15.10.07

Beirut - The Flying Club Cup (Ba Da Bing, 2007)

Amerikalı genç yetenek Zach Condon'ın kurduğu Beirut grubu şimdiki konuğumuz. İlk albümünü 15 yaşında çıkaran ve o zamandan beri durmadan çalışan, üreten bir yetenek. Onun müziğini şekillendiren şey ise 16 yaşında Avrupa'ya yaptığı bir gezi sırasında tanıştığı Balkan müzikleri.

2006'da çıkardığı "Gulag Orkestar" albümüyle dikkatleri çekti dünya çapında. Arkasından başlayan turnede yolu ülkemize kadar uzandı ve 30 Haziran 2007'de Radar Live festivalinde sahne aldı. Sadece sahne almadı, izleyenleri mest etti. Ben izleme şansı bulamadım ancak Misak Tunçboyacı'nın ballandırarak anlatışını birkaç kere dinledim.

Yeni albümü "The Flying Club Cup" da bir önceki albümünün yarattığı etkiyi devam ettirmeyi amaçlıyor. Amacına da ulşacak gibi görünüyor. Balkanların o kendine özgü havasını koklayacağınız yoğunlukta size sunuyor. Ve bunu biraz nostalji, biraz romantizm, biraz da melankoli katarak yapıyor.

Albüm nostaljik "Nantes" ile başlıyor. Vokalin kullanılışı sayesinde biraz daha düşünüyorum bu adam nasıl 21 yaşında diye. Ama daha çok şaşıracağım. "A Sunday Smile"'ın romantizmi geldiğinde yine hazırlıklıyım ama arkasından "Guyamas Sonora" vurduğunda işte o yine şaşırma noktası geliyor. Vokali kenara koydum, xylophone ve kemanın ortak saldırısı karşısında savunmasız kalıyorum. Andrea Corr'un parmağı var mı o kemanda merak ettim. Benzer duygu yükü var çünkü. "La Banlieu" ise %100 katıksız Balkan orkestrası ürünü gibi. Piyano sadece bozuyor saflığı ama bu halde bozmasında en ufak sakınca yok. Akordiyon ve trampet delisi "Cliquot" ise apayrı güzel geliyor.

Albümde en zayıf halkalar bence "The Penalty" ve "Forks And Knives". Onlar da hani diğerlerine bakınca zayıf kalıyor. Bunun haricinde en ilginç nokta caz etkili "In the Mausoleum" oluyor. 1960'lardan kalma bir havası var ve yapısıyla albümde sıyrılıyor. Hani ona en yakın olan da "Un Dernier Verre" genelindeki solo piyano yapısıyla. Son anda o da Balkanlara uzanıyor trompetlerle. Bu arada albümde gitar yok, yani "Gulag Orkestar"'da dikkatimizi çeken Zach'in gitara kıllığı halen geçmemiş.

Çok güzel, çok çok güzel bir albüm. Mutlaka dinlenesi bir havası var. Balkanların o oynak havasından farklı olarak diğer yüzünü de ortaya koyuyor ve taa Amerika'daki stüdyosundan. Hele "Gulag Orkestar"'dan en büyük farkı yeni albümünün stüdyoda, eskisinin de Zach'ın evinde kaydedilmiş olması. Güzellik, ahenk hala yerinde duruyor. Ne mutlu bize.

MP3: Beirut - Nantes
MP3: Beirut - Guyamas Sonora

Beirut'un resmi sitesi
The Flying Club Cup'ın resmi sitesi
Beirut @ MySpace
Albümü satın almak için

6 yorum:

Tacim dedi ki...

Kabul, Gulag Orkestar son yılların en karşı konulmaz albümlerinden biriydi. Öyle ki bastırılan melankoliyi dışa püskürtmek için hepimize bir Zach Condon lazımdı. 2 yıılık mesai sonrası gelen yeni Beirut albümü yine destansı bir atmosferle dinleyeni sarsmaya hazır. The Flying Club Cup adlı albüm için direkt Gulag 2 yaftası getirelebilir. Değil maalesef, hatta iyi ki Beirut kendi dünyasından çıkmaya da gönüllü değil. Tavşanlar o şapkadan çıkmaya devam ediyorsa daha ne isteyebiliriz? Yeni bir Beirut albümünden ziyade bir Beirut albümü kalp hizamızdaki.

Sühan Gürer dedi ki...

Dogru söze ne denir:)

Ezgi dedi ki...

Albüm kapaklarının tasarımını ve fotoğraf seçimlerini de oldukça başarılı buluyorum ben.

Deuss Ex Machina dedi ki...

Tacim'in de belirttiği gibi Zach Condon ve şürekası, topu doksana yollamayı çok iyi beceriyor. Ballandırdığım konserde de bu açılımı fazlasıyla mesud bir şekilde göstermişlerdi. Israrlara dayanamayarak Şiki Şiki Baba'nın özel yorumunu dinlemek bile güzeldi. Melodik öğeler öylesine yerine yerleşmiş ki sadece kafileyi toplayıp başlıyoruz demeleri gerekiyor. Keza bu ikinci çalışma olan "The Flying Cup" ta öncekinin tekrarını barındırmadan yenilikleri arşınlamaya çalışıyor. İlk albüm tanıtım bültenlerinde belirtildiği gibi ince bir fransız şanson havası ile kotarılmış daha deneysel sesler bu albümde çeşitlilik adı altında bizlerin beğenisine sunuluyor. "A Sunday Smile" moda deyimi ile "Americana" formlarında bile yerleştirilebilecek bir düzenleme, eğer unutmadıysam buradaki konserlerinde de dinlediğimiz "La Banlieu" yine sistematik bir kurgu harikası. Balkan melodileri soldan soldan gelen western klavye ile dönüşüp bir oluyor. Albümün geri kalanını hakkındaki görüşlerim de yazmış oldukların ile de benzeşen öğeler taşıyor. Onun için o kadar da uzatmayacağım. Neticesinde Dinleyip Keyfi çıkartılması gereken bir kayıt ile kısa ve net bir eğlencelik ortaya çıkıyor....Takdirlerinize...

Adsız dedi ki...

yeni album cok guzel olmus ben cok sevdim bir daha gelsinler yine en onden izleyeyim istiyorum =)

uyumsuzpenguen dedi ki...

yeni album cok guzel olmus ben cok sevdim bir daha gelsinler yine en onden izleyeyim istiyorum =)