bende bu ters bir yapıda olacak ancak bu müziğin ait olduğu filmi izlemek için de gerçekten meraklandım diyebilirim. Tür bağımlısı olmayanlar için denenmesi ve bilinmesi faydalı olacak bir çalışma bana göre.

Otomo Yoshihide'nin Resmi Sayfası
Prisoner Filminin Resmi Sitesi
Prisoner Filminin Tanıtım Klibi

23.4.07

Philip Glass - Heroes Symphony; The Light (Naxos American, 2007)

Philip Glass minimalist klasik müziğin en önemli ismi olarak biliniyor her ne kadar Steve Reich da bu titre onun kadar yakın olarak anılsa da. Ancak Philip Glass'i ayrı kılan bazı özellikler var ve bunların başında doğu mistisizmindeki minimalist anlayışı ve müzikal öğeleri klasik müzikle birleştirmiş olması. Bir de şöyle önemli bir nokta da var ki bu sene Philip Glass 70. yaş gününü kutlayacak. Sanırım bu sene oldukça güzel şeylere gebe.

Philip Glass Heroes adlı albümünü ilk olarak 1996 yılında Twyla Sharp'ın hazırladığı bale koreografisi için kompoze etti. Albüm olarak da 1997 yılında yayınlandı. Albümdeki 6 çalışma da David Bowie ve Brian Eno'nun çalışmalarından esinlenerek hazırlandı. Albüm düşünsel temelini Berlin şehrinin bölünmüş halinden almıştı. Çalışmalardaki renklilik ve dikkat çekiciliğin üst düzeyde olması bu ikilinin de takdirini kazanmasını sağladı.

Bu albümde 1997'deki "Heroes Symphony" albümünden farklı olarak Philip Glass'in Marin Alsop yönetimindeki Bournemouth Senfoni Orkestrası'yla birlikte yine 1987'de yayınladığı "The Light" adlı çalışması da var. Albüm de zaten bu çalışmayla başlıyor. Çalışma hakkında söylenebilecek şeyler oldukça basit. Minimalizme bağlı kalınarak hazırlanan, çalışmanın başından itibaren artan bir etkiyle insanı kendine bağlayan bir yapısı var. Bournemouth senfoni orkestrasının albüm boyunca ortaya koyduğu inanılmaz başarısını da vurgulamak gerekiyor.

Her ne kadar David Bowie'ye karşı genel olarak antipatiyle yaklaşsam da Philip Glass yorumlarına hayran kaldığımı söylemem gerekiyor. Bunun yanında Brian Eno yorumlarına yorum bile yapmama gerek yok çünkü orjinallerini de çok seviyorum.

Her ne kadar eski çalışmaların veya yorumlamaların yenilendiği bir albüm olsa da senfoni orkestrasıyla ortaya koyulduğu için tekrar farklı bir dilden dinlemek güzel oluyor albümü.

Albümden parça kesitlerini Emusic sayesinde buradan dinleyebilirsiniz.

Philip Glass'in Resmi Sitesi
Philip Glass @ Wikipedia

10.4.07

The Shins - Wincing The Night Away (Sub Pop, 2007)

The Shins 1997 yılında James Russell Mercer, Martin Crandall, Neal Langford, Jesse Sandoval ve Eric Johnson'ın kurduğu bir grup. 2002 yılında Neal Langford'un ayrılmasıyla da yollarına Dave Hernandez ile devam etmişler. Indie rock türünün takip edilen isimlerinden biri olarak her zaman dikkat çekiyor.

2001 yılında çıkardıkları ilk albümleri "Oh, Inverted World" ile çok olumlu tepkiler alan grup, bu albümden sonra prodüksiyonlarını daha rahat yapmak amacıyla New Mexico'daki Albuquerque'ten Oregon Portland'a taşındı. Bu değişim ciddi anlamda başarılı bir etkiye sahip oldu. 2003 yılında çıkardıkları "Chutes Too Narrow" adlı albüm gerek parça yapıları, gerekse vokalin tekniği açısından indie rock türünde önemli bir yere sahip. The Shins bu albümde birlikte çıktığı dünya turnesinde de çok büyük bir dinleyici kitlesine ulaştı ve hayranlarının sayısı yüksek bir rakama erişti.

Grup 3. albümleri olan "Wincing The Night Away" için 4 yıllık bir uzun çalışma sergiledi. Bu çalışmanın sonucu ise ilk haftasında Billboard listelerinde 2.liğe çıkmak ve 118.000'lik inanılmaz bir satış rakamına ulaşmak oldu. Bu albüm Sub Pop plak şirketinin varolan bütün rekorlarını altüst etti.

Albüme gelince, tarz olarak doğrudan farkı belli oluyor. Vokal özellikle vurgulamadaki başarısıyla dikkat çekiyor. Ayrıca tonlamalar da çok başarılı. Albümde folk ezgileri indie rock'ın arasında güzel bir meze olmuş ama kesinlikle harcanmamış. Bunun yanında 1970'lerin rock şarkılarına ince göndermeler de bulunuyor. Black Sabbath'in Paranoid'i benzeri bir girişe sahip "Pam Berry" ve çalışmanın geneli açısından da oldukça uygun bir seçim olmuş.

Albümün genelinde 4 4'lük vuruşlar var ancak "Sea Legs" ve"Split Needles"'da aksak ve şahsen rock'ın her türünde aksak vuruşun ciddi güzellik kattığını düşünüyorum.

Albümün geneli oldukça huzur veriyor. Bu bakımdan her ne kadar Lady & Bird'ün kendi adıyla çıkardığı albüm kadar olmasa da gerçekten çok başarılı bir iş çıkarılmış. Ancak şunu da söylemek gerekir ki albüm kesinlikle 4 yıllık uzun bekleyişin hakkını veriyor.

Dikkat çeken çalışmalar:

1) Sleeping Lessons
2) Australia
4) Phanom Limb
5) Sea Legs
7) Turn On Me
9) Split Needles

The Shins Resmi Sitesi
The Shins @ MySpace

2.4.07

Nine Horses - Money For All (Samashisound, 2007)

Nine Horses, 2005 yılında Bernd Friedmann, David Sylvian (David Alan Batt) ve Steve Jansen (Stephen Batt) tarafından kurulan bir grup. Gruptan ziyade grup üyelerinin solo kariyerleri inanılmaz derecede etkileyici. Bernd Friedmann'ın kendi çıkardığı 4 albümün yanında birçok yeniden düzenleme çalışması var ve Uwe Schmidt'le birlikte Flanger projesinin temelinde yer alıyor. David Sylvian ise 23 albüme imza atmış önemli bir müzisyen. Kardeşi Steve Jansen'in ise 2 albümü var ancak abisinin albümlerinin birçoğunda prodüktör görevini üstlenmiş.

Bu üç yeteneğin birleşimi ise dikkat çekici bir proje olarak karşımıza çıkıyor. Grubun ilk albümü 2005 yılında çıktı ve adı "Snow Borne Sorrow"'du. Şimdi 2. albümleriyle karşımızdalar. Daha doğrusu tam olarak albüm değil de kendi değerlendirmeleriyle minik bir albüm. Aslında Kasım ayının ortasında çıkması bekleniyordu ama Ocak ayının sonuna sarktı dağıtım problemleri sebebiyle.

Tarz olarak incelemek gerekirse David Sylvian'ın açık etkisi olarak alternatif rock dokunuşları mevcut. Bunun yanında Bernd Friedmann da downtempo bakış açısıyla etkili olmuş durumda. Ortaya çıkan çalışmalardan bazıları ise nefes kesici.

Albüm "Money For All" ile başlıyor. Sylvian'ın vokali çalışmanın huzurlu yapısına mükemmel uyum sağlıyor. Gitar altyapısı da Sylvian'ın yeteneğini ortaya koyuyor. Vuruşların giriş bölümü ise Uwe Schmidt imzalı. Gerisini Friedmann halletmiş. Oldukça zengin bir müzikal bakış açısı var çalışmanın. Gerçekten güzel bir başlangıç. "Get The Hell Out" ile devam ediyor albüm ve gittikçe daha da güzelleşiyor. Genel olarak Steve Jansen'in elinden çıkmış. Melodiyi yaratan ses kesitleri çalışmaya birebir uymuş. Sözler pek anlamlı değil açıkçası ve bir nebze hayal kırıklığı bu. Ancak keman ve piyano uyumu güzel olmuş.

Daha sonraki çalışma "The Banality Of Evil (Burnt Friedman Remix)". Orjinal çalışma Sylvian'a ait. Düzenlemeden sonra oldukça sakin bir hal almış. Güzel bir flüt melodisinin yanında zaman zaman esen gitar rüzgarı dikkat çekiyor. Klarinet ise "Money For All"'dan sonra tekrar karşımıza çıkıyor. Vokal ise manzarayı tamamlayan son fırça darbesi gibi. Dördüncü çalışma "Wonderful World (Burnt Friedman Remix)" ise caz havasıyla başlıyor. Kontrbas ve çello ile güzel bir girişin ardından David Sylvian'ın vokali karşımıza çıkıyor. Bateri aksak ilerlerken geri kalan tüm öğeler sakinlik için bastırıyor.

"Birds Sing For Their Lives" gibi güzel bir isimli çalışma takip ediyor. Bir önceki çalışmada konuk vokal olarak yer alan Stina Nordenstam bu sefer ipleri eline almış çocuksu vokaliyle. Steve Jansen çalışmada oldukça melankolik bir hava yaratmış. "Serotonin (Burnt Friedman Remix)" de caz havalı bir girişe sahip. Vuruşlar alabildiğine aksak. Sylvian'ın vokali buğulu havaya ekleniyor. Buna filtreli elektro gitar da katılıyor. Burnt Friedman düzenlemesiyle huzur mutluluktur diye atfediyor Serotonin'e.

"Money For All (Version)" ise Uwe Schmidt'in girizgahı olmayan versiyonu. Bunun dışında farkı yok gibi. Albümdeki son çalışma ise Burnt Friedman'ın yaptığı "Get The Hell Out" düzenlemesi. Çalışmayı yaylılarla süsleyip biraz daha durgunlaştırmış. Daha melodik, depresif ve farklı bir hava ortaya çıkarmış. Bu düzenlemede Sylvian'ın vokali sanki uygun değilmiş gibi duruyor eskisine oranla. Ancak keman melodisinin ve genel düzenlemesinin hakkını vermek lazım. Ayrıca elektronik altyapı düzenlemede daha öne çıkmış sakinliğin verdiği etkiyle.

5.3.07

Norah Jones - Not Too Late (Blue Label, 2007)

Bodrum'da barlarda İlhan Erşahin'in grubuna geceliği 100 dolara vokal yaptıktan sonra Amerika'da Arif Mardin imzalı ilk albümü "Come Away With Me" ile parlayan ve "Feels Like Home" albümü ile yerini sağlamlaştıran Norah Jones artık bir yıldız konumunda. Oyunculuk kariyeri ve diğer sanatçılara verdiği çalışmalarla da gittikçe kendini farklı yönlerde de kanıtlamaya başladı.

Albümde ilk albüme oranla biraz daha olgunlaşmış ve çeşitlenmiş bir müzikal altyapı var. Albüm için söylenecek sözler aslında sınırlı çünkü albüm kendisi için konuşuyor. Albümde ileri düzeyde etkileyici çalışmalar var. Klasik Norah Jones tarzının yanında albüme ayrı bir dinamizm katan "Sinkin' Soon" eski kovboy filmlerinin bar sahnelerini hatırlatıyor. Ayrıca bu çalışmada sesini o buğulu tondan güçlü bir silaha dönüştürüyor. Bu da vokal olarak da ne kadar tecrübe kazandığını açıkça ortaya koyuyor.

Akustik gitar ve piyano en önde yer alıyor ve Norah Jones'un sabah uykusu güzelliğindeki sesiyle birlikte çok etkileyici bir halde. Ancak akustik gitar eski albümlere göre çok daha ön planda. Bunun sebebi Amerikan Country müziğindeki yükseliş de olabilir ancak kesin olan bir nokta var, Norah Jones bunu kendine güzelce yakıştırmış. Ama albümün genelinde yoğun bir Amerika havası olduğu kesin. Cazdan bir hayli keskin bir dönüş bu aslında. Bu açıdan dünya yıldızı olma yolundaki bir isim için biraz kısıtlayıcı bir albüm olarak da görülebilir. Elbette Amerikan havası var derken her zaman altta caz unsurları bulunuyor. Fakat eskisi kadar yoğun ve çalışmalara hakim değil.

Vokale biraz daha yoğunlaşmak gerekirse kalitesine söylenecek fazla bir kelam yok. Tabii sözlerin gücü hakkında birkaç söz söylemek lazım. Norah Jones gerçekten yetenekli bir söz yazarı ve kendi sesini iyi tanıyor. Bu da çalışmalarda vokalin muhteşem etki yaratmasını sağlıyor. Bu bakımdan dünya çapında sesini en etkin kullanan genç yeteneklerden biri kesinlikle.

Albümde beğendiğim çalışmaları sıralamaya geçmeyi planladığım şu an itibariyle baktım ki neredeyse her çalışmayı yazacağım. Bu sebeple yazmamak en iyisi gibi geldi. Tüm albümü dinleyip herkesin kendi karar vermesi daha iyi olacak. Bence yapılacak en iyi iş ele bir kadeh şarap alıp mümkünse bir manzara eşliğinde albümü dinlemek.

Norah Jones'un Resmi Sitesi
Norah Jones @ Wikipedia TR