6.7.07

Rock Werchter Günlüğü - 2. Gün (Isınıyoruz)


Uykusuzluk ve yorgunluk sebebiyle uykuya ihtiyaç bünyelerimiz inceden donmamız sebebiyle bu ihtiyacını pek gideremedi. Gece bir ara titredik soğuktan. Neyse iyi bir ders oldu ve sabah sırayla muz, nescafe ve biradan oluşan kahvaltımdan sonra Recep'i de kaldırıp ver elini Leuven dedik. Otobüsle 15 dakikalık bir yolculuktan sonra vardığımızda hemen kamp malzemeleri satan bir dükkan aramaya başladık. A.C. Challenge adlı bir mağazayı bize önerdiler ve bulduğumuzda delicesine saldırdık her gördüğümüz sıcaklık verecek alet, edevat ve kıyafete.

Çıktığımızda mat, yastık, şilte, matara almıştık ve o gece rahat uyuyacağımızın hayaliyle festivale geri yöneldik. Recep'in yoğun ısrarları sonrasında onu 1-2 saat uyumaya bırakıp ben festival+bira kombinasyonuma geri döndüm. Günü güzel ve eğlenceli bir Oi Va Voi performansıyla açtım. Aslında Babylon'a geldiklerinde gitmek istiyordum ve sonrasında gelen tepkilerden kaçırdığıma çok üzülmüştüm. Çadır büyük ve erken saatte çok da dolu olmadığından (Boş derken içeride 2-3 bin kişi vardı yine) tam sıcaklığı alamadım. Eminim Babylon'daki konser daha sıcak geçmiştir.

Daha sonra bir yarım saat kadar Kings Of Leon'u seyrettim. Güzeldi ama çok takıldığımı söyleyemem. Zaten yarım saatten sonra Recep efendiyi kaldırmaya yöneldim kamp alanına. Geri döndüğümüzde ortam iyice ısınmıştı ve Kings Of Leon son demlerindeydi. Kaiser Chiefs konserinde önlerde olmak isteyenler bira ve yiyecek takviyelerini yapıyorlardı. Derken Kaiser Chiefs başladı. Çıtır çerez eğlence amaçlı bir grup oldukları gerçeği öne çıktı ve her ne kadar albüm para etmese de insanlar genel olarak konserde bir hayli eğlendiler. Ruby Ruby Ruby diye bağırıp durdular.

Bloc Party çıktığında zaten gazı almış olan seyirciler daha da çoştular. Bana müzikal olarak albümden biraz daha basit geldi canlı performansları ama yine de genel anlamda güzeldi. Yeni albüme daha çok yer verdiler ve albümü de beğendiğimden hoştu. Arkasından Queens Of The Stone Age çıktığında ben bira limitime gelmiştim ve dinlenmem gerekiyordu. Utanarak söylüyorum bir yarım saat kestirdim. Aksi taktirde Arctic Monkeys ve Pearl Jam'de maymunları oynayabilirdim. Ama QOTSA'nın dinlediğim bir saati çok iyiydi. Belki de o tadın rahatlığıyla uyuyabildim. Çok büyük bir QOTSA fanatiği olmamama rağmen canlı olarak albümden daha çok sevdim. Ama alkol işte.

Arctic Monkeys benim için hayal kırıklığı oldu. Glastonbury'deki performanslarının çok beğenilmediğini duyduktan sonra belki burada coşarlar coştururlar diyordum ama olmadı, olamadı. Parçaları sırayla çaldılar sessiz ve sakin liseli çocuklar gibi. Sonra da gittiler. Müzik güzel, eğlence sınırlıydı. Ben daha hareketli, içten, interaktif bir şey bekliyordum. Bu üzdü. Pearl Jam ise yılların tecrübesiyle bir çıktı pir çıktı. Çıktığında ana sahne zaten çok kalabalıktı. Dinleyenleri aldılar, yıllar içinde çok güzel bir geziye çıkardılar. Seyircinin etkisini burada gördüm direk. "Black"'i yaklaşık 60 bin ağızdan dinlemek çok ama çok duygulandırdı beni. Ama tabii ertesi günlerde neler göreceğimi bilmiyordum.

Festivalin havasına girdik artık. O gün moralimi bozan tek şey 17 yaşındaki Hollandalı bir gencin bana bunun 4. Rock Werchter festivali olduğunu söylemesiydi. Vay canına dedim, ne diyim. Ben de 29 yaşımda ve ilk Rock Werchter'im dedim. Kilometre hesabından bile kurtarma şansım yok hiç.


Yarın 3. gün (2-3 litre su kaybı)...

2 yorum:

Batur dedi ki...

İmrendim allah canımı alsın:)

humeyra dedi ki...

ben de cok kiskandim simdi.. kaiser chiefs, bloc party, arctic monkeys..