Nisan 2007 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nisan 2007 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.9.07

Patti Smith - Twelve (Columbia, 2007)

Patricia Lee (Patti) Smith, 7 yıllık bir adaylık serüveninden sonra bu yıl resmi olarak Rock Efsaneleri arasında yerini aldı. Öncelikle bahsedeceğimiz sanatçının kim olduğunu bilelim. Ben de bileyim. Eleştireceğim çünkü, dozu kaçırmamam lazım.

Geride bırakılan 30 yılı aşkın bir profesyonel müzik hayatı. Bunun yanında gösteri sanatlarına harcanan yıllar, şairliği ve aykırılığı. Bahsetmek uzun. Hakkında destanlar düzülebilecek biri. Ama merak eden açar okur, okumayan ise eksik kalır cinsinden bir insan.

Patti Smith hakkında ilgi çeken bir nokta albümleri arasında inanılmaz süreler var. "Wave" albümü 79'da çıkan Smith, sonraki albümü "Dream Of Life"'ı 9 yıl sonra 88'de, ondan sonraki "Gone Again"'i ise 8 yıl sonra 96'da çıkardı. 17 yılda 3 albüm. Patti Smith'e pek sıcak bakmayanlar için üretkenlik kıtlığı olarak nitelendirilen bu dönem şimdi Patti Smith'in coverlar içeren albümünün çıkmasıyla yeniden hortladı.

Patti Smith Nisan ayında yeni albümü "Twelve"'i çıkardı. Aslında albüm coverlardan oluştuğundan inceleme konusunda pek sıcak bakmamıştım ama Babylon konseri sebebiyle herkes bahsedince daha dikkatli bir göz atmak gerek diye düşündüm.

Albümde birçok efsanevi parçanın Patti Smith versiyonu var. Daha incelemeden söyleyeyim, Lose My Religion'ı coverladığından beri Tori Amos'a antipati duyuyorum. Böyle efsanevi parçaları yorumlamak cidden büyük cesaret işidir çünkü a) Efsanevi olmasının sebebi bir bakıma çok iyi yorumlanmasıdır b) Sittin senedir dinlediğimiz şekilden farklı şekilde duymak kulaklarımızı rahatsız eder.

Albümde neler var neler. Jimi Hendrix'in "Are You Experienced"'ı, , The Doors'un "Soul Kitchen"'ı, Nirvana'nın "Smells Like Teen Spirit"'i, Neil Young'ın "Helpless"'ı, vs.vs.

Baştan başlayalım. Bakalım bu parçaları Patti Smith yazmış olsa kaçı efsane olurdu. "Are You Experienced" olmamış. Hendrix'in o insanı canlandıran enerjisinden yoksunlaşmış parça ve çıtır çerez bir rock parçasına dönüşmüş. Arkasından Tears For Fears'ın "Everybody Wants To Rule The World"'ü geliyor. İlginçtir bir hayli beğendim. Albümde seçilen parçalardan bir hayli bir tabandan geliyor ve güzel bir değişim yaşamış. Neil Young'ın "Helpless"'ına gelince, arada kaldım. Hem güzel, hem de içim bir garip oldu. Rolling Stones'un "Gimme Shelter"'ına gelince Smith hemen bir vites atmış ileri. Ama Jagger'ın vokalini aradım ne yalan söyleyeyim. Acaba "Angie" daha iyi bir seçim olabilir miydi diye düşünmeden edemiyorum Smith'in tarzı açısından.

The Beatles'da "Within You Without You" ile karşımızda. İngiliz havasından Amerikan'a dönmüş güzel bir düzenlemeyle. Ama hani klasik bir Patti Smith parçası olmaktan öteye gidemiyor. Jefferson Airplane'in "White Rabbit"'i ile çok tehlikeli sulara girmiş Smith. Psychedelic Rock'ın resmi şarkısını yorumlamak. Vay canına. Sesi iyice açtım ki bu parçayla bugüne kadarki deneyimlerime benzesin. Parça bu haliyle de efsane olurdu ama tercihim her zaman Marty Balin vokali. Sırada Smith gibi çağdaş bir ozan Bob Dylan'ın "Changing Of The Guards"'ı var. E benzer kalemden olunca çok güzel yorumlamış. Albümün cidden bir adım ilerleten parçalarından. Arkasındaki Paul Simon'ın "The Boy In The Bubble"'ı ise yumuşaklığını kaybetmiş. Pek ısınamadım.

The Doors'un "Soul Kitchen"'ının yeniden canlanmasına gelelim. Çok ama çok güzel bir yorum. Şunu anladım, Smith kendisi gibi ozan olan sanatçıları çok daha iyi yorumluyor. Ruh eşliği midir nedir bilemem. Keza Nirvana'nın "Smells Like Teen Spirit"'inde de benzer bir durum var. Parça apayrı bir yön almış Smith'in elinde. Tamamen kendi parçası gibi özgün yorumlamış. Apayrı bir zevk aldım. The Allman Brothers'ın "Midnight Rider"'ının yorumu hafif country rock havasında güzel bir yapıya bürünmüş. Stevie Wonder'ın "Pastime Paradise"'ı albümde piyanonun olduğu tek parça ve yapısı itibariyle bunu gerektiriyor. Ama vokali duyunca burukluk hissettim. Stevie'yi istiyorum. Hani Coolio bile olur ama bu olmaz.

Sonuç olarak cesaret isteyen bir denemeden güzel bir sonuçla çıkmış birkaç istisna hariç. Kendi albümünü de bekliyoruz artık. Üretkenliği tükendi diyenlere nazire olarak zevkle dinleriz umarım.

MP3: Patti Smith - Changing Of The Guards (Bob Dylan)
MP3: Patti Smith - Soul Kitchen (The Doors)

Patti Smith resmi sitesi
Patti Smith @ MySpace

28.8.07

Avishai Cohen - As Is Live At The Blue Note (Half Note, 2007)

Avishai Cohen İsrail doğumlu yeteneği su götürmeyecek bir basçı ve besteci. Başarılı cazcı bugüne kadar birçok övgüyü hakedecek iş yaptı. 1970 doğumlu olmasına ve orta yaşlarına henüz girmiş olmasına rağmen tekniği ve ortaya koyduğu çalışmalarla şimdiden olgunluğa çoktan ulaştığını bize gösterdi.

1998 yılında ilk albümünü çıkaran sanatçı bugüne kadar toplamda 7 stüdyo albümüyle dikkat çekiyor. Bu yılın Nisan ayında ise ilk canlı albümü "As Is Live At The Blue Note" ile karşımıza çıktı. Albüm 2006 yılında Avishai Cohen'in trompetçi Diego Urcola ve saksafonist Jimmy Greene ile verdiği 2 konserden derlenen bir "performans albümü". Şu ana kadar 2007 yılında çıkan en iddialı performans albümü olma özelliğine de sahip bana göre.

Albüm aslında trio açısından genel olarak üst düzeyde başarılı. Ama albümü tamamen dinledikten sonra Avishai Cohen'in bas gitara hakimiyeti şapka çıkartıyor. Seyretsem kesin birkaç gün ağzım açık gezerdim, ona hiç şüphem yok. "Elli" başladığında öyle bakakaldım etrafa. Hareket edemedim.

Bu arada albümde sadece Cohen'i övmemek lazım. "Smash"'te Jimmy Greene solosuyla ön plana çıkmakta hiç zorlanmıyor. Trio genel olarak albümdeki parçaları çalarken albümlerdeki yumuşak ve bazen güçsüz noktaları tamamen ortadan kaldırmış. Performans boyunca bir gövde gösterisi izliyoruz sürekli. Hareket eksik olmuyor. Hatta "Caravan"'ın sonundaki bateri solosu bölümü bana Motörhead'i anımsatacak kadar hızlı.

Elbette Blue Note'ta dileyemediğimizden ve dinleme imkanı da sınırlı olduğundan böyle albümler gerçekten çok güzel ışık tutuyor bu performanslar açısından. Hareketli, güzel ve hatta bazı yönlerden ele avuca sığmayacak bir müzik için albümü mutlaka deneyin derim.

MP3: Avishai Cohen - Elli
MP3: Avishai Cohen - Remembering

Avishai Cohen resmi sitesi

16.8.07

The Nightwatchman - One Man Revolution (Sony, 2007)

Tom Morello her zaman yeteneğiyle olduğu kadar politik duruşuyla da öne çıkan bir sanatçı. Rage Against The Machine (RATM)'de Zach de la Rocha ile birlikte yazdığı sözlerde komünizmin yoğunluğu ve onun haricinde varolan sistemlere başkaldırılarıyla dikkat çekiyordu. Daha sonra Zach ile anlaşamayınca yoluna Soundgarden'ın yakışıklısı ve solo albümü "Carry On"'u burada incelediğim Chris Cornell çıktı ve Audioslave'i kurdular. Ancak bu grup beklenen başarıyı tam olarak yakalayamadı birkaç parça hariç.

Velhasıl Rolling Stone dergisinin gelmiş geçmiş en iyi 26. gitarist seçtiği Tom Morello Audioslave'in dağılmasından sonra arkadaşlarıyla olduğunda içine büründüğü The Nightwatchman projesini büyütme kararı aldı. O dönemde yazdığı parçalara yenilerini ekledi.

Albümden biraz geç haberim oldu ama dinledikten sonra arayı kapadım. Albümü özetlemek gerekirse müzikal açıdan Bob Dylan'ı andırıyor ve sözleriyle Bush'u yerden yere vurup ideolojik çağrılar yapıyor. Buram buram komünizm kokuyor.

Tom Morello elektro gitarını bırakmış ve unplugged olarak karşımızda. Melodiler çok alengirli değil, hatta basit. Bir bakımdan sohbet havasında geçiyor. Tom Morello'nun ozan tarafı var diyebilirim. Sözler de agresiflik var. Bu zaten RATM döneminden kalan bir özellik çok açık. Ama bu tarzını çok beğendim. Sözler ideolojik olarak uysun uymasın çok güzel kotarılmış. Takdiri hak ediyor bu konuda.

Tom Morello albüm turnesine çıkıyor ve turnede de unplugged olacağını açıkladı. Bu gitar üstadını bu şekilde dinlemek de güzel olacak. Umarım yolu bir gün Türkiye'ye de düşer.

MP3: The Nightwatchman - One Man Revolution
MP3: The Nightwatchman - The Road I Must Travel

The Nightwatchman resmi sitesi

18.7.07

Hey Hey My My - Hey Hey My My (Sober And Gentle, 2007)

Adını Neil Young'ın efsanevi bir parçasından alan Bordeaux'lu grup Hey Hey My My folk rock türünde gelecek vaadeden isimler arasında yer alıyor. Grup Julien Garnier ve Julien Gaulier adlı iki üniversite arkadaşı tarafından kurulmuş. Yaptıkları müziği kendileri için eğlence olarak tanımlıyorlar ve aksi bir şey yapmayı düşünemiyorlar.

Grubun albümünü ilk dinlediğimde gerçekten sıcak bir atmosfer karşıladı beni. Hatta canlı dinliyormuş hissine kapıldığımı söyleyebilirim. Müziklerinin tamamı folk rock üzerine konuşlanmış. Stüdyoya girdiklerinde doğaçlama olarak ortaya çıktığını söyledikleri melodileri ise insanı içine çekiyor. Bu konuda çok yetenekli olduklarını söylemem gerek.

Hey Hey My My ilginç olarak Fransa'da folk rock yapıp İngilizce şarkı söyleyen ender gruplardan. Bunun bir sebebi de Neil Young hayranlıkları olsa gerek. Vokali hem kendileri yapıyorlar, bazı çalışmalar için de ismini henüz öğrenemediğim bir bayan vokal kullanıyorlar. Konserlerinde de bayan vokal kullanıyorlar.

Müzikleri hareketli çalışmalarda I'm From Barcelona havası veriyor. "I Need Some Time", "Easy" ve "Want It More"'da bu benzerlik ciddi ölçüde dikkat çekiyor. Elbette onlar gibi benzeri bir yakınlık ve samimiyet hissi doğuruyor bu da.

Albümde beğendiğim çalışmalar:

1) Merry Land
2) I Need Some Time
3) Easy
5) Belle And Julian
9) Morricone
10) Want It More
14) A True Story

MP3: Hey Hey My My - I Need Some Time
MP3: Hey Hey My My - Want It More

Hey Hey My My @ MySpace

27.6.07

Michel Camilo - Spirit Of The Moment (Telarc, 2007)

Michel Camilo daha önce bu sayfalara Tomatito ile birlikte çıkardığı ikinci albüm olan muhteşem "Spain Again" ile konuk olmuştu. Şimdi yine kendi bir albüme imza attı ve bizi kucaklıyor piyano üzerinde gezen o yetenekli parmaklarıyla.

Albüm Michel Camilo trio'ya ait, basta Charles Flores ve davulda Dafnis Prieto. Zaten Michel Camilo'nun tüm solo albümlerinde neredeyse bu üçlü var. Birlikte ne kadar güzel işlere imza attıkları düşünülürse bu çok doğal. Albüm Nisan ayında piyasaya çıktı o yüzden hafif geç kaldım incelemekte ama ne yapalım.

"Just Now" ile gerçekten güzel ve neşeli bir havayla başlıyoruz doğrudan albümde. Hafif gospel havasına sahip bir caz türevi var karşımızda. Ray Charles vokali gelse şaşırmayacağım bir çalışma. Piyanoda yine uçup gidiyor Camilo'nun parmakları. Bundan daha güzel bir giriş olamaz. "My Secret Place" ise haylice melankolik havada. Alıp götürüyor piyano girişten itibaren ve sonbahar rüzgarı gibi etrafınızda dolaşıp duruyor. Albüme adını veren "Spirit Of The Moment" bize yine neşemizi kazandırmayı amaçlayan Küba purosu kokusunda bir caz. Hareketli ve olumlu havasıyla hemen bir Mojito hazırlayıp eşliğinde içesi geliyor insanın ama 5 dakika kısa süre.

"Repercussions" klasik bir caz. Güzel bir yapısı var. Birinin peşinden koşturuyor edasında dur durak bilmiyor. "Nefertiti" bizi yine romantizmin içine atıyor ve bırakıyor. Sessiz ve derin bir altyapının üzerine örtülen piyano melodileri. Takip eden "Nardis"'te ise Türk melodileri mi hissettim yoksa bana öyle mi geldi bilmiyorum ama çok sevdim. Piyano neredeyse triodan bağımsız alıp başını gidiyor başka diyarlara ve bizi de peşinden sürüklüyor. "Trilogy" ise yumuşak başlayıp daha sonra silkinip kendine geliyor. Güzel bir cazla devamını getiriyor arada hafif kıvraklaşarak.

Hazır hızımızı almışken diyerek "Giant Steps" ile daha da hız alıyor. Biraz free caz havası var. Michel camilo sınır tanımıyor ve yıkıp geçiriyor. Parmakları piyanonun üzerinde uçup gidiyor. Ama bu uzun sürmüor. "A Place In Time" başladığı an her şey yavaşlıyor, zaman neredeyse duruyor. Belki Budapeşte'deki bir romantik haftasonu, belki bir toplantı sırasında gelen güzel bir mesaj ama her neyse, bu müzik o an için. Ve şimdi dans zamanı "Hurry Up And Wait" ile. Albümün genelinde insanın ruhunu bir o yana bir bu yana çekmekten hiç de utanmayan Camilo hala buna devam ediyor ve enerjik bir çalışmaya imza atıyor. Bittiğinde enerjim de tükenmek üzere. "Liquid Crystal" da bu yüzden dinlendirmeyi amaçlıyor. Hafif Trip hop ve caz karışımı. Albümdeki son çalışma "Solar (Explorations)"'ın albümün bitişine her haliyle üzüldüğü çok belli. Arada bir neşelenen ama genelinde hüzün barındıran bir çalışma.


MP3: Michel Camilo - Just Now
MP3: Michel Camilo - A Place In Time

Michel Camilo'nun resmi sitesi

29.5.07

Maximo Park - Our Earthly Pleasures (Warp, 2007)

Maximo Park vokallerde Paul Smith, elektro gitarda Duncan Lloyd, bas gitarda Archis Tiku, klavyede Lukas Wooller ve bateride Tom English'ten oluşuyor. Grup 2000 yılında kuruldu ve ilk single'larından sonra Warp Records'la çalışmaya başladı. Maximo Park Warp açısından önemli bir grup çünkü müzikalite açısından plak şirketine zenginlik ve çeşitlilik katıyorlar.

2005 yılında ilk albümleri "A Certain Trigger"'ı çıkaran grup daha sonra turlara başladı ve gördükleri ilgi daha da arttı. İlk albümleri 2005'in en iyi albümlerinden biri olarak gösterildi ve NME'ye özel Rock turunda Kaiser Chiefs'in altında yer aldılar. Ben olsam üstlerine koyardım ama neyse.

Grup 2006 yılının Ağustos ayında yeni albüm çalışmalarına başladığını açıkladı ve bundan sonra heyecanlı bir bekleme dönemi başladı. Yeni albümleri "Our Earthly Pleasures" 2 Nisan'da yine Warp Records etiketiyle piyasaya çıktı.

Albüm yoğun bir enerji içeriyor. Bu açıdan Bloc Party benzeri bir enerjik pop rock havası var. Ancak özünde indie rock ilkelerine bağlılığıyla dikkat çekiyor. Bunun yanında klavye de ekstra güç katıyor. Klavyede dikkatimi çeken bir nokta elektro gitarla çoğu zaman aynı melodiler üzerine yoğunlaşması. Duncan Lloyd'un yeteneği sebebiyle de ortaya çok güzel bir kompozisyon çıkmış.

Albümdeki müzik yapısının dışında sözler de dikkat çekici. Çoğu da gitarist Dundan Lloyd'a ait. Ancak Archis Tiku, Lukas Wooler ve Paul Smith de başka parçaların sözlerini yazmışlar. Bu açıdan da güzel bir çeşitlilik olmuş.

Albümde dikkat çeken çalışmalar:

1) Girls Who Play Guitars
2) Our Velocity
4) Russian Literature
5) Karaoke Plays
6) Your Urge
7) The Unshockable
8) By The Monument
10) A Fortnight's Time
12) Parisian Skies

Maximo Park'ın resmi sitesi
Maximo Park @ MySpace
Maximo Park'ın yeni single'ı "Our Velocity"'nin klibi @ YouTube

21.5.07

Aleksi Perala - Project V (Rephlex, 2007)

1976 Finlandiya doğumlu Aleksi Perala 1999'dan beri Rephlex çatısı altında çeşitli proje isimleriyle çalışmalarını yayınlayan bir prodüktör. Rephlex çatısında olması sebebiyle IDM yaptığını tahmin etmek güç değil. Ancak 7 yaşından beri piyano çaldığı için prodüksiyonlarına farklı bir gözle yaklaştığını belirtmek de gerekiyor.

Ovuca ve Astrobotnia projelerinden bugüne kadar 5 albüm yayınladı ve şimdi de 6.sıyla karşımızda. Tüm bu çalışmalar da Rephlex'ten yayınlandı. Özellikle Ovuca projesi ile çok dikkat çekti. Ancak kendi adıyla ön planda olmadığı için sanırım artık projeleri bir süreliğine rafa kaldırıp kendini tanıtma çalışmalarına girmiş olacak. Bu albümle de bu konuda güzel bir adım attığını söyleyebilirim.

Albüm Nisan ayının başında yayınlandı. Ayrıca uzunçalar olarak da aynı tarihte piyasaya sürüldü. Şu ana kadar aldığı tepkiler de çok iyi. Son dönemde IDM türünün biraz üvey evlat muamelesi gördüğü düşünülürse sırf bu bakımdan bile dikkat edilmesi gerekiyor.

Albümün genelinde piyano ve org melodileri ağırlıkta. Bu şekilde çalışmalarına biraz romantik bir hava katıyor. Bunun yanında çoğunlukla aksak ve kesik ritmlerden uzak duruyor. Elbette kesik vuruşlar var ancak kullanımı az oranda ve temelde arka planda kalıyorlar. Açıkçası Aphex Twin'in tarzına hayli zıt bir yapısı var. Rephlex'ten böyle farklılıkları görmek de çok güzel.

Albümde tezatlıklar, atonlar yoğun. Albümün genel havası Kabala'nın modern bir versiyonla resmedilmiş hali gibi ve bu özellikle "Purple Rain"'de daha da ayyuka çıkıyor. Fonda antik şarkıları söyleyen kadın ve erkek, üstte ise IDM. Gerçekten dikkat çekici.

Albüme pek de uymadığını düşündüğüm üç çalışma trip hop esintili "Spacetime", basit bir 8 bit idm kopyası olan "Sunbath" ve tekno idm karışımı "Dark Energy". Üçü de gerek yapıları gerekse de müzikaliteleri açısından pek vasatlar ve albüme hiç yakışmamışlar. Albüme 9 çalışma koysaydı ve bunları atsaydı çok daha makbul olurdu bana göre.

Albümde dikkat çeken çalışmalara gelince...

1) Rocking Chair
3) Path
4) Muska
5) Purple Rain
10) Feast

Ovuca Projesinin Resmi Sitesi

4.5.07

Nine Inch Nails - Year Zero (Interscope, 2007)

Nine Inch Nails veya diğer adıyla NIN, 1988 yılında Trent Renzor etrafında kurulan bir endüstriyel rock grubu. Aslında grup demek biraz garip kaçıyor çünkü grup Trent Renzor'un kendisi. Grubun diğer üyelerinden hiçbirisi resmi bir üye değil. Trent Renzor grubun müziğini yazıyor (Büyük çoğunluğu ona ait), sözlerini yazıyor, grubun müzikal anlamdaki yönünü belirliyor. Daha basit açıklamak gerekirse Trent Renzor ne isterse o oluyor, ne istemezse de o olmuyor. Elbette 1997'de Time dergisi tarafından Amerika'daki en etkili 25 kişiden biri gösterilmesi de onun neden böyle bir yol seçtiğini veya doğru kararlar verip veremediğini de gösteriyor.

Trent Renzor'un NIN'in başarılarının önüne geçmek gibi bir derdi yok bunu da söylemek lazım. NIN sadece Amerika'da 10 milyonun üzerinde satış rakamına ulaşmış, Rolling Stone dergisi tarafından gelmiş geçmiş en iyi 100 grup arasında gösterilmiş bir oluşum.

1989 yılında gelen ilk albümleri "Pretty Hate Machine" ile ilgileri toplayan grup bu albümle 2 yıl boyunca listelerde kaldı ve bir platin albüm kazandı. Daha sonra ikinci albümleri "The Downward Spiral" 1994'te piyasaya çıktı ve Amerika'da 2. sıradan albüm listesine girdi. Bu en çok satan albümleri de oldu tabii. Efsanevi "Closer" adlı çalışmaları da bu albümde yer alıyordu. "Closer"'ın videosu ise MTV tarafından bir hayli kesilip biçildikten sonra ancak yayına uygun olarak kabul edildi. Orjinal klip ise NIN'in endüstriyel, sert, karanlık ve agresif tarzını yansıtan bir yapıdaydı.

5 yıllık bir eziyet döneminden sonra sonunda dinleyicileri hasretlerini bitirdiler ve 1999 yılında iki disklik yeni NIN albümü "The Fragile" piyasaya çıktı. Albüm ne yazık ki Interscope'un bir nebze pazarlama gazabına uğradı ve ilk haftasında bile 228.000 kopya satmış olmasına rağmen sonunda satış rakamı düşük kaldı. Albüm genel olarak olumlu tepkiler aldı ancak benim yorumum asla bir "The Downward Spiral" olmadığı yönünde hala. 2005'te son albümleri "With Teeth"'i yayınlayan grup bana göre "The Fragile"'dan daha başarılı bir iş ortaya koydular ama bazı eleştirmenler orjinal bir şey olmadığı yönünde ağır eleştirilerle karşıladılar. Bunda tabii NIN'in orjinallik üzerine kurduğu bir fikir yapısının da etkisi var haklarını vermek lazım.

Gelelim yeni albüme. Albümde Amerikan politikasına çok temiz bir giydirme yapısı var. Daha "Hyperpower" adlı ilk çalışmadan ve çalışmanın gücünden bu anlaşılıyor. Keza 11. çalışma "Meet Your Master" da benzer bir yapıda. Sonunda eski Renzor'a kavuştuk diye düşündüm en baştan. MTV'yi eskisi kadar takmadığına çok sevindim.

Albümde bunun haricinde bağımlılık ve din konularında başkaldırı da mevcut zira bu yeni bir şey değil. Eski albümlerinin devamı olarak görülebilir sözleri konusunda.

Albüm bundan 15 yıl sonrasına atfen yazılmış bir mektup niteliğinde. Bunun yanında müziği açısından da geleceğe göz kırpıyor. Akılda kalan melodi albümde yok gibi "The Good Soldier" hariç. Ancak sertlik ve kararlılık vokalde, synthlerde ve vuruşlarda kendini gösteriyor. Bu bakımdan "Closer"'la yapısal benzerliği dikkat çeken "Vessel" oldukça güzel. Buna tezat olarak da "Me, I'm Not" adlı çalışmada da yoğun bir trip hop havası var. Massive Attack o çalışmayı yayınlasa yadırgamazdım. Bunun yanında IDM'e birçok yönden göz kırpıyor albüm. Renzor son dönemde çok mu Squarepusher dinlemiş acaba merak ettim şimdi.

Albümde kesinlikle hazzetmediğim tek çalışma ise "The Great Destroyer". Müzikal anlamda albüme hiç yakışmıyor bana göre. Orjinal değil, klasik bir kopya izlenimi verdi. NIN'i takip eden gruplardan ancak böyle bir çalışma gelse mantıklı gelirdi. Neyse bu kadar kusur kadı oğlunda da olur diyelim.

Dürüstçe söylemek gerekirse albüm "The Downward Spiral" kadar etkileyici değil ancak ondan beri çıkan en iyi albüm olarak nitelemek de bence doğru. En azından NIN'den yeni bir albüm bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmayacağını düşünüyorum. Eskiden beri başkaldırı ve agresif bir tavır üzerine kurdukları felsefi altyapılarını devam ettiren ve bunu müzikal açıdan güzel sunan bir albüm.

Beğendiğim çalışmalar:

1) Hyperpower!
2) The Beginning Of The End
3) Survivalism
5) Vessel
8) My Violent Heart
10) God Given
16) Zero Sum

Not: Albümdeki çalışmalarla ilgili tanıtım ses kesitleri vermedim çünkü aşağıdaki MySpace sayfalarından tüm albümü dinleyebilirsiniz.

NIN'in Resmi Sitesi
NIN @ MySpace (Albümü tamamen dinleme imkanı mevcut)
Albümün tanıtım klibi @ YouTube
Albümün ilk plağı "Survivalism"'in videosu @ YouTube
Trent Renzor'la albüm hakkında yapılan bir röportaj @ YouTube

1.5.07

Arctic Monkeys - Favorite Worst Nightmare (Domino, 2007)

Sheffield'den geçen sene hızlı bir şekilde çıkan mahşerin dört atlısı Alex Turner, Matt Helders, Jamie Cook ve Nick O'Malley kaldıkları yerden devam ediyorlar. "Whatever They Say I Am, That's What I'm Not" albümleri İngiltere'nin gelmiş geçmiş en hızlı satan çıkış albümü oldu. Bunun üzerine geri adım atmamak gerektiğinden yola çıkan Arctic Monkeys festivallerde adını daha da üst sıralara yazdırmak amacıyla stüdyoya girdiler ve karşımıza yeni albümleriyle çıktılar.

Bu arada 2006'nın adından Gnarls Barkley ile birlikte adından en çok söz ettiren grubunun geçen sene kazandığı başarılar, NME dergisi 2006'nın en iyi albümü ödülü, Time dergisi 2006'nın en iyi albümü ödülü, Hot Press dergisi 2006'nın en iyi albümü ödülü, NME ödülleri 2006'nın en iyi albümü, Brit Awards 2006 en iyi İngiliz albüm, Q Awards 2006 en iyi albüm vs.vs. daha gidiyor.

Grup olarak da NME, Brit Awards 2006 ve Muso ödüllerinde en iyi çıkış yapan grup, yine NME'de en iyi İngiliz grubu, Brit Awards 2007'de en iyi İngiliz grubu gibi bir ton ödülü aldılar.

Şöyle bir denklem yazıp albümü açıklayayım:

Favorite Worst Nightmare = mc2

1) Brainstrom - Başladığında ilk aklıma gelen şey etrafımdaki eşyaları boşaltmak oldu. İnanılmaz bir hız. Sözler "300" filmindeki oklar gibi uçuşuyor. Gitar melodileri güçlü ve çok etkileyici.

2) Teddy Picker - Hafif pop etkisi var. Gitarın yoğun havası devam ediyor. Hafif bir son dönemlerindeki "Offspring" hvası seziliyor.

3) D Is For Dangerous - Aksak vuruşların yanında ön ve arka vokallerle başlıyor. Gitardaki yoğun enerjinin devamı var burada da.

4) Balaclava - Gruptaki iki gitar daha da başarılı bir şekilde işlemeye çalışıyor. Eski hard rock modeli gitar melodileri var nakarat bölümünde. Lokomotif etkisi yaratıyor bu şekilde.

5) Flourescent Adolescent - Albümün en garip isimli çalışması olarak başlıyor. Yine popvari bir rock edasında. Çok eğlenceli. Biraz daha zorlansa ska tarzına oturacak. Çok beğendim. Festivaller için biçilmiş kaftan.

6) Only Ones Who Knows - 1960'lardaki Kaliforniya sahil kenarı havası taşıyan bir gitar melodisiyle başlıyor. İngiliz aksanı bile bu havadan çıkaramıyor sizi pek. Albümde onca enerjik parça arasında gayri resmi bir 3 dakika mola olmuş bu.

7) Do Me A Favour - Hispanik bir gitar melodisi var. "From Dusk Till Dawn" hissiyatı yarattı. İnsanın içinde alkışla eşlik etme hezeyanı doğuruyor. Hikaye her ne kadar Sheffield'da bir kızla alakalı olsa da ben hala Meksika sınırında üstü açık bir Camaro'dayım ve güzel melodinin tadını çıkarıyorum. Parça yükseldiğinde ise polisler beni takip etmeye başlıyor ama sonunda izimi kaybettiriyorum güzel bir bitişle.

8) This House Is A Circus - Yine aksak vuruşlu ska benzeri eğlenceli bir çalışma. Vokal taramalı tüfek misali ve yakalamanın imkanı yok.

9) If You Were There, Beware - Hareketli olacağa benzeyen bir gitarla başlıyor ve arkasından fırtına kopuyor. Güçlü girişin ardından vokal çok sakin geliyor. Gerçekten güzel bir çalışma.

10) The Bad Thing - Hafif bir rock n roll ritmiyle başlıyor ve vokal yine çalışmanın hızına uyan cinsten uçup gidiyor. Sonradan gelen melodi de buna uygun biçimde.

11) Old Yellow Bricks - Sonlara yaklaşırken iş biraz pop rock'a dönüyor. Vokal neşeli bir havada. Basit gitar melodisi ise buna uyum sağlıyor.

12) Sos - Albümün sonuna geldiğimde içimde hüzün var ama nedense yüzümde bir gülümseme var. Bu gülümseme albümü dinginleştiren çalışmayla devam ediyor. 6. çalışma gibi arka fonda sahil melodisi var. Sonradan hareketleniyor çalışma ama nedense albümdeki genel başarı ve enerjiyi yakalayamıyor bana göre. Zayıf halkayı sonunda bulduk geç de olsa. Neyse bu kadar kusur kadı kızında da olur.

Not: Albümün en büyük handikapı sadece 37 dakika 34 saniye olması. Yazık günah valla koca cd'ye. Tadına doyamadan bitiyor şipşak. Neyse Rock Werchter performanslarını dört gözle beklemekten başka çarem yok artık.

"Brianstorm"'un Videosu

Arctic Monkeys Resmi Sitesi
Arctic Monkeys @ MySpace

28.4.07

Ratatat presents Remixes Vol II (White Label, 2007)

Ratatat deyince son 1 yıldır akan sular duruyor benim için. Amerika'yı tabiri caizse sallayan ikili Avrupa'yı da sallamaya başladı. Amerika turnelerinin arkasından Avrupa Turnelerine de Istanbul'da Maximo Park ile verdikleri konserle başladılar Dinamo FM'in Radarlive etkinlikleri kapsamında.

Ratatat geçen sene yayınladığı Ratatat - Classics albümüyle bu sayfalara da konuk olmuştu. Skidmore Koleji'nde okurken tanışan ikili bu albümle çok büyük bir satış rakamına ulaştı.

Ratatat 2004 yılında yine resmi olmayan yollardan yayınladığı Ratatat presents Remixes Vol I'den sonra şimdi de serinin ikincisini de yine hiçbir sanatçıdan izin almadan el altından yayınlıyor. Elbette RIAA bu konuda bir şeyler söyleyecektir ama biz keyfimize bakalım.

Ama önce Ratatat'ın resmi sitesinden aldığım linklerle ilk albümden birkaç parça sunalım.

3) Missy Elliot - Hot
8) Method Man - PLO Style
14) Ghostface Ft Jadakiss - Comp. Run

Gelelim yeni albüme. Hip hop ve rap'in elektronik yaklaşımındaki güzellik tam anlamıyla ortaya çıkıyor. İzin alınmamış olması beni zerre kadar etkilemiyor çünkü ortaya çıkan iş muhteşem. Benzeri şekilde Cut & Run'a da saygım sonsuz. Albümde herkesi silah zoruyla dans ettirecek birçok çalışma var.

Ratatat albüm boyunca çalışmaların orjinal versiyonları sadık kalarak üzerine kendi gitar ve keyboard melodilerini eklemişler. Bu bakımdan ilk albümle de benzer bir yapı içerisindeler. Ancak ekledikleri melodiler parçanın ve sözlerin yapısına çok uygun ve bu şekilde çalışmaları çok daha etkili bir hale getirmiş.

Ratatat bu albümlerle hip hop ve rap açısından yeni bir kapı aralayabilir. Dr. Dre'nin başlattığı egzotik melodi kullanımı artık yerini Ratatat versiyonu melodilere bırakabilir ve bu da güzel bir geçiş olacaktır. Albümü dinleyenler de zaten bunu anlayacaklar.

Şimdi de bu albümden birkaç lezzet tatmaya geldi sıra.

1) Young Buck, T.I. & Ludacris - Stomp
2) Notorious B.I.G. - Party & Bullshit
3) Jay-Z & Notorious B.I.G. - Allure (Albümün bana göre en iyisi)
4) Z-Ro, Devin The Dude & Juveline - The Mule
5) Young Buck - Shorty Wanna Ride
6) Beanie Sigel & Jay-Z - Glock Nines
7) Despot - Freestyle
8) Memphis Bleek - Alright
9) Slim Thug, T.I. & Bun-B - Three Kings
10) Young Jeezy & Bun-B - Over Here
11) Kanye West - Diamonds
12) Beans - Freestyle
13) Notorious B.I.G. - Dead Wrong
14) Saigon & U.G.K. - We Gon' Ride

Linkler yine Ratatat'ın resmi sitesinden ve All Things Go bloğundan alındı.

Ratatat'ın Resmi Sitesi

24.4.07

Jimi Tenor & Kabu Kabu - Joystone (Sahkö, 2007)

Daha önce Jimi Tenor'un "Jimi Tenor - Deutsche Grammophon Recomposed By Jimi Tenor (Deutsche Grammophon, 2006)" albümünü incelerken kendisinden geniş olarak bahsettiğim için bu sefer bu noktayı es geçiyorum. Ancak yeni bir gelişme olarak Jimi Tenor'la Helsinki'deki Scandic Marski otelinin lobisinde yaptığım röportaj önümüzdeki ay Trendsetter dergisinin Noize ekinde yerini alacak. Oldukça ilginç bir röportaj oldu.

Şimdi gelelim Jimi Tenor'un son dönemde yaptığı çalışmalara. Röportaj Mart ayının ortasındaydı ve o zaman yeni çıkaracağı albüm hakkında bilgiler verdi. Almanya'da yaşayan ve biri hariç tüm üyeleri Afrika kökenli olan Kabu Kabu ile ortak projelerinden bahsetti. Bu ortak projenin ilk meyvesi olarak da Joystone albümünü bana verdi. Albümü o zamandan beri zevkle dinliyorum ancak albüm çıkmadan incelemesini yazmak istemedim.

Albüm bugün resmi olarak raflardaki yerini aldı. Finlandiya'ya özel olarak da 10 gün önce piyasaya sürülmüştü. Ne yazık ki albüm Türkiye'ye gelmiyor sanırım ancak ilgilenenler için Jimi Tenor ile görüşüp ona sipariş verebilirim.

Jimi Tenor bu albümde Kabu Kabu ile ortak çalışması sebebiyle tür olarak kendine biraz daha farklı bir bakış açısı sağlamış. Daha önce cazı tekno ve fusion gibi birçok türle harmanlayan sanatçı bu sefer olaya Afrika yönünden yaklaşmış. Ortaya da güzel bir Afrika esintili fusion caz çıkmış.

Albümde en çok dikkat çeken vurmalı çalgıların etkisi, bas gitarın yoğun ve etkili kullanımıyla birlikte Jimi Tenor'un yeni favori çalgısı flüt. Jimi Tenor albümde vokal, flüt, saksafon, klavye ve elektronik altyapıda kendini göstermiş. Vokalde ona yer yer eşlik eden isimse Nicholas Addo Nettey. Bu arada Kabu Kabu da davulda Ekow Alabi Savage, perküsyonda Akinola Famson ve bas gitarda bir Polonyalı olan Patrick Frankowski'den oluşuyor ve albümde yerini alıyor.

Albüm Afrika'dan kopup gelen eğlenceli bir dinleti açısından birebir. Bu arada yeni albüm çalışmaları da devam ediyor ve yapım aşamasında dinlediğim 2 çalışma da çok güzel. Takip edilmesi gereken bir proje olacak kesinlikle.

Albümdeki çalışmalar:

1) Anywhere, Anytime
2) Green Grass
3) I Wanna Hook Up With You
4) Hot Baby
5) Bedroom Eyes
6) Hermetic Man
7) Love Is The Only God
8) Ariane
9) Smoking
10) Horror Water
11) Sunrise
12) Dede

Jimi Tenor'un Resmi Sitesi

Tanıtım parçaları Juno Records'dan alınmıştır. Jimi Tenor izin verirse buraya bir veya iki çalışmasının linklerini de koyacağım.