Ocak 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ocak 2008 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.6.08

Eliane Elias - Something For You - Eliane Elias Sings And Plays Bill Evans (Blue Note, 2008)

Bir süredir Caz incelemelerine ara vermiştik. Bunun temel sebebi de diğer türlerde çok ilgimi çeken albümlerin yoğunlukla piyasaya haldır huldur girmesiydi. Hazır şimdi o albümlerin bir kısmını aradan çıkarmışken ufak bir geri dönüş yapalım.

Eliane Elias Brezilyalı yetenekli bir piyanist ve vokal. Aslında işin vokal kısmına nadiren giriyor yumuşak ve güzel ses rengine rağmen. Bunun temel sebebi de piyanoda çok daha başarılı olması. Günümüzün en başarılı bayan Caz piyanistleri arasında yer alıyor.

Birçok Caz sanatçısı gibi o da yolunu New York'a doğru çizmiş ve uzun zamandır orada yaşıyor. Bunun sonucunda da New York'taki Blue Note'un müdavimlerinden. Bugüne kadar da 2 tane Grammy adaylığı olmasına rağmen ödülü olmaması üzücü.

Eliane Elias kendi albümlerinin haricinde 3 tane de yorumlama albümü çıkardı. Bunlardan iki tanesi efsane Antonio Carlos Jobim'in parçalarına adanmış. Bir tanesi de "Brazilian Classics" adı altında derlenmiş. Son ve inceleme konusu albümü ise bir diğer efsane Bill Evans'ın parçalarının yorumlarını içeriyor.

Bill Evans veya gerçek adıyla William John Evans 1900'lü yıllara imzasını atmış efsanevi bir piyanist. Bugün dinlediğimiz birçok başarılı piyanist ve müzisyene ilham kaynağı olmuş bir isim. Eliane Elias'ın işi ise özellikle yorumlanacak parçaların seçimi açısından bir hayli zor olmuş çünkü önünde 50 albümlük dev bir kaynak var.

Albüm boyunca muhteşem bir piyano resitali var diyebilirim. Bill Evans'ın tarzından farklı, kendine has yorumları getirmiş Eliane Elias. Bu özellikle efsanevi "Waltz For Debby"'de gün ışığına çıkıyor. Trio kavramını değiştiren albüme adını veren parçayı Bill Evans'ın ayakkabılarını giyip kendi dünyasını katmış sanatçı.

Eliane Elias'ın arada bir girip çıkan vokali haricinde kontrbas ve baterinin fonda eşlik ettiği piyano şahseserleri birbiri ardına önümüze koyuyor albüm. Elbette kim ne derse desin orjinali, hele Bill Evans ise, tartışılmaz ancak bu da farklı bir ses ve renk katıyor parçalara. Caz seven biri için kaçırılmaması gereken bir huzur dinletisi. Serin bir ilkbahar akşamüstü şöyle ayakları uzatıp dinlemek lazım hafif esinti eşliğinde.

Bu arada albümde Bill Evans'ın daha önce yayınlanmamış 2 tane de çalışması da var. Marc Johnson'ın keşfettiği "Here Is Something For You" ve "Evanesque" ilk defa karşımıza çıktığından ayrı bir güzel oldu bu.

MP3: Eliane Elias Plays Bill Evans - You And The Night And The Music
MP3: Eliane Elias Plays Bill Evans - Evanesque

Eliane Elias'ın resmi sitesi
Eliane Elias @ MySpace
Albümü satın almak için

18.5.08

MySpace Incileri 4 - Flica - Windvane & Window (Mu Nest, 2008)

Nereden ulaştım Flica'ya en ufak bir fikrim yok. Sanırım Soulseek'teki muhabbetlerden birinde geçmiştir ismi. Ama iyi ki geçmiş diyebilirim. Bahsi geçen isim Flica takma adını kullanan Euseng Seto. Kuala Lumpur'dan böyle bir yetenek çıkmış olması ise bana derin bir nefes aldırdı dünyanın ne kadar küçüldüğüne dair.

MySpace'te ilk parçalarını dinlediğimde oldukça heyecanlandım. Aklıma da daha önceki bir MySpace Incisi geldi. Flica'nın temel müzikal anlayışı burada MySpace Incileri'nde incelediğim Nordik'le benzer. Electro Acoustic ve Downtempo merkezli bir yapıda müziğin gerçek güzelliğini ortaya koyan bir hissiyat var. Müzik ruhun gıdasıdır, müziğin gıdası da ruhtur düşüncesiyle tüm duygusal yapının ve yaşanmışlıkların kulaklarımıza fısıldanması.

Flica ilk albümü Windvane & Window'u Ocak ayında Malezya'da piyasaya sürmüş. Albümde akustik gitar, keman ve elektronik altyapıların güzelce harmanlanması dikkat çekiyor. Pazar sabahı güzel bir uykudan uyanıp boğazdan gelen serin bir esintiyi yüzünüzde hissetme etkisi yaratıyor. Aldığım haz muhteşem. Karmaşa yok, her parça yerli yerinde, ses kesitleri az ve öz, Elektronik öğelerle Akustik öğeler neredeyse tam anlamıyla eşit vurgulanmış albüm boyunca.

Açıkçası Malezya'nın elektronik müzik kültürü hakkında en ufak fikrim yok ancak albümün müzikal yapısının Japonya'dan etkilendiği kesin. Zaten Euseng Seto'nun da gerek etkilendiği, gerekse ortak çalışmalar düzenlediği isimlerin çoğunun Japon olması da bunun bir göstergesi. Zamanında karşıma çıkan Hisato Higuchi tarzında bir etki yarattı bende. Ya o kadar huzurlu ki anlatamam. Şöyle albümü koyup yatağa uzanıp hayallere dalmak geliyor içimden şunları yazmak yerine.

Mutlaka dinlenesi bir albüm. Hatta birçok kere dinlenesi olduğunu söyleyebilirim. MySpace'e de böyle yetenekleri bize sunduğu için ayrıca müteşekkir olmak gerekiyor. Abuk subuk yanlarının olması haricinde deneysel veya bir kenarda kalmış birçok sanatçıya bu kapıyı açtığı ve bizim de bu kapıdan göz atmamızı sağladığı için.

MP3: Flica - J
MP3: Flica - F

Flica @ MySpace
Albümü satın almak için

5.5.08

Alec Empire - The Golden Foretaste Of Heaven (Eat Your Heart Out, 2008)

Atari Teenage Riot'ın kurucusu Alexander Wilke-Steinhof 1972 doğumlu Alman bir prodüktör. İnanılmaz derecede üretken bir isim ve bugüne kadar yüzlerce çalışmaya imza attı. Bunlardan en beğendiğim dönem ise Atari Teenage Riot ve Alec Empire adı altında yaptıkları.

Gitarla elektronik müziğin ilişkisini oldum olalı başarıyla parçalarında gösterdi. Yoğun riflerin yanında elektronik müziğin farklı türlerinden gelen öğeleri uygun biçimde birleştirmesinin yanında birçok türe de ucundan yol açtı. Yol açtığı insanlardan biri de T.Raumschmiere ve onun plak şirketi Shitkatapult.

Uzun müzikal yolculuğu içerisinde bize sunduklarından sonra şimdi yeni bir albümle bizi selamlayan bu adam yine kendine özgün bakış açısıyla beklentilerimin de üzerinde bir albüm yapmış. Zaman zaman abstract elektronik müzik kıvamına bile kayabilen çalışmaları temelinde electro rock kapsamında. Ancak derinlere inildiğinde Synth pop, Oldskool Electro, Funk, Disco, Hard Rock ve hatta günümüzün güzide türü Post punk Electro Rock'a bile uzanıyor.

Albümde Synth'lerin gitar rifleri kadar ön planda olduğunu vurgulamak gerekiyor kesinlikle. Bir "Down Satan Down (Dub)" var ki kulaklara şenlik. Büyük bir zevkle dinledim. Ha herkes için aynı etkiyi yaratmayacağına eminim ancak ses kesiti kullanımının biraz uçuk olduğu (Mr. Oizo kadar olmasa da) düşünüldüğünde bir adım geriye çekilip dinlemek faydalı oluyor. Onu geçtim arkasından gelen "On Fire (The Hellish Vortex Sessions) bir giriyor ki aklı selim kalmak zor. Ortalığı yakıp yıkmamak için kendimi zor tutuyorum.

Aslında albüm içerisinde ciddi bir serüven var. Bu serüveni de oldukça sevdim çünkü belirli bir temel üzerinde birçok yan türe uzanıyor. Her şey adım adım gelişiyor ve değişiyor. Strese maal yok. "Robot L.O.V.E."'da Acid Techno da karşıma çıktı ya sırtım yere gelmez artık. Elektronik müzikten gitar rifleriyle destekli şöyle güzelce zevk almak için edinin derim.

MP3: Alec Empire - Down Satan Down (Dub)
MP3: Alec Empire - On Fire (The Hellish Vortex Version)

Alec Empire'ın resmi sitesi
Alec Empire @ MySpace
Albümü satın almak için

16.4.08

Louis XIV - Slick Dogs And Ponies (Atlantic, 2008)

"The Best Little Secrets Are Kept" adlı çıkış albümleriyle ilgi toplayan Louis XIV, yeni albümüyle karşımıza çıktı. Bir önceki albümünün kapağının tartışmasız daha güzel olduğunu söylemem gerekiyor önce unutmadan.

Grup San Diego kökenli ve Post-Punk Rock türünde eserlerini icra ediyorlar. Bu muhterem gençler ilk albümlerinde ziyadesiyle müreffeh bir çizgi yakaladılar ve insanları sükutu hayale uğratmadan yahşi bir iş başardılar. Arapça dil dersi bitti.

Grup yeni albümleriyle girdikleri yoldan güzel bir şekilde devam etmiş. Albüm bütün olarak çok bir anlam ifade etmiyor türün yapısı gereği ancak parçalara ayrı ayrı baktığınızda takdirle dinliyorsunuz.

Elektronik gelişimden güzelce faydalanmış has Post-Punk "Guilt By Association"'la açılan albüm daha en baştan güzel sinyaller veriyor. Geneline baktığımızda da beğenmediğim pek çalışma yok. Post-Punk dışına uzanan 3 çalışma var, "Air Traffic Control", "Tina" ve "Stalker". Aslına bakılırsa parçaları kendi içlerinde çok beğendim. Ama albüme tam oturmamış olabilirler. Ben mesul değilim nasılsa.

Sonuçta dinlemesi bana çok zevk verdi. Özellikle de ilk albümüyle belirli bir başarı yakalamış bir grubun bunu devam ettirebilmesi güzel. Gelecek açısından listemize bir tane daha grup ekleyebiliriz artık.

MP3: Louis XIV - Guilt By Association
MP3: Louis XIV - Tina

Louis XIV'nin resmi sitesi
Louis XIV @ MySpace
Albümü satın almak için

26.3.08

UNKLE - More Stories (Traffic Inc., 2008)

UNKLE hakkında artık pek bahsetmeye gerek duymuyorum. Zaman içinde bunca değişiklik geçirmesine rağmen dimdik ayakta duran bir grup. Ancak artık yolun sonuna geldik gibi görünüyor. En son Richard File da yollarını ayırdı ve James Lavelle tamamen yalnız kaldı grupta. Sadece "More Stories"'in kotarılmasına Pablo Clements'in yardımı oldu o kadar.

Lavelle'e bu albümde Queens Of The Stone Age'in uzun zamandır prodüktörlüğünü yapan Chris Goss eşlik etti. Elbette Lavelle'in aklındaki tarza uygun olması açısından bu seçimi de doğal karşılamak lazım. Albümde de karşılığını güzel oranda aldığı da ortada.

Albümdeki parçalar "War Stories" albümü sırasında yapılmış olan çalışmalar ve içlerinden 5 tanesi vizyona girecek olan "Odyssey In Rome" filminin müzikleri olarak karşımıza çıkacak. Zaten bu 5 parça dinlenildiğinde müzikal açıdan farklı da ortada.

"Heaven" parçasıyla ortaya çıkan Pink Floyd esintisi "Tumstyle Blues (Autolux) (Surrender Sounds Sessions #4)"'da Pink Floyd'dan sample alınmasıyla tavana vuruyor adeta. Ancak 2. parçanın açılışının gayet "Depeche Mode"vari endüstriyel bir havaya sahip olduğunu da eklemek gerekiyor. Benzeri bir başlangıç "Blade In The Back"'te var ki burada da doğrudan Depeche Mode sample'ı var.

Ayrıca karşımıza "Burn My Shadow"'un 2 düzenlemesi (Biri Radio Slave'e ait) ve "Hold My Hand"'in bir düzenlemesi de çıkıyor. Albümün genelinde bu son 3 düzenleme elektroniğin ağırlığı sebebiyle farklı duruyor ancak kalite bakımından hiçbir sorun yaratmıyor. Sonuçta bir bakıma toplama olduğu düşünüldüğünde belirli bir temaya bağlı kalınsaymış hissi doğursa da UNKLE'dan beklentileri gayet karşılıyor genelinde. Bu da bana fazlasıyla yeter. Bu arada albüm limitli olarak 3.000 adet basıldı. Bulduğunuz yerde alın derim.

MP3: UNKLE - Heaven
MP3: UNKLE - Burn My Shadow (Radio Slave Remix)

UNKLE'ın resmi sitesi
UNKLE @ MySpace
Albümün incelediğim Japonya versiyonunu İnternetten satın alma imkanı kalmadığından buyrun biraz farklı içerikli ve yine Limitli Avustralya versiyonu

24.3.08

Cat Power - Jukebox (Matador, 2008)

Cat Power 8. albümünü çıkarmış olan Chan Marshall, hatrı sayılır bir Pop, Caz ve Folk vokalisti. Aslen eğitimi Free Jazz ağırlıklı ancak daha sonra kendisini birçok türe adapte edebilerek yeteneğini ortaya koymuş.

Tarz olarak her zaman sadenin peşinde koşan bir havası var. Daha önceki albümlerin çoğunda söz ve müziği kendisi yazdığından albümdeki genel yapının ona ait olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu noktada piyano, akustik gitar ve güzel bir vokalin çeşitli müzik türleriyle karşımıza çıkması diyebiliriz aslında kısaca.

Cat Power 8. albümü Jukebox'ı yayınladığında büyük bir ilgiyle karşılaştı. Albüm aslında biraz daha tematik bir çalışma çünkü albümdeki parçaların 2 tanesi hariç hepsi cover. Bob Dylan, Billy Holliday, Janis Joplin, Frank Sinatra/Liza Minelli ve James Brown'un parçalarını yorumlamış Chan Marshall.

Elbette konu böyle sanatçıların parçalarını yorumlamaya geldiğinde ortada şüpheli bir durum oluyor. Ancak daha ilk parça New York, New York'u dinlediğimde karşımda çok başarılı yorumlamaları bulacağımdan emindim. Gerçekten ilgi çekici bir yapıyla karşımıza çıkmış. Yorumlamalar sadece vokal bazlı değil. O klasik parça gitmiş, yerine çok güzel bir caz yorumu gelmiş. Arkasından gelen bir Blues klasiği "Ramblin Woman" da benzeri bir kadere kurban gitmiş. Böyle kadere de can kurban tabii.

Albümün genelinde çok güzel caz ve folk yorumlamaları var. Gerçekten Chan Marshall'ın sesine ve yorumuna hayran kalmamak elde değil. Parçalar o denli farklı yorumlanmış ki dinlerken sözler bir yerden tanıdık geliyor ama parçaların bu halinden çıkarmanın ihtimali çok düşük. Gerçekten güzel bir çalışma olmuş neticesinde.

MP3: Cat Power - New York, New York
MP3: Cat Power - Aretha, Sing For Me

Cat Power'ın resmi sitesi
Cat Power @ MySpace
Albümü satın almak için

14.3.08

Adele - 19 (XL, 2008)

Dünyamız her sene çıtır sanatçılarla bizleri kucaklıyor. Bunlardan 2008 de nasibini alıyor haliyle. Karşımızdaki Adele Laurie Blue Adkins veya kısaca Adele ise 2008'in en çok gelecek vaadeden sanatçısı olarak zaten bize sunulmuştu. Karşılığını verip veremeyeceğini albüm ziyadesiyle gösteriyor.

Sayın dinleyiciler karşımızda Adele, Amy Winehouse'un bir nebze iri kıyımı, uyuşturucusuzu (En azından şimdilik) ve 19 yaşındaki versiyonu. Neyse bu benzetmeden 19 yaşındaki bir hanfendinin vokaline ne kadar hakim olduğunu vurgulamış olalım. Wallis Bird'den sonra beni ciddi anlamda etkileyen 2. 19'luk oldu kendileri.

Albümde çok güzel dinlenen 12 parça var. Bunlardan "Hometown Glory" olanısı daha önce plak olarak yayınlanmış ve BBC tarafından yere göğe sığdırılamamıştı. Açıkçası albümde bu parçadan çok daha güzelleri var. BBC artık çıldırmıştır herhalde.

Akustik Rock, senfonik Rock, Folk Rock arasında gidip gelen leziz bir albüm. Tadını çıkarmak için gayet uygun dizilmiş tüm çalışmalar. Albümü açan "Daydreamer", aklıma Amy Winehouse benzerliğini getiren "Best For Last", arkasından gelen ve sözleriyle etkileyen "Chasing Pavements". Bunlar daha ilk üç parça ve albümün ne kadar güzel geldiğini gösteriyor.

Bu arada albümden ilk üç parçayı saydım diye gerisi önemsiz sanılmasın. Albüm benzer güzellikle devam ediyor. Gerçekten 2008'in en güzelleri arasında yer alabilecek endama sahip bir albüm. Mutlaka dinleyin ve tadını çıkarın derim. Hazır yaz da yaklaşıyor. Şöyle camı açıp esen serin bir rüzgar eşliğinde hayallere dalın bence.

MP3: Adele - Best For Last
MP3: Adele - Chasing Pavements

Adele @ MySpace
Albümü satın almak için şimdilik Amazon ama yakında sorun çıkmazsa Equinox Music'ten de alabilirsiniz

4.3.08

Clark - Turning Dragon (Warp, 2008)

Clark daha önce "Body Riddle" albümüyle bu sayfalara konu olmuştu. Christopher Stephen Clark 2006'dan beri boş durmayıp yeni çalışmalara imza attığının haberleri bize ulaşıyordu. Şimdi de albümüyle karşımıza geldi, kulaklarımızı yine şenlendirdi.

Clark albümde eski IDM ve Abstrakt Electro karışımı tarzından bir adım uzaklaşıp daha çok IDM ve Techno'ya ağırlık vermiş. Hem de ne ağırlık. "Volcan Veins" parçasını dinledikten sonra aklım bir anda 1990'larda Techno'nun dünyanın en tepesinde olduğu o döneme gitti. Fuse'da bu parçayı özellikle de Dave Clarke'ın elinden dinlemek ne güzel olurdu anlatamam. "Truncation Horn"'a geldiğimizde doğrudan IDM'in Techno'yla devinimi dinliyoruz. "For Wolves Crew" ise bunun zevk açısından tavana vurduğu bir noktada.

Albümde ciddi anlamda çok başarılı çalışmalar var. Kesin olan şey Clark'ın her çalışma üzerinde büyük emek sarfettiği. Her ne kadar Techno birçok insana basit bir ritm kurgusu gibi gelse de basitliği en uygun kompozisyonla sunarak dinlenebilir hale getirmek zaten asıl işin içindeki maharet. Clark da Techno'yu IDM'le harmanladığı çalışmalarında tam anlamıyla bunu yapmış.

Yılın alternatif çalışmaları arasında kesinlikle yer edinecek bir albüm. Warp'ın son dönemde üst üste çok kaliteli albümleri çıkarması ise ayrı bir dikkat çeken nokta. Bu kadar başarılı atıştan sonra kalbimizdeki nacizane yerini daha da sağlamlaştırıyor.

MP3: Clark - Volcan Veins
MP3: Clark - Truncation Horn

Clark'ın resmi sitesi
Clark @ MySpace
Albümü satın almak için

26.2.08

The Young Republic - 12 Tales From Winter City (End Of The Road, 2008)

Hepi topu klasik müzik eğitimi almış 8 isim ve işte çıtır grubumuz Young Republic. Indie Rock/Pop trenine binmeyen kalmasın. Bakalım ortalama bir grubun 2 katı büyüklükteki bu grup neler katacak günümüzün en çok dinlenen müzik türüne.

Grubun üyelerinin klasik müzik kökenli olmasının getirdiği bir kulağa hoş gelme, hatta kulağı okşama durumu var. Notalar bitişik intizam şeklinde sıralanmış kulağı gıdıklamadan. Bu bakımdan ciddi anlamda yeteneklerini ortaya koyuyorlar. Bazı anlarda gerçekten heyecanlandım. Ama işte bu noktada kafamda birkaç soru var.

Albümde müzikal açıdan güzellikler var evet ancak parça yapılarına veya sonuca baktığımızda benzerleri arasından fırlayacak bir halde değil. Hani biraz uğraşılsa ya da iyi bir prodüktörün eline geçseler o zaman çok daha başarılı sonuçlar çıkacak gibime geliyor. Şu anda sınırlı bir güzellik sunuyorlar bize bu sebeple.

Parçalar güzelce dinleniyor, hiçbiri kulağa batmıyor. Ama kalmıyor da. Albümü 3-4 kere dinledikten sonra hatırladığım bir parça var mı dersek yok. E hani dinlerken güzeldi. Evet cidden güzeldi ama o kadar. Sorun da bu. Sarhoşken yaşanan tek gecelik ilişki. Oldu mu oldu, ne oldu, bilmem.

Her şeyin yanında parçaların içinde yaşanan güzel anlar açısından dinlenmesi ve gelecek için de dikkat edilmesi gereken bir grup. Sonuçta bunun ilk albümleri olduğunu unutmadan daha nazik davranmak gerekiyor. Yetenek var, uygun bir yola girdiklerinde çok daha başarılı olacakları da kesin.

Son bir not grubun albüm ve single'larının kapakları hakkında. Büyütüp eve asasım geldi gördüğümde. Buradan görebilirsiniz kapakları.

MP3: The Young Republic - Girl In A Tree
MP3: The Young Republic - Paper Ships

The Young Republic'in resmi sitesi
The Young Republic @ MySpace
Albümü satın almak için

18.2.08

Ay Tutulması - Ocak 2008

Ben de ne unuttum diyordum, şimdi ortaya çıktı. Ocak ayının Ay Tutulması bölümünü yapmadım. E bu yoğunluk arasında bu kadarlık kusurumuz da affola. Buyrun Ocak ayında incelenen albümlerin en güzide parçaları. Şöyle bu güzel kar yağışına karşı elde sıcak birşeyler, zevkle dinlemeniz için.

Chris Joss - Count The Daisies
Dave Gahan - Saw Something (Skreamix)
Geiom - Island Noise
LCD Soundsystem - All My Friends (Franz Ferdinand Version)
Mercan Dede - 800
Radiohead - Go Slowly
Radiohead - Last Flowers To The Hospital
Ringo Starr - Give It A Try
Thom Yorke - And It Rained All Night (Burial Remix)
Thom Yorke - Skip Divided (Modeselektor Remix)

14.2.08

Felix Kubin Und Das Mineralorchester - Music For Theatre And Radio Play (Dekorder, 2008)

Felix Kubin Noise söz konusu olduğunda akla ilk gelen isimlerden biri. 8 yaşından beri müziğin içinde olan, 18 yaşından beri de Noise ve deneysel türlerde yoğun çalışmalar yapan bir isim. Üretkenliği ise ayrı bir tez konusu olabilir. Albüm olarak değil ancak üst düzeyde çalışma üretme kapasitesi yüksek biri. Aslında geçen sene çıkardığı "Axolotl Lullabies" adlı albümü incelemediğim için Misak bey'den de bolca fırça yemişliğim de var.

Dadaizme kendini vermiş Kubin arada radyo oyunları da yazıyor, filmlere müzik besteliyor. Zaten albümün adı da buradan esinlenilmiş. Ama bana göre Kubin'in önemli bir özelliği ve kendisine belki bu kadar ilgi duymamı sağlayan şey Karlheinz Stockhausen'ı ve Kraftwerk'i kendine örnek alması.

Detayları geçtikten sonra albüm hakkında söylenecek şey çok önemli bir çalışma olduğu. Hakkında çok şey bilmediğim ancak adından övgüyle bahsedilen Das Mineralorchester ile birlikte sakin, dingin, müzikal açıdan zengin ve huşu ile dinlenen bir albüm çıkıyor karşımıza. Bunun en temel sebebi albümün bu iki ismin birlikte yapmış oldukları tüm çalışmaların bir derlemesi olması herhalde.

Albümü dinlerken doğrudan bir radyo oyununun parçası olabileceği akla geliyor hakikaten. Hani güdülenme de olabilir ancak parçalar bir hikayeyi sözler olmadan anlatmaya çalışıyor. Tür olarak Avant Garde'ın ciddi ağırlığı var. Bunun yanında bu türün gereksinimi olan deneysellik de bolca bulunuyor. "Fischrevue"'de olduğu gibi Jean-Jacques Perrey modeli bir Moog havasıyla da karşılaşabiliyorsunuz. Aslında esinlenmeleri saymakla bitmez çünkü parçaların müzikal yapısı o kadar zengin ve değişkenki her dörtlüğü başka bir şeye benzetmek mümkün.

Güzel bir derleme olarak mutlaka dinlemeniz gerekir. Elbette Felix Kubin'in alışageldik Noise yaklaşımından çok uzak olabilir ama yine de onun yeteneğini birebir gözler önüne seren bir çalışma olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla.

MP3: Felix Kubin Und Das Mineralorchester - Fischrevue
MP3: Felix Kubin Und Das Mineralorchester - The New Weapon

Felix Kubin'in resmi sitesi
Felix Kubin
Albümü satın almak için buradan mail atabilirsiniz (Bana değil tabii, Dekorder'a)

10.2.08

Dub Trio - Another Sound Is Dying (Ipecac, 2008)

Rage Against The Machine'de yaşanan ayrılıktan beri içim burkuk. Zach De La Rocha ve Tom Morello'nun bize verdiği o enerji ciddi anlamda hayatımın güzide gruplarından birini yaratmıştı benim adıma. Dub Trio da benzeri bir Heavy Metal bakış açısına sahip ama her şeyde temel nokta grubun da adından anlaşılacağı gibi Dub.

Dub Trio'nun RATM'den en önemli farkı vokalsizliği tek parça hariç. Bu ilk anda fark edildiği için en önemlisi. Onun dışında bazen arkada bazen de önde yer alan yoğun Dub tınıları aslen farklı kılıyor elbette.

Grup DP Holmes, Stu Brooks ve Joe Tomino'dan oluşuyor. Berklee'li çocuklar hepsi, elleri yüzleri düzgün. Grup 3. albümü "Another Sound Is Dying" ile ama benim haberim 2006'da çıkardıkları 2. albümleri "New Heavy" ile olmuştu bir arkadaşım sayesinde. İlk albümü hepten kaçırdık yani.

Gelelim yeni albümlerine. Albüm 29 Ocak'ta yayınlandı. Grup albümde King Tubby'e saygısını iletmek geri kalmamış ama tabii albümdeki Dub yaklaşımının King Tubby ile özden bağı var ama neticesel yaklaşırsak yok. Onun dışında distortion'lar, gümbür gümbür rifler ve zevkle dinlenen bir Heavy Metal yapısı var. Eee elektronik müzik de yazıyoruz diye kökümüzü unutmadık herhalde.

"Not For Nothing" ile devasa başlıyor albüm. Şimşekler çakıyor beynimde. Daha sonra bir "Jog On", bir "Regression Line", bir "Who Wants To Die?" geldiğinde doğrudan RATM karşımıza çıkıyor. Bir anda içimde eksiklik hissediyorum. Zach'in o agresif vokalinin buraya da yakışacağı kesin. Ciddi anlamda bağırasım geliyor arada bir, en azından ben vokal yapayım diye. Albümde vokal tek parçada var (No Flag) ve o da kesmiyor beni hiçbir derecede.

Açıkçası bazılarına RATM kopyası gibi gelirse şaşırmam ama albümde sadece Dub çalışmalar da var. Ayrıca parçaların es bölümlerinde vuruşların tamamen Dub'a dönmesi de güzellik katıyor. Tabii eklemek gereken bir nokta da grubun canlı performansında bunların nasıl olacağı. Bir de konser albümü çıkarmışlar ama onu edinip dinleyemedim henüz.

RATM bu sene yine Avrupa'da konser turnesine çıkıyor ve hala Türkiye'den eser yok. Elbette RATM'de de Tom Morello'muz yok ama yine de güzel giderdi. En olmadı Dub Trio ile idare edecek gibiyiz. Eskiyi anmak isteyenler için biçilmiş kaftan. Mutlaka dinleyin derim.

MP3: Dub Trio - Jog On
MP3: Dub Trio - Bay Vs Leonard

Dub Trio'nun resmi sitesi
Dub Trio @ MySpace
Albümü satın almak için

7.2.08

The Audition - Champion (Victory, 2008)

Indie Rock ve Pop Rock karışımı bir albümle karşımızda Chicago'lu pentet The Audition. Açıkçası bu ilk albümleri değilmiş ama daha önce kendileriyle tanışmamıştım.

Indie Pop Rock'ın dönemin Bon Jovi ve Aerosmith'inin yerini iyice almaya başladığı bu dönemde ortalamanın üzerinde bir çalışmayla karşımızda The Audition. Parçaların yapısı itibariyle önceleri İngiliz zannettim kendilerini ama daha sonra Amerikalı olduklarını öğrendim. Ama söylemek gerekir, kendilerinin İngiltere turnesi Amerika turnelerinden daha uzun sürüyor. Bu da durumu açıklıyor herhalde.

Albümde dikkatimi çeken bir nokta Bloc Party benzeri olarak gitar ve bateri ritmlerinin "uplifting" tabir edilen sürekli bir hareket yaratma eğiliminde olması. Bu bakımdan dinlerken birçok noktada Bloc Party izlenimi yaratıyor. "Basbhat" ve "Heaven For The Weather" gibi.

Bu noktada grubun en büyük farkı vokal ortaya çıkıyor. Vokalin çok deneyimli olmadığı hissindeyim çünkü sürekli aynı tonda ve distortion'ların arkasında genel anlamda çok fazla ön plana çıkmadan hayatını idame ettiriyor.

Albümde aynı çizginin dışına biraz çıktıkları al göze batıyorlar ve beğeniyorum. Örneğin "Hell To Sell"'in koro bölümü hariç gayet güzel ama koro bölümünde hemen dönüyorlar klişe şeylere. Yine de kılı kırk yarmadığınız sürece rahat ve güzelce dinlenecek bir albüm. Öyle pek rahatsız edici bir şey yok. Sadece farklılaştırmalara biraz daha eğilseler tüm albüm aynı gitarları dinliyormuşuz hissine kapılmazdık. Artık zamanla daha iyisi olur diye umuyorum.

MP3: The Audition - Heaven For The Weather
MP3: The Audition - Hell To Sell

The Audition'ın resmi sitesi
The Audition @ MySpace
Albümü satın almak için

2.2.08

Roomful Of Blues - Raisin' A Ruckus (Alligator, 2008)

Good Blues I Dance, Not That Good Blues I Sit And Listen. Bu önermeden yola çıkarak dans ettiğimi söyleyerek girişeyim bu incelemeye. Daha önce Lee Rocker'la Rockabilly formatında karşımıza çıkan Alligator Records şimdi de kabına sığmayan bir Blues albümünü sunuyor bize. Hem de Roomful Of Blues'un albümünü. Tarihin en çok dans ettiren Blues grubunun.

Roomful Of Blues 1967'de kurulan bir grup ve Jump Blues olarak adlandırılan ve çoğumuzun da çivisini Blues Brothers ile çıkardığı müzik türünü yapıyorlar. İlk albümlerini 12 yılda çıkarabilmiş olmaları bir eksikliği göstermiyor çünkü grubun neredeyse tüm elemanlar ünlü Blues gruplarıyla turnelerde olduğundan bir türlü toplanamamışlar. Ama tüm işleri bırakıp gruba odaklandıktan sonra Count Bassie tarafından en iyi Blues grubu olarak adlandırılmayı başarmışlar.

Albümün başından sonuna, eninden boyuna hareket var. Trompet'ler bir yandan sallarken piyano ve bas gitar diğer yandan sallıyor insanı. Sonuçta kinetik enerji veriyor elini aksiyona. Hem de tüketene dek.

Daha yakınlarda "The Great Debaters"'ı seyrettiğimdendir belki, filmdeki bazı sahnelere odakladım albümdeki parçaları. Bir oda dolusu insan sadece müzikle hayatın tadını çıkarıyorlar o an için. Böyle çalışmaları gördükçe bırakın Blues ölüyor tarzı endamları. Tüm güzelliğiyle hala karşımızda.

Mutlaka ama mutlaka dinlenmesi gereken, Türkiye'ye geleceğini sanmadığımdan Internet'ten edinilmesi gereken, Efes Pilsen'e de hemen bir sonraki Blues festivali için baskı yapılmasını gerektiren bir albüm. 2003'te geldiklerinden beri 4 yıl geçti yeter artık.

MP3: Roomful Of Blues - Big Mamou
MP3: Roomful Of Blues - Boogie Woogie Country Girl

Not: Utanmasam tüm albümü koyardım çünkü incelemeden sonra 2 parça seçebilmek için albümü 3 kere dinledim.

Roomful Of Blues'un resmi sitesi
Albümü satın almak için

27.1.08

Dave Gahan - Deeper And Deeper, Saw Something Remixes (Mute, 2008)

Dave Gahan'ın albümü hakkında artık söyleyecek çok şeyim yok. Kanımca 2007'nin beni en memnun eden albümlerinden biriydi. Albümün dalgaları ise halen devam ediyor çıkan plaklarla ve dijital yayınlarla. Şimdi de karşımızda böyle bir uzantısı var.

Bu düzenleme albümü "Deeper And Deeper"'ın 4 sanatçı, "Saw Something"'in 1 sanatçı tarafından düzenlemelerini içeriyor. Düzenlemelerdeki isimlerden Shrubbn!! hariç hepsi gerçekten takdir ettiğim isimler, Juan Maclean, Sebastian Leger, T.Raumschmiere ve Skream.

Açıkçası daha önceden adını bilmediğim Shrubbn!!'ın düzenlemelerinde pek bir şey bulamadım. Juan Maclean'e geldiğimizde ise parçayı Funky House/Tribal House moduna girmiş buldum. Sıradanlığı sevmeyen bir adamdan yine kafamızı karıştıran bir düzenleme olmuş. Sebastian Leger'in düzenlemeleri ise Funky Tech House modunda. Arada Electro öğeleri de sıkça yer alıyor. Aslında daha sert bekliyordum ondan ama buna da şükür.

Sertlik demişken tabii elini taşın altına koyan T. Raumschmiere'den başkası olamaz. Marco Haas almış Synth'leri güçlü, basları güçlü parçayı, distortion denen mucizevi ulvi teknolojinin de yardımıyla apayrı sınırlara taşımış. Kulüp ortamına uygun bir şekilde sert bir mizaca ulaştırmış parçayı. Ama eski Electro Rock kıvamında değil. Yaşlanıyor haliyle.

"Saw Something"'e geldiğimizdeyse karşımıza son dönemde Dubstep camiasında adından hürmetle söz edilen Skream geliyor. Düzenleme de haliyle Dubstep. Parçanın orjinal haline de uygun bir yapı aslında bu. Düzenleme ise muhteşem. Eminim Şubat ayında Benga ile birlikte Türkiye'ye geldiğinde bunu da çalacaktır Skream. Indigo bu iki yetenekle iyi sallanacak.

Düzenleme yapılan isim Dave Gahan olunca çoğu sanatçı daha yumuşak tondan almış Skream hariç. Ama yine de farklı bakış açılarından sunulması oldukça ilginç bir hava katmış benim albümdeki favorim "Deeper And Deeper"'a. Yine de sorulursa orjinalini tercih ederim.

MP3: Dave Gahan - Deeper And Deeper (T.Raumschmiere Remix)
MP3: Dave Gahan - Saw Something (Skreamix)
Dave Gahan'ın resmi sitesi
Albümü satın almak için

23.1.08

Ringo Starr - Liverpool 8 (EMI, 2008)

Ringo Starr yıldızı yeni parlayan bir genç yetenek. Tabii tabii. Babam da öyle diyordu. Richard Starkey bu adı aldığında Beatles'ın sempatik bateristi görevini başarıyla icra ediyordu. Liverpool'lu olması, albümün adında Liverpool geçmesi ve Liverpool taraftarı olmam albümü incelerken zerre kadar etki etmeyecek bunu da söyleyeyim. Edebilir de. Varsın etsin.

Ringo Starr aslında Beatles'ın ilk bateristi değil. Grup ilke olarak Pete Best ile yola başladı ama daha sonra Best'in yerine Ringo Starr geçti. Böylece yükselişi de başlamış oldu. Bunun yanında kendi yükselişiyle birlikte Beatles'ın bu günlere gelmesinde de önemli bir payı var. Gruba girdikten sonra müzik yaklaşımlarını önemli ölçüde etkiledi ve bateristlere farklı bir gözle bakılmasını sağladı.

Beatles dağıldıktan sonra derhal solo albüm çalışmalarına başladı ve bugün karşımıza 14. albümüyle çıktı. Albüm aslında 6-7 ay önce çıkacaktı ama prodüktör Mark Hudson ile Ringo Starr arasındaki bir anlaşmazlıktan dolayı albüm tekrar Dave Stewart ile birlikte düzenlendi.

Albüm Ringo Starr'ın sevdiği her şeyi barındırıyor. Yeri geldiğinde Beatles'ı hatırlatıyor, bazen heyecanlanıyor, bazen neşesini alıyor. Albümün Liverpool'a adanması ise belirli bir özlem göstergesi. İlk parça "Liverpool 8"'te ise bunu açıkça anlatıyor. Neden şehirden ayrıldığı, kaderini takip ettiğini ve asla onu sırt üstü bırakmadığını.

Albümde "For Love" ve "Tuff Love" misali 1960 ve 1970'lerin etkisinin hissedildiği parçaların yanında "Think About You" gibi Blues'dan etkilenen çalışmalar var. Bir de "Now That She's Gone Away" gibi arada kalanlar var. Unutmadan Beegees ve Beach Boys türevi "Give It A Try" da var burada ama yine eski hissiyatını taşıyor.

Albümdeki parçalar kendi içlerinde ciddi anlamda başarılı. Açıkçası Paul McCartney'in albümünden çok daha beğendim. Çalışmaların üzerinde dikkatle durulmuş ve hepsinde beğendiğim noktalar var. 2008'e daha çok başında böyle bir albümle başlamak bir anda umutlandırdı beni. Mutlaka dinleyin.

MP3: Ringo Starr - Liverpool 8
MP3: Ringo Starr - Give It A Try

Ringo Starr'ın resmi sitesi
Albümü satın almak için

4.1.08

Thom Yorke - The Eraser Remixes I, II, III (XL, 2008)

Proodos'ta geçen sene 10 kişinin oylarıyla 2006'nın en iyi albümü seçilen The Eraser'ın şimdi de düzenlemeleri karşımıza çıktı. Dijital ortamda albümden 2 parça Aralık ayının ortasında yayınlanmıştı. Geri kalanı da promo olarak dağıtıldı XL Recordings tarafından ve bu arada Boomkat'tan da satışa sunuldu. Çok yakında yine albümün internet sitesinden dinleyicilere kısa süreli birkaç parçanın sunulacağı bilgisi var. Thom Yorke bedava olayına bir hayli alıştı.

Thom Yorke bu düzenlemelerle alakalı olarak "The Eraser'ı dinleyen herkes için düzenlemelerin geleceğini (yayınlanacağını) söyleyebilirim. Evet. Heyecanlandım. İyice dinledim. Gerçekten çok uçuk şeyler var. Yakında karşınıza çıkabilir. Sonunda. Sadece tadımlık. Ve sonra yok olacak."

Düzenlemelerden paylaşıma sunulan 2 tanesi çoktan tedavülden kalktı. 1 haftalığına sitede yer aldılar sadece. Ama şimdi tüm düzenlemeleri inceleme şansını kullanacağım. Bu arada düzenlemeler 3 plak halinde Ocak ayının 21'inden başlayarak 1'er hafta arayla XL tarafından satışa sunulacak. Ilgilenenlere duyurulur.

1. plakta son dönemin yıldız isimlerinden Burial'ın, Modeselektor'ın ve Thom Yorke'un "The World Is Gone" plağını duyduktan sonra tutulduğu Various Production'ın düzenlemeleri var. Bana göre Modeselektor'ün düzenlemesi açık ara birinci. Burial'ın "And It Rained All Night" düzenlemesi Dubstep benzeri bir havada haliyle ama Burial'ın albümlerindeki havasını yansıtan bir sis ve melankoli perdesiyle süslü. Modeselektor'a geldiğimizde "Skip Divided"'da Beat havası sarıyor dört bir yanı. Aksak ritm ve güzel tokluktaki vuruşlar zevk katmış. Various Production'ın "Analyse" düzenlemesine geldiğimizde IDM sarıyor dört bir yanı. Ses kesitlerinin güzel kullanımı sebebiyle oldukça güzel bir hale geliyor çalışma.

MP3: Thom Yorke - Skip Divided (Modeselektor Remix)

2. plakta Four tet'ten bir, Cristian Vogel'den iki düzenleme var. Four Tet'in "Atoms For Peace" düzenlemesi uzun zamandır bekleniyordu ve beklendiği kadar da var. Muhteşem bir çalışma. Hayranlıkla dinliyorum. Minik dokunuşlarla parçayı çok güzel bezemiş. Cristian Vogel'in ilk "Black Swan" düzenlemesi Vogel'in tarzından oldukça uzak ama parçanın yapısının korunduğu güzel bir çalışma olmuş. Diğer düzenlemede ise kendini bulmuşa benziyor Vogel paşamız. Vuruşlar güçleniyor.

MP3: Thom Yorke - Atoms For Peace (Four Tet Remix)

3. Plakta karşımızda The Bug'ın "Harrowdown Hill" düzenlemesi geliyor, hem de tüm endamıyla. Hani Ripperton'ın yaptığı düzenlemeyle eşdeğer diyecek kadar beğendim. Surgeon'un "The Clock" düzenlemesi ise Detroit'te doğmadığıma pişman edercesine. Çok güzel. İlk iki parça beni benden aldı ki daha The Field var. Ve sonunda geldik The Field'ın "Cymbal Rush" düzenlemesine. Atmosferik bir yapıda parçaya çok bir şey katmadan ve çıkarmadan kendi kafasına göre takılmış bir düzenleme. Diğer iki parçanın yanında sırıtmış inceden. Ama parçanın orjinali güzel olduğu için oradan da yırtmış gibi. Çözemedim.

MP3: Thom Yorke - Cymbal Rush (The Field Late Night Essen & Trinken Remix)

The Eraser'ın resmi sitesi
The Eraser @ MySpace
Dijital plakları satın almak için:

Eraser Remixes I
Eraser Remixes II
Eraser Remixes III